14 Haziran İngiltere basın özeti

Telif hakkı BBC World Service

İngiltere'nin Avrupa Birliği üyesi olarak kalıp kalmayacağının oylanacağı gelecek haftaki referandum öncesi, ülke basını bu konudaki haber ve yorumlara geniş yer vermeye başladı.

Times ve Daily Telegraph referandum öncesi yapılan iki farklı kamuoyu yoklamasını taşıyor manşetine.

İki kamuoyu yoklamasında da AB'den çıkma yanlılarının öne geçtiği görülüyor.

Times'da yer alan YouGov şirketinin yaptığı ankete göre AB'den çıkma yanlılarının oranı yüzde 46'da. Birlikte kalmayı isteyenlerin oranıysa yüzde 39 olarak görülüyor. Ankete katılanların yüzde 11'i kararsız olduklarını söylerken, yüzde 4'ü oy kullanmayacağını söylüyor.

'AB'den çıkma yanlıları önde'

Daily Telegraph'ın yaptırdığı ankete göreyse kesin oy kullanacağını söyleyen katılımcılar arasında İngiltere'nin AB'den ayrılmasına destek verenlerin oranı yüzde 49, kalmasını isteyenlerin oranıysa yüzde 48.

Gazete Nisan başından bu yana birlikten çıkma yanlılarının ilk kez anketlerde öne geçtiğini ve bu durumun başını Başbakan David Cameron'ın çektiği AB'de kalma kampanyasında panik yarattığını yazıyor.

Gazete AB'den ayrılma yanlılarının son günlerde öncelikle göç konusuna değindiğini ve özellikle de Türkiye AB üyesi olursa ülkeye gelecek yabancı sayısına odaklandığını söylüyor. Daily Telegraph, Türkiye'nin olası AB üyeliğinin ülkedeki referanduma etkilerini başyazılarından birine de taşımış.

'Türkiye'nin statüsü oylama öncesi anlatılmalı'

"Türk sorunu" başlığını taşıyan makalenin ilk satırlarında "AB referandumu kampanyası sırasında bize söylenmeyenler de söylenenler kadar önemli. Gelecek birkaç yılda AB'de kalma taraftarlarının itiraf etmediği ya da aksi yöndeki kanıtlara karşın, karşı çıktığı gelişmeler olacak. Bunların belki de en problemlisi Türkiye'nin statüsü. " deniyor.

Daha sonra gazete, "Başbakan David Cameron'ın geçen Pazar günü BBC'de Türkiye'nin AB üyesi olmasını engelleyecek veto hakkını kullanıp kullanmayacağı sorusuna yanıt vermediğini ve böyle şeyin olmayacağını söylemekle yetindiğini" kaydediyor.

Daily Telegraph şöyle devam ediyor;

"Ancak İngiltere'nin uzun süredir yürüttüğü politika Türkiye'nin AB üyesi olmasına yardım etmek. Cameron 2010'da, başbakan olmasında kısa bir süre sonra 'Türkiye'nin AB üyesi olması ekonomimiz, güvenliğimiz ve diplomasimiz için hayati önemde' demişti. Bu tutumunu 2014'te de tekrarladı. Bu iki farklı tutum nasıl uzlaşacak? Cameron Türkiye'nin AB üyesi olmasını desteklemekle birlikte Ankara'nın insan haklarıyla ilgili koşullar da dâhil, kriterleri yerine getirmesinin onlarca yıl alacağını söylüyor. Ama AB liderlerinin Türkiye'nin umutlarına taş koymakta isteksiz olmasının gerçek nedeni İslamcı terörle mücadelede cephe ülkesi olması ve Avrupa'daki göç krizine karşı koymakta Ankara'nın yardımının gerekliliği."

'Ankara'nın elindeki kozlar'

Daily Telegraph bu noktada Ankara'nın önemli kozlara sahip olduğunu ve bu nedenle Türk vatandaşlarına Schengen bölgesine vizesiz seyahat hakkının verileceğini vurguluyor. Gazete sızan diplomatik yazışmaların da İngiltere'nin de bazı Türk vatandaşlarına özel seyahat hakkı verebileceğini gösterdiğini yazıyor.

Gazetenin başyazısı, "Türkiye'nin AB'ye üye olmasının etkileri çok büyük ve bu etki sadece göç konusunda da değil. Neler olacağı bize referandumdan önce söylenmeli, sonra değil" ifadeleriyle sona eriyor.

Yine AB referandumu tartışmaları çerçevesinde dikkat çeken bir diğer haber de Times'da.

890 bin kişiye AB vatandaşlığı

Gazete, Avrupa Birliği İstatistik Kurumu Eurostat'ın verilerine göre, birlik ülkelerinin 2014'te birliğe üye olmayan ülkelerden gelen 890 bin kişiye AB vatandaşlığı verdiğini yazıyor.

Habere göre en çok AB vatandaşlığı alanlar 92 bini aşkın kişiyle Faslılar. Faslılar'ın başta İspanya olmak üzere, Fransa ve İtalya vatandaşlıkları aldıkları belirtiliyor.

41 bin kişiyle Arnavutlar Faslıları izlerken, en çok sayıda AB vatandaşlığı alanlar ise 37,500 kişiyle Türkler.

Haberde AB vatandaşlığı alan Türkler'in yüzde 60'ının Alman vatandaşı olduğu vurgulanıyor.

ABD'nin Orlando'da kentinde eşcinsellerin gittiği bir gece kulübünde 49 kişinin öldürüldüğü saldırı İngiltere basınında geniş yer bulmaya devam ediyor.

FT'den bireysel silahlanmaya engel çağrısı

Olayın görgü tanıklarının ifadelerinden, saldırının yaklaşan Amerikan seçimlerine etkisine dek konu birçok açısıyla ele alınıyor. Financial Times da başyazılarından birini bu konuya ayırmış. Gazete bu saldırının ardından ABD'nin bireysel silahlanmayı zorlaştıracak değişiklikleri artık erteleyemeyeceği görüşünde. Dikkat çeken satırlar şöyle;

"Güvenlik güçleri aşırılık yanlısı faaliyetlere asla toplumu tamamen güvenli kılacak kadar hakim olamayacak. IŞİD gibi organize terör örgütleri bir yana, Omar Mateen gibi tek başına hareket eden saldırganların eylemlerini önlemek daha da zor. Toplum bu saldırganların silah edinmesini daha da zorlaştırabilir. 2005'teki saldırılardan bu yana Londra'da çok az başarılı terör eylemi oldu. Bunlarda bıçak kullanıldı ve kurbanlar hep tekti. Bunun bir nedeni İngiltere'de silah edinmenin çok zor olması. ABD'de ise otomatik tüfekler bile kolayca yasal yollardan satın alınabiliyor. Geçen Temmuz'dan bu yana çok sayıda kişinin öldüğü ya da yaralandığı sekiz olayın yedisinde bu silahlar kullanıldı. Ulusal Silah Birliği'nin tepkisiyse daha az değil, daha çok silah edinilmesi çağrısı oldu. Bu yaşanan, tam tersinin doğru olduğunu makul şüphenin ötesinde gösteren bir trajik olay daha."

Silah şirketlerinin hisselerinde artış

Guardian'da ise Orlando'daki saldırının ardından silah şirketi hisselerinde büyük artış görüldüğü belirtiliyor. Bunda da yatırımcıların Amerikan halkının saldırıya daha fazla silah alarak tepki vereceği tahmininin rol oynadığı vurgulanıyor. Geçmişte de bu tür toplu katliamların ardından bireysel silahlanmayı zorlaştıran yasaların gelebileceği kaygısıyla insanların daha çok silah satın aldığı belirtiliyor.

Guardian'da dikkat çeken bir de bilim haberi var. Haberde kuş beyinli olmanın hiç de düşünüldüğü kadar kötü bir şey olmadığını gösteren bir bilimsel çalışma anlatılıyor.

Kuşbeyinli olmak hiç de kötü değil

Haberde bazı kuşların sayabildiği, alet kullanabildiği, bazılarının da aynada kendisini tanıyabildiği söyleniyor ve biliminsanlarının uzun süredir bu kadar küçük beyne sahip olmalarına karşın, kuşların bütün bunları nasıl yapabildiğini merak ettiği vurgulanıyor.

Çek Cumhuriyeti'ndeki Charles Üniversitesi'ndeki uzmanların 28 kuş türü üzerinde yaptığı çalışmaya göre ötücü kuşlar ve papağanların beyinlerinde, memelilerinki kadar çok beyin hücresi var. Dar bir arana sıkışmış küçük sinir hücrelerinin kuşlara benzer büyüklükteki beyinlere sahip primatlardan daha çok bilişsel kabiliyet verdiği belirtiliyor.

Araştırmaya göre örneğin bir papağanın beyni cevizden büyük değil. Ancak zeki davranışlarla bağlantılı beynin ön bölümünde limon büyüklüğünde beyne sahip makak maymunlarından daha çok nöron bulunuyor.

İlgili haberler