Urumçi'de gerginlik sürüyor

Şincan Uygur Özerk Bölgesi'nin merkezi Urumçi'de 5 Temmuz akşamı yaşanan olayların üstünden yaklaşık üç hafta geçti.

Image caption Uygurlar, Çin polisinin sert tutumundan şikayetçiydi

Havaalanından şehre doğru giderken gördüğümüz kontrol noktaları olağanüstü durumun henüz geçmediğinin ilk işaretleri oldu. Şehir merkezinde koşuşturanların birbirlerinden gözlerini kaçırmaları dikkat çekiyor. Hatta Han olsun, Uygur olsun herkes uzatılan mikrofonlara yorum yapmaktan kaçınıyor. Olaylarla ilgili olarak adı sık geçen Halk Meydanı askerlerle sarılmış durumda. Meydana girilmesine izin verilmiyor, fotoğraf çekmek isteyenler ise uyarılıyor.

Şehirde göze çarpan bir başka değişiklik ise olaylardan sonra asılan propaganda afişleri. Eyalet yönetimi tarafından şehrin birçok yerine Çince ve Uygurca olarak "Üç Kötülükle Mücadele Edelim", "Vatanın Birliğini Koruyalım" ve "Etnik Gruplar Arasında Dayanışmayı Koruyalım" yazılı pankartlar asıldı. Çin yönetimi, terörizm, ayrılıkçılık ve aşırı güçleri "Üç Kötülük" olarak niteliyor.

'Urumçi'de sıkıyönetim havası var'

Yoğun güvenlik önleminin boyutunu olayların başladığı söylenilen Uygur mahallesine geldiğimizde daha iyi fark ettik. Burası halen taşıtların girmesine izin verilmeyen caddelerden biri. Caddede alınan önlemler, devriye gezen askerler sıkıyönetim havası hissettiriyor. Burada ve Uygurların yoğun olduğu diğer mahallelerde hoparlörlerden Uygurca olarak Rabia Kadir aleyhinde konuşmalar yapılıyor.

Müslüman Hui milliyetinden birine ait oto galerisinde tahrip edilmiş, yakılmış araçlar Türk gazeteci grubuna gösterildi. Galerinin sahibi hükümetin zararını tazmin edeceğini söyledi. Şehirde yakılan diğer araçlar ise caddenin yanındaki, eskiden at yarışları yapılan meydanda toplanmış.

Urumçi Dostluk Hastanesi'nde olaylarda yaralanan Han ve Uygurlar birlikte tedavi görüyor. Hastanenin başhekimi Prof. Zhu Yuan Chun, "Bu kadar güzel bir şehirde, bu kadar acı bir olay yaşamaktan büyük üzüntü duyduğunu" belirtti. Çinli doktor bazı yaralılarda psikolojik sorunlar başladığını anlattı.

Şincan Uygur Özerk Bölgesi Valisi Nur Bekri olsun, Urumçi'de bizlere eşlik eden yetkililer olsun olaylara katılanların etnik grubundan bahsetmekten özellikle kaçınıyorlar ve ısrarla bunun etnik veya dini bir olay olmadığını, "dehşet verici suç olayı" olduğunu ifade ediyorlar.

Çin yönetiminin önündeki zorlu görevlerden biri olarak bu olayların etnik gruplar arasında kalıcı bir düşmanlığa yol açmasını önlemek bulunuyor. Bu nedenle de sık sık Çin basınında birbirlerine yardım eden, birlikte çalışan Han ve Uygurlarla ilgili haberler yer alıyor.

Doğma büyüme Urumçili olan 81 yaşındaki Uygur Hamit Ahmet de olay gecesi saldırganlardan kaçan 21 Han'ı içeri aldıktan sonra yaşadığı sitenin kapısını kapattığı için basının ilgi odağı oldu. Hamit Ahmet, Rabia Kadir'i 1984 yılında işportacılık yaparken tanıdığını anlattı, ancak olayların arkasında onun olup olmadığını bilmediğini kaydetti.

Han, Uygur ve Kazak ailelerin yaşadığı bir sitenin avlusunda oturan yaşlılar, olayların bu noktaya nasıl geldiğini anlayamadıklarını söyledi.

Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nin nüfusunda Hanların oranının sürekli artması Çin yönetimine yöneltilen eleştiriler arasında. Bölgenin Etnik İşler Komisyonu Başkan Yardımcısı Muhtar Esen, bunun reform ve dışa açılma uygulamaları sırasında açık piyasada olağan bir durum olduğu ve bölgenin istikrarına katkı yaptığı görüşünü dile getirdi.

Sincan Sosyal Bilimler Enstitüsü'nden araştırmacı Turguncan Dursun, son yıllarda 150 bin Uygur gencin çalışmak için Çin'in diğer bölgelerine gittiği bilgisini verdi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olaylardan bir hafta evvel Urumçi'deydi. Gül'ün bu ziyaretini izleyen gazeteciler arasında olduğumdan 5 Temmuz'dan sonra bana çok kez o ziyaret sırasında böyle bir gerilimin işaretleri olup olmadığı soruldu.

Gül'ün ziyareti çok sıcak bir havada geçmişti. Ama aynı günlerde bir hafta kadar Urumçi'de kalan bir arkadaşımın aktardıklarının bazı işaretler taşıdığını düşündüm.

İşadamı olan bu arkadaşım kaldığı otelde biri polis, Han milliyetinden iki Çinlinin düğününe şahit olduğunu ve konuklar arasında bir Uygur bile olmamasına şaşırdığını anlattı.

İlgili haberler