BM genel merkezinde üç yıl

New York'taki Birleşmiş Milletler binası pek çok tarihi olaya tanıklık etmiştir. Son üç yıldır bu binada yaşananları BBC adına izleyen Laura Trevelyan, BM muhabirliği dönemini geride bırakırken, bu binanın kendine özgü atmosferini anlatıyor.

Başka bir yerde İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın elle verdiği selamı alabilir veya Zimbabve lideri Robert Mugabe'nin ''cadılık yapma'' sözüne muhatap olabilir misiniz?

Cumhurbaşkanı Mugabe'ye Birleşmiş Milletler'in bitmek bilmez daracık koridorlarından birinde bir soru yöneltmek istediğimde bana böyle söylemişti.

Dar ve çoğu zaman da dökülen boyaları ve yırtık halılarıyla çok bakımsız görünen bu koridorlar, Birleşmiş Milletler'in kurulduğu savaş sonrası dönemin bir yadigarı.

Savaşların ilan edilebildiği, barışların inşa edilebildiği BM Güvenlik Konseyi gelmesin aklınıza.

İşlerin gerçekte bağlandığı yerler koridorlar ve delegelerin buluştuğu salonlardır. Hintli bir diplomat bana BM'de herşeyin üç boyutlu bir satranç oyununa benzediğini söylemişti: Sen beni şu konuda desteklersen, ben de benim ülkem için hiçbir şey ifade etmeyen ama senin için dünyalar kadar önemli öbür konuda arkanda olacağım Koridorlarda tuhaf işler de dönüyor. Bizim koridorda bir keresinde şişeler dolusu idrar bulmuştuk. Bunun kimin işi olabileceği üzerine bir sürü spekülasyon yapılmıştı. Evsiz kalmış eski bir büyükelçi olabilir miydi mesela bunun sahibi? BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi, İngiltere, Fransa, Rusya, Amerika ve Çin, diplomasi dilinde P5 ya da 'Pee Five' olarak anılır. Bunun bir anlamı da İngilizce de "idrar beşlisi". Bu yüzden de pek çok şakaya malzeme olmuşlardı o olaydan sonra.

Ancak hiç kimse, en azından P5'in saygıdeğer üyelerinin hiçbiri böyle bir itirafta bulunmadı. Şişeler de sonradan kayboldu gitti. Birleşmiş Milletler New York'ta olabilir. Ancak Manhattan adasının geri kalanıyla çok az bir bağlantısı vardır.

Uluslararası Topraklar Burası resmi olarak uluslararası topraklardır. Bu yüzden de mesela New York'ta kamusal alanlarda sigara yasağı olmasına rağmen, yakın zamana kadar diplomatlar ve BM yetkilileri binanın bodrum katında sigara tüttürebiliyordu. Şimdi ise BM de sigarasız alan olmaya çalışıyor. Ancak bazı isyancı büyükelçiler, sigara içilmez yazısının yanıbaşında duman tüttürürken görülebiliyor hala. Guatemala ve Venezuela BM Güvenlik Konseyi'nde bir sandalye elde etmek için karşı karşıya gelirken; ve de bu konudaki oylamalar süregiderken; Latin Amerikalı diplomatların buluşup içinde bulunulan bu çıkmazdan bir çözüm yolu aradıkları bodrum kat, bir duman bulutuyla kaplanıyor. En sonunda her iki ülke de Panama lehinde çekilme kararı aldılar da, duman da biraz azaldı. BM seçimlerini haber yapmak ise bu işin en ilginç yönlerinden biridir. Ülkeler prestiji yüksek Güvenlik Konseyi'nde üyelik elde etmek için gerekli seçime katılmaya yıllar öncesinden karar verirler. Ve hemen ciddi bir lobi faaliyetine girişirler.

Üye ülkelere yaptırım uygulama ya da barış gücünü harekete geçirme yetkisi olan konseydir burası. Üyelik için yapılan seçimde seçmenler ise 192 BM üye ülkesinin temsilcileridir. Ülke mutfaklarına ait festivaller düzenlenir, Manhattan'daki müzelerde partiler verilir, destek işareti karşılığında ülkelere gizliden yardım vaadinde bulunulur. Sonra işler tümüyle ters gidebilir. Eylül ayında Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine oynayan İzlanda'nın da yaşadığı gibi. O dönemde henüz ülkeyi iflasın eşiğine sürükleyen mali kriz başlamamıştı. Sonuçta ise İzlanda usulü lezzetli kuzu etleri ve ıstakozlar, bir diplomatın ince bir dille ifade ettiği şekliyle "İzlanda'nın itibarına ilişkin meselenin üstesinden gelmeyi başaramadı." Birleşmiş Milletler'den haber geçmek demokrasiden monarşiye, hatta diktatörlüklere kadar her türden hükümetle dirsek temasında olmak anlamına da gelir. Bazen de liderler ülkelerinde aslında şu anda görevde olanın kendileri olması gerektiğini söylemek için gelirler buraya. Geçenlerde kendi ordusu tarafından devrilen Honduras cumhurbaşkanı Manuel Zelaya'nın yaptığı buydu mesela. Sudan Cumhurbaşkanı Ömer El Beşir ise Darfur bölgesinde işlenen savaş suçları nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi'nce yargılanmak isteniyor. Bu konu benim burada Sudan'ın BM büyükelçisi ile düzenli olarak mülakat yaptığım konular arasındadır.

"Biz ortağız Laura" Bir keresinde son derece yoğun bir günde büyükelçi Abdülmahmud Abdülhalim, röportajımızdan sonra sırtıma hafifçe vurup "Biz ortağız Laura" demişti, "Sen ve ben..." Savaş suçlarıyla suçlanan bir hükümet tarafından ortak olarak görülmenin şaşkınlığını üzerimden atınca elçinin kendince haklı olduğunu fark ettim. Mesajlarının duyulmasını istiyordu sonuçta. Ben de Sudan'ın konu hakkındaki tepkisini yansıtmak istemiştim. Bu yüzden beraberdik. Çok meşhur bir hikayede BM genel sekreterlerinden birinin, kendisine BM'de kaç kişinin çalıştığı sorulduğunda, yaklaşık yarısı diye yanıt verdiği söylenir. BM'yi verimsiz ve bürokratik bir yer olarak karikatürize etmek çok kolaydır. BM'nin elde ettiği başarılar ise nadiren haber olabilir. Mesela kurallara uygun düzenlenmiş bir seçim, bölünmüş bir toplumu yeniden birleştirme amaçlı bir barış koruma misyonu, ya da ihtiyacı olanlara insani yardım ulaştırılması. Tüm hatalarına rağmen Birleşmiş Milletler'i değerli bir örgüt kılan şeyler de bunlardır.

Ne kadar kusurlu olsa da daha iyi bir dünya için mücadele eden bir örgütün kalbinde yer alma duygusunu özleyeceğim.