Aeroflot ve Ruslar

Haber kimileri için sevindirici, kimileri için üzücü.

Başka bir ülke, başka bir havayolu olsa kimsenin dikkatini çekmezdi.

Ama o ülke Rusya, o havayolu Aeroflot.

Ruslar bir "Soğuk Savaşı" daha kaybetti.

Aeroflot'un açıklaması kısa: Yıl sonuna kadar filo tamamen Amerikan ve Avrupa yapımı Boeing ve Airbus uçaklarından oluşacak.

Ama açıklamanın Rusça "meali", yani anlamı çarpıcı: Filoda artık Rus yapımı uçak kalmayacak.

Amblem olarak inatla Sovyet dönemindeki "orak - çekiç"i kullanan bir havayolu için trajik bir "açılım".

Aeroflot en eski havayollarından biri. Sefere başlama tarihi 1923.

Sovyetler Birliği'nin bir ucu Japonya’da, diğer ucu Polonya'da olduğu için hava ulaşımı çabuk gelişti.

Uçak sayısı bir ara üç bini geçti ki bu uçakların hemen hemen tamamı Tupolev, İlyuşin ve YAK'lardı, yani Sovyet yapımı.

Sovyetlerin bir özelliği vardı: Pek çok ürünü Batı'dan "ödünç" almıştı. Kendi uçağını da yapıyordu, arabasını da.

Gerçi "ince işçilik"e, yani estetiğe fazla önem vermiyorlardı.

1991'de Sovyetlerle birlikte Aeroflot da dağıldı. Daha doğrusu tam 300 küçük şirkete bölündü.

1990'lar Rus havacılığının kara dönemiydi.

Sovyet yapımına veda

Yaşamaya çalışan şirketler yolcuların hayatıyla Rus ruleti oynuyordu.

Uçakların bakımı yapılmıyor, rüzgârın arkadan iteceği varsayımıyla az yakıt konuluyor, fazla yakıt tüketen pilotlara ceza veriliyor, para veren yolcu kokpitte uçabiliyordu.

Bir uçak, pilotun oğlunun göstergelerle oynarken otomatik pilotu kapatması sonucu düşmüş,75 kişi ölmüştü.

Sovyet döneminde de hemen sonrasında da Rus uçaklarında uçmak maceralıydı.

Yabancılar, bir havalanabilse en yakındaki müzeye inecekmiş hissi veren uçaklardan korkardı. Ama halk alışkındı. Hele Orta Asya'ya giden uçakların içi Türkiye'deki 1970'lerin harap şehirlerarası otobüslerine benzerdi.

Dolmadan sucuğa değişik yolluklar uçak havalanınca açılırdı. Kararlı bir yolcunun tuvalette sigara içmesini Stalin bile önleyemezdi!

Koltuklar yapılırken, sanki Ruslar değil de Çinliler düşünülmüştü. Üçlü koltuğun ortasında oturmak sağdan soldan, önden arkadan preslenmek demekti. Servis önemsenmezdi.

Uzun uçuşlarda verilen tavuk sanki saç saça baş başa bir kümes kavgasında ruhunu teslim etmiş gibi dururdu.

Moskova'dan dokuz saatlik uçuşla Sibirya'ya giden bir yolcu dönüşte maden suyu isteyince hostes, "Aa maalesef maden suyunu sadece Moskova'dan gelirken veriyoruz" demişti.

Maceralı yolculuklar

1990'larda bir yabancı, Çeçenistan’a giden uçağın "business class" bölümünün deri divanlarla, yani normalde işyerlerinde kullanılan deri divanların uçağa enlemesine konularak yapıldığı farketmişti. Sonuçta ne farkederdi ki, deri koltuksa deri koltuk...

Sovyet döneminden kalma bir uygulama, eğer uçak körüğe yanaşmamışsa günümüzde de var. Otobüsle uçağın merdivenlerine getirilen yolcular,40 derece güneşin altında ya da eksi 30 derece soğukta bir süre bekletilir. Nedenini kimse bilmez ama bekletilir işte...

Şu anda Aeroflot'un elindeki 99 uçaktan sadece 30'u Rus yapımı. Onlar da yakında emekliye ayrılıyor. Çünkü Rus uçakları daha az konforlu, çok yakıt harcıyor, üstelik gürültülü motorları Batı standartlarına uymuyor.

Yani,"yerli malı yerli malı herkes onu kullanmalı"amacı piyasa ekonomisinin gerçekleriyle örtüşmedi ve sivil Rus uçakları göklerdeki savaşı kaybetti.

Gerçi Rus hükümeti henüz pes etmedi, yeni nesil yolcu uçağı"Superjet"i geçenlerde kamuoyuna gösterdi. Ama bu da aslında Amerikalıların katkısıyla geliştirilen bir uçak.

Son olarak, Aeroflot’la ilgili değilse de, ondan doğan AZAL, yani Azerbaycan Havayolları ile ilgili bir anekdot.

İniş öncesi yapılan anons Türk yolcuların kanını dondurdu:

"Hörmetli yolcular! Birazdan teyyare İstanbul aeroportuna düşecektir. Dikkatli olunuz!"

Neyse ki bu sadece bütün havayollarının kullandığı iniş anonsunun Azericesiydi.