Kansas'ın orta yerinde uzay müzesi

Kiraladığım arabayı Kansas'ın bitmek bilmeyen düzlüklerinde, son sürat kullanırken, kapanmadan yetişmeye çalıştığım müzeyi görmek için bu kadar uzun bir yolu gitmenin gerçekten bir anlamı olup olmadığını düşünüyorum.

Image caption Kansas Kozmosfer ve Uzay Merkezi'nden bir enstantane

Sağımda, solumda uçsuz bucaksız çiftliklerden ve inek sürülerinden başka birşey yok.

Nihayet Hutchinson kasabasına vardığımda, ilk izlenimim, buranın da hiçbir özelliği olmayan sıradan bir Amerikan Orta Batı kasabası olduğu.

Hedefim olan Kozmosfer ve Uzay Merkezi'ne vardığımda müzenin kapanış saati neredeyse geldiğinden ve beklentim fazla büyük olmadığından, "herhalde içeri almazlar, ama almasalar da olur" diye düşünüyorum.

Fakat müzeyi kapatmaya hazırlanan gençler, "madem o kadar uzun yoldan geldiniz, biz de daha uzun çalışırız" diyor ve benim, yaşamımda gördüğüm en iyi uzay müzesini gezmeme olanak sağlıyor.

'Kara kuş'

Müzeye ilk girdiğimde, binanın iç mekanını bir baştan bir başa kaplayan casus uçağı Blackbird'ün altında buluyorum kendimi.

Blackbird, yani "kara kuş", radara yakalanmayacak bir teknolojiyle üretilmiş, ama radar teknolojisinin de en azından uçak teknolojisi kadar hızlı gelişmesinin kurbanı olmuş.

Yine de, ulaştığı inanılmaz yükseklikler ve sürat sayesinde hiç vurulmayan Blackbird, uzay teknolojisinin geliştirilmesine de katkıda bulunduğu için bu müzede kendine bir yer bulmuş.

Kozmosfer ve Uzay Müzesi'nin sergisi, 20. yüzyılda başlayan uzay yarışını aktarıyor.

İkinci Dünya Savaşı sırasında, Almanya'da Nazilerin müttefikleri durduracak silah geliştirme planlarıyla başlayan bu yarış, soğuk savaş süresince Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği'nin rekabeti etrafında devam ediyor ve bugünkü uzay programlarının geliştirilmesine kadar varıyor.

Müzenin en önemli özelliği ise, yoğun ideolojik propaganda kampanyalarıyla dolu bu süreci, gerçekten tarafsız ve insancıl bir yaklaşımla anlatmayı başarması.

Tarafların propagandası

Örneğin, Nazilerin programını geliştiren bilim adamlarını motive eden duygunun, Nazi ideolojisinden çok, uzayın derinliklerine duydukları karşı konulmaz merak olduğunu ve bu duygunun Alman faşizmi tarafından nasıl kullanıldığını ortaya koyuyor.

Nazi Almanyası'nın uzay programını geliştiren bilim adamlarının savaş sonunda Amerikan kuvvetlerine mi, yoksa Sovyet kuvvetlerine mi teslim olacaklarını tartıştıktan sonra ikiye bölünüp, iki tarafa da teslim olmasının öyküsü de bunun bir devamı.

Soğuk savaş dönemi de farklı değil.

O yıllarda diğerinden daha başarılı olduğunu kanıtlama yarışı içindeki iki sistemin propagandasıyla, bu ülkelerdeki uzay programlarında görev yapanların gerçek öyküleri arasındaki çelişkiler, siyasetle bilim arasındaki zor ilişkiyi daha iyi anlamaya olanak veriyor.

Bir yanda, rejimin hıncına uğrayıp, çalışma kamplarına gönderilen Sovyet kozmonotlarının ya da sosyalizme inançları nedeniyle uzaya gitmek için yarışan genç Sovyet komünistlerinin öyküsü, diğer yanda, uzay programını sadece Moskova'ya karşı propaganda olarak kullanan, fakat programın kendisini geliştirmekte binbir güçlük çıkaran Washington bürokrasisine tepki gösteren uzay aşığı astronotların öyküsü.

Amatör astronom

Bütün bu bilgileri, Houston Uzay Merkezi'yle Apollo astronotları arasındaki konuşmaların orijinalleri eşliğinde, misyonunu tamamlayamadan acilen dünyaya dönmek zorunda kalan Apollo 13 füzesinin komando modülü Odyssey'i, Sovyetlerin Sputnik füzeleri ve orijinal Vostok kapsüllerini gezerken alıyorum.

Muhteşem bir zenginleşmişlik duygusuyla müzeyi terk ederken, bu müzenin, Amerika Birleşik Devletleri'ni dünyada süper güç yapan bir özelliğin eseri olduğunu farkediyorum.

Uzay programlarıyla ilişkisi olmayan 40 bin nüfuslu Hutchinson kasabasının bu olağanüstü müzeye sahip olmasının tek nedeni, burada yaşayan Patricia Brooks Carey adlı amatör bir astronomun, 1962 yılında basit bir rasathane kurması ve yıllar süren ısrarlı çabalarla bu projenin ciddi olduğunu Amerikalı yetkililere kanıtlayarak, rasathaneyi günden güne daha başarılı olan bir müzeye dönüştürmesi.

Zaten insanlığın uzay araştırmalarının altında yatan temel de, galiba bu tür bireysel girişim ve tutkular.