Hesaplaşma da bitmedi, birleşme de...

Berlin duvarının yıkılışı

1989 yılında, Berlin Duvarı yıkıldığında, Günther henüz çocuk yaşlardaydı.

İlkokula gidiyordu ve demir perdenin aralanmasının ne anlama geldiğini tam olarak kavrayabilecek yaşta değildi.

İlk aklına gelen, taşlarla duvarı yeniden örmeye çalışmak oldu.

Yıllar sonra bu çocukluk hislerini ulusal bir gazeteye yazdı. Fakat kendi ismini kullanmaya cesaret edemedi.

Geçtiğimiz günlerde, Berlin'de görkemli törenlerle kutlanan yıkılış, ona o günlerde neşe vermemiş. İçine doğduğu dünyanın yıkılışını durdurmak istemiş.

Eğer bu yılın ilk aylarındaki kamuoyu yoklamaları eğer gerçeği yansıtıyorsa Günther bu konuda yalnız değil.

Doğu Almanya nostaljisi

Doğu Almanya'da insanların yarısından fazlası da duvarın yıkılışıyla başlayan süreci neşeyle anmıyor.

Zira, Almanya Demokratik Cumhuriyeti'ni nasıl gördükleri sorusuna, ankete katılanların yüzde 50'den fazlası, "iyi yönleri, kötü yönlerine ağır basıyordu," diye cevap verdi.

Eski rejimin iktidarı Sosyalist Birlik Partisi, önce Demokratik Sosyalizm Partisi'ne dönüştükten, ardından da Die Linke'ye katıldıktan sonra, kimi bölgelerde yüzde 30'a varan oy oranına ulaştı.

Oysa, 1989 yılından bu yana, duvarın yıkıldığını ve sosyalizmin de altında kaldığını dinliyoruz.

20 yıl sonra, kutlamaları izlemek ve duvarın yıkılışıyla ilgili haber yapmak için Berlin'deydim. Günther gibi Doğu Almanları, ve bu göstergeleri akılda tuttuğumda, bütün o kutlamalar, uzun süre önce kesin olarak kazanılmış bir zaferin kutlamasından çok süren bir hesaplaşmanın bir başka muharebesi gibi görünüyordu.

Evet duvar ve nihayetinde devlet yıkılmış olabilir, ama Doğu Almanya deneyimi, halkın bir kısmının gözünde hâlâ mahkum edilebilmiş değil.

Tıpkı bitmeyen hesaplaşma gibi, iki halkın birleşme süreci de tamamlanmış olmaktan uzak.

Aynı dili konuşan ve uzun bir ortak geçmişe sahip bir halk, birkaç nesil boyunca ayrı devletlerde yaşamaya başlar da kader birliklerini kaybederse ne olur? Duvarı koruyacak askerleri hergün üretemeyen bir ülkede, insanları ayırmak için bir duvar yeterli olur mu?

Bunlar cevabını bulmak için deney yapabileceğiniz bir soru değil.

Fakat, Almanya'nın birleşmesi aslında bu konuda tarihin en büyük deneylerinden birini oluşturuyor. Ekonomik, siyasi ve toplumsal düzeyde devasa bir deney.

Bu deneyin sonunda, Berlin tek şehir, Almanya tek ülke oldu. Bugün Almanya'yı Doğu Almanya'da doğmuş bir başbakan yönetiyor. Kabinedeki tek Doğu Alman olsa da, bu deneyin başarılı olduğunun işaretlerinden biri olarak görülebilir.

Fakat halkların birleşmesi bunu otomatik olarak takip etmedi.

Almanya Demokratik Cumhuriyeti'nden, tutuklanmayı da göze alarak, iki kez kaçmaya çalışan eski bir mahkum, Almanya halkının derinden bölünmüş durumda olduğunu söylüyordu.

Doğu Almanya'nın şimdi müze olan en büyük hapishanesini birlike gezerken, eski rejimin sembollerinden olan böyle yerleri ziyarete öğrenciler getiriliyor, ama bu öğrenciler arasında Doğu Almanya okullarından gelenler azınlıkta" diyordu.

Ona göre, bu Doğu Almanların çocuklarının, geçmişle hesaplaşmasını istemediklerini gösteriyor.

Belki Günther'in çocukluk düşleri yerine gelmedi ve duvar yeniden örülmedi, ama bu iki toplum arasındaki tüm duvarların kalktığı ya da yeni duvarların yükselmediği anlamına gelmiyor.