İsveçliliği İçselleştirme

''İsveç kültüründe önce toplumun çıkarı düşünülüyor. Bireyin değil.''

''İsveçliler bu kültürü özümsemiş. Toplumun çıkarını kendi çıkarının önünde tutuyor.'' Bunları söyleyen bir İtalyan. İsveç Radyosu'nun haftalık siyasal magazin programı Günaydın Dünya'da yayınlanıyor. İtalyan devam ediyor: ''İsveçliler doğayı korumaya önem veriyor.''

''Diğer insanlara saygılılar.''

''Dürüstler. Koşullar ne olursa olsun dürüstlükten ödün vermiyorlar.'' Konuşan Mauro Bonfardi. ''İtalya Berlusconi döneminde iyice yozlaştı'' diyerek yeni bir arayışa yönelen ve İtalya'da, İsveçliliği İçselleştirme adıyla bir hareket başlatan dört kişiden biri. İtalya'daki bu hareketle ilgili röportajı dinlerken, marjinal, uçuk bir grubun farklı olmak amacıyla böyle bir sevdaya kapıldıklarını düşündüm.

Ama programı dinledikçe yanıldığımı anladım. İsveçli gibi olmaya çabalayan İtalyanların, marjinal tipler olmadıkları belliydi. Mauro Bonfardi'nin ses tonundan bile İsveçliliği İçselleştirme Hareketi'nin bir protesto niteliği taşıdığı anlaşılıyordu. Özellikle İtalyan kültürü ve Berlusconi yönetimindeki İtalya'yı değerlendirirken oldukça kızgındı: ''Hareketimize katılanların en çok şikayet ettikleri şey, İtalya'daki yağcılık kültürü. İtalya'da yaşayıp kariyer yapacaksan yağcı olmak zorundasın. Bu anlayış Roma İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra yerleşti. İşgalcilere karşı korunma güdüsüyle başlayan ve giderek yerleşen bir anlayış.'' İsveçli gazeteci ''Peki İsveç'i fazla idealize etmiyor musunuz?'' diye soruyor. Mauro Bonfardi, ''Her ülkede sorunlar vardır, ama İsveç'te devede kulak bile değil ve asıl önemli olan insan karakteri'' diyor. Peki İsveçliliği İçselleştirme Hareketi'nin siyasi bir hedefi yok mu? Mauro Bonfardi, hareketlerini kucaklayacak siyasi bir parti bulunmadığını ve asıl amaçlarının ahlaki bir yaşam biçimini yaygınlaştırmak olduğunu söylüyor.

İsveç aynı İsveç mi?

İsveçliliği içselleştirmeye çabalayan İtalyanların son yıllarda İsveç'teki değişimi, değer yargılarının alt üst olduğunu pek iyi izleyemedikleri anlaşılıyor.

Bu satırları yazdığım sırada ana haber bülteninde dinlediğim birinci haber bile siyasal dönüşümlerin, yeni liberalizm gibi hayata sadece ekonomiden bakan ideolojilerin insani değerleri nasıl yerle bir ettiğini göstermesi bakımından bir gösterge. Radyonun ana haber bülteninde doktor feryat ediyor: ''Sosyal sigortalar sadece birkaç haftalık ömrü kalmış kanserli hastaların bile sigorta ödemelerini keserek işçi bulma kurumuna gitmeye zorluyor. '' İtalyanların bilmediği hastaların kaderinin artık doktorlardan çok politikacıların elinde olduğu.

Yeni liberal politikalarla, sosyal haklar üç yıl içinde defalarca budandı. Yeni yasalara göre altı aydan daha fazla hasta olmak neredeyse yasak.

Yasayı çıkaran politikacılara göre altı ay hastalıktan sonra herkes işine dönmeli. Eğer daha önce çalıştığı işyerindeki görevini yerine getiremiyorsa mutlaka çalışabileceği bir iş bulmalı. Doktorun feryadına sigorta yetkililerinin yanıtı zaten her şeyi açıklıyor: ''Bize kızmayın yasaları düzenleyen politikacılarla konuşun.''

Hayatını İsveçliliği içselleştirmeye adamış Mauro Bonfardi ne yapsın? İsveç'in dünyadaki imajı o kadar olumlu ki kimse olanların farkına varamıyor. 1982-1990 yılları arasında Stockholm'de Sovyetler Birliği'nin büyükelçisi olarak görev yapmış olan, ardından Michael Gorbaçov döneminde 100 gün dışişleri bakanlığı görevini yürüten Boris Pankin emekli olunca Stockholm'e yerleşti.

İsveç hakkında kaleme aldığı kitapta tıpkı İtalyan Mauro Bonfardi'nin ifade ettiği gibi, İsveçliliğin, siyasal eğilimlerin ötesinde, köklü bir karakter olduğunu yazdı: ''Benim için İsveç Modeli sadece bazı siyasi sloganlar ya da bazı hümanist yasalar ve ülkenin ulusal gelirinin adil bir şekilde bölünmesinden ibaret değil. İsveç Modeli, İsveçlinin karakterini, halkın yüzlerce yıllık geleneklerini, birikmiş bilgisini ve tuhaflıklarını da yansıtır.'' Boris Pankin, bunları yazdıktan sonra ''Bakalım başdöndürücü bir hızla değişen dünyamızda İsveç ne olacak?'' sorusunu da ekleyerek İsveç'in ve İsveçliliğin değişme olasılığını gözardı etmediğini belirtmek gereğini de duymuş. Öyle anlaşılıyor ki ülkelerinde bunalan bir grup İtalyan temiz duygularla İsveçliliği içselleştirmeye çabalarken, yeni liberalizmin dünyaya örnek İsveç'i ve İsveçliliği nasıl değiştirdiğine dair kitapların yazılma zamanı geldi.