ABD'de Kıbrıs trafiği

Telif hakkı n

Geçen haftanın en çok konuşulan konularından biri, ABD Başkanı Barack Obama ile Başbakan Tayyip Erdoğan arasındaki telefon görüşmesiydi.

Beyaz Saray'ın telefon görüşmesiyle ilgili olarak yayınladığı basın açıklamasında, Kıbrıs konusunda yeniden müzakerelerin başlatılması için gösterdiği ‘olumlu gayretten’ dolayı Erdoğan’a teşekkür etmesi de dikkat çeken bir başka husustu.

Konu, Şubat ayının 11’inde Beyaz Saray Basın Sekreterliğinin Kıbrıs açıklamasında da yer almıştı. Açıklamada Başkan Obama, yine hem Erdoğan’ın hem de Yunanistan Başbakanı Samaras’ın Kıbrıs konusundaki müzakerelerin başlatılması için oynadıkları olumlu rolünü överken, açık bir şekilde Maraş bölgesinin yeniden yerleşime açılmasına atıf yapması, bu konuda Ankara’dan beklenen somut adımın işaretçisi olarak görüldü.

Maraş, 14 Ağustos 1974'te başlayan ikinci harekat sırasında Türk Sliahlı Kuvvetleri tarafından ele geçirilmişti. Bundan önceyse Akdeniz’in ünlü tatil merkezlerinden biri olarak biliniyordu.

Harekattan beri ise BM tarafından denetlenen ve ‘’Yeşil Hat’ olarak adlandırılan bölgede, yerleşime kapalı olarak tutulmakta.

Başkent Washington’da Türkiye-ABD ilişkilerini yakından izleyen kaynaklar, bu günlerde ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Kıbrıs’ta bir hareketlenme yaşanması için büyük bir gayret sarf ettiğini ifade ediyor.

Beyaz Saray’dan bir kaynak da, Kıbrıs ile ilgili olarak Beyaz Saray’daki yoğun trafiği doğruluyor ve bu sıralarda Türkiye ile ilgili konularda en çok üzerinde tartışılan konunun Kıbrıs müzakereleri olduğunu kaydediyor.

Telif hakkı AP

2-4 Şubat arasında ABD Dışişleri Bakanlığının Avrupa ve Avrasya’dan sorumlu Bakan Yardımcısı Victoria Nuland hem Atina’yı hem de Kıbrıs’ı ziyaret etmiş ve bu ziyaretlerden sonraki hafta da Beyaz Saray Kıbrıs ile ilgili olarak özel bir başkanlık açıklaması yapılmıştı.

Konuyla ilgili BBC Türkçe’nin ulaştığı Yunanlı üst düzey diplomatik bir kaynak, ABD’nin oynadığı aktif rolün her iki tarafça da olumlu karşılandığını söyledi ve Maraş konusunda Türkiye’den ilk ‘güven yaratıcı adımın atılması beklentisini’ doğrulayarak şunları ekledi:

"’Uzun zamandan beri ilk kez iki taraf da müzakereler konusunda arzulu. Maraş konusunda Türk tarafından olan beklenti zaten başkanlık açıklamasında ortaya kondu. Türkiye anahtar taraf bu konuda. Ama bunun zor bir adım olduğunun da farkındayız.’’

Yine aynı diplomatik kaynağa göre, Maraş konusunda Ankara’dan atılacak bir adıma karşılık Türkiye'nin Avrupa Birliği’nin adaylık sürecinde 23. ve 24. müzakere fasıllarının açılması gündeme gelebilir.

Konuyla ilgili olarak konuşan bazı Türk diplomatik kaynaklar ise, Maraş konusunun tali bir konu olduğunun üstünde durdular. Bu diplomatik kaynağa göre, ‘’Maraş’ta atılacak bir adım kapsamlı bir çözümün parçası olmalı. Diğer türlü ise dikkat dağıtıcı bir durum olacaktır. Annan Çözümü gibi bir nihai sonuca ulaşıldığında Maraş’la birlikte her konu çözüme ulaşılmış olur zaten.’’

Telif hakkı AFP

Konuyu yakından izleyen ve özel bir danışma şirketinde çalışan eski bir Amerikalı diplomatın BBC Türkçe’ye aktardıklarına göre ise, bu süreçte öne çıkan bir rol üslenen Amerikalılar, ‘müzakere detaylarına takılıp kalacağına, müzakere başlangıcında Ankara’dan ciddi ve güven yaratıcı bir adım atmasını bekliyor. Bu da, Maraş konusunda Ankara’nın Obama’nın talep edeceği şekilde bir adım atmak olabilir.’’

Ankara-Lefkoşa-Washington hattı

Washington’da ABD Dışişleri Bakanlığı'na yakın güvenilir bir kaynak, süregiden müzakerelerle ilgili daha önce basına hiç yansımamış ilginç bazı detaylar verdi. Bu kaynağa göre, Ankara, Washington ve Lefkoşa arasında ‘arka kanal’ olarak adlandırılabilecek başka bir ‘paralel diplomasi’ de yürütülüyor.

Bu, Amerikan Dışişleri Bakanlığında Nuland’ın yürüttüğü açık diplomasi ile uyumlu olarak yine Amerikan diplomasisi liderliğinde yapılan ve ‘kolaylaştırıcı’ rota olarak adlandırılabilecek bir çalışma.

Bu diplomasi rotası Ankara ve Lefkoşa’daki ABD Büyükelçilikleri öncülüğünde, Ankara, Lefkoşa, Atina ve Washington arasındaki diplomasi hattını sağlıyor.

Kamuoyuna açık bir şekilde ve diplomatlar ile yönetilen müzakere dışında yapılan bu ‘özel diplomasi’ çalışması konuyu yakından izleyen Washington kaynağına göre, ‘’müzakerelerde netice alınmasına çok büyük rol oynadı.’’

27 Şubat'ta aynı gün içinde 'Çapraz Ziyaretler' olarak bir taraftan Kıbrıslı Türk Müzakereci Kudret Özersay Atina’da, Yunan Dışişleri Bakanlığı müsteşarı ile görüşme yaparken, Kıbrıslı Rum Müzakereci Andreas Mavroyannis de Ankara’da yine Türkiye Dışişleri müsteşarı Feridun Sinirlioğlu’nu ziyaret ediyor olacak. Bu da, Nuland’ın da dahil olduğu kamuoyuna açık diplomasi ayağını temsil ediyor.

Diğer taraftan, Türkiye içinde 17 Aralık yolsuzluk skandalı krizi ile baş etmeye çalışan Erdoğan hükümetinin Washington ile arayı iyi tutmak amacında olduğu aşikar.

Ama gözlemciler, Erdoğan hükümetinin Maraş ile ilgili Amerikan ve Kıbrıs Rum tarafının beklediği gibi bir jest yapmaya karar verdiği takdirde, 1974’ten beri kapalı olan bu bölgenin Rumlara açılması adımının içeride AKP hükümetini bu kez milliyetçi çevrelerin baskısına maruz bırakacağını hatırlatıyorlar.

Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiades ise, Associated Press ajansına Pazartesi günü verdiği özel bir mülakatta, son zamanların en sıcak konularından biri olan Kıbrıs ve İsrail deniz sahanlığında bulunan doğal gazın önemini tekrar etti.

Anastasiades, Kıbrıs yeniden bütünleşirse, İsrail enerji kaynaklarının Kıbrıs üzerinden Türkiye'ye ihraç edebileceğini kaydetti.

Yakın tarihlerde bulunan bu enerji kaynaklarının taraflar açısından adayı birleştirme adına kesin bir sonuca ulaşmak için olumlu tol oynadığı herkesçe kabul ediliyor.

İlgili haberler