DERGİ - Binaları eriten adam

Bir sanatçının binaları eritmesi, kaydırması ve tersine çevirmesi mümkün mü? Alex Chinneck tam da bunu yapmış.

Alex Chinneck, Londra’nın turistik merkezlerinden biri olan Covent Garden pazarının ünlü binasını havada asılı kıldığı için geçtiğimiz günlerde gazete manşetlerine çıkmıştı. Chinneck, “etrafı ile uyumlu ama aynı zamanda göze çarpan eserler yaratmak istiyorum. Göz yanılsamaları şaşırtıcı ama herkesin anlayabileceği türden bir görsellik sunuyor,” diyor.

Altı tonluk ağırlık yüklenen pazar tezgahı görünümlü bir aracın desteğiyle havada asılı duran 12 metre genişliğindeki yapı, sütunları, duvarları ve hatta duvardaki yosunlarıyla aslının aynısı. Aradaki tek fark binanın ortadan kesik ve üst kısmının havada asılı olması. Polistirenle yapılan ve granit kumla sıvanan bu yapının inşasında 100 mühendis, mimar ve inşaat işçisi çalışmış ve tamamlanması yedi ay sürmüş.

Chinneck mimari büyüsünü Londra’da kalıcı başka yapılara da uygulamış. Fakat Londra’nın güneyinde Southwark semtinde yer alan bir eseri pek de kalıcı değil. Aslına uygun ölçülerde yapılan bu ev üç hafta içinde eriyip tükenecek. Binanın yerinde daha önce bir mum fabrikası bulunuyormuş. Chinneck’in bu eserinde 8 bin mum tuğla kullanılmış. Bunlar her gece ısıtıcılarla eritiliyor. Sonunda binadan geriye 10 tonluk bir mum eriyiği kalacak.

“50 Kuruşa Yarım Kilo İnsan Eti” adını taşıyan bu eriyen bina çalışmasının etkisini görmek için bulunduğu yeri birkaç kez ziyaret etmek gerekiyor. “Covent Garden projesinin tersine buradaki etkiyi bir defada görmek mümkün değil, birkaç ziyaret gerekiyor. Orada yoldan geçen turist ne olup bittiğini hemen anlayabiliyor. Ama burası turistler için değil, bölgeden her gün gelip geçenler için tasarlandı,” diyor Chinneck.

Chinneck’in ünlü projelerinden bir diğeri de kullanım dışı bir binayı turist çekim merkezi haline getirdi. İngiltere’nin sahil kentlerinden Margate’de “Burnumun Dizlerinden Ayak Parmaklarımın Beline” adı verilen çalışmada dört katlı bir binanın son katı açıkta bırakılmış ve öndeki kavisli eğim binanın ön cephesinde kayma görüntüsü yaratmış. 11 yıldır boş olan binayı belediye satın alarak eserini yaratması için bir yıl süreyle Chinneck’e tahsis etmiş.

Kayan ev görsel bir ziyafet sunmanın yanı sıra sosyal sorunlara da değiniyor. Fakat Chinneck bu eseriyle herhangi bir siyasi mesaj vermediğini, eserlerinde görsel heyecan yaratmayı temel aldığını belirtiyor.

“Havanın Altında, Ayın Üstünde” adlı çalışmasıyla Chinneck yine Londra’da Blackfriars Köprüsü yakınlarında iki kullanım dışı binayı tersine çevirmiş. “İnsanlar sanat galerisinden içeriye girme eylemini kendi tercihleriyle yaparlar, ama halka açık heykeller insana böyle bir tercih sunmaz,” diyen Chinneck, eserinin çevredeki binalar arasında yitip gitmesi ve yanı başından geçerken gözden kaçması özelliğinin hoşuna gittiğini ifade ediyor.

2012’de Chinneck’in bir binada gerçekleştirdiği dönüşüm öylesine inceydi ki fark etmek neredeyse imkânsızdı. Londra Olimpiyatları’nın yapıldığı stadyumdan bir buçuk km mesafedeki eski bir fabrika binasının pencerelerine 1248 adet cam parçası eklenerek 312 adet aynı şekilde kırılmış pencere görüntüsü yarattı. “Takma Dişlerle Gerçekleri Söylemek” adı verilen bu çalışma konusunda Chinneck “Doğru materyali seçip doğru bir şekilde kullanırsanız çalışmanız binayla bütünleşir,” diyor.

Bu makalenin İngilizce aslını BBC Culture’da okuyabilirsiniz.

Dergideki diğer makalelere buradan ulaşabilirsiniz.