DERGİ - Batı müziğine damga vuran 8 buluş

Tarih öncesinden günümüze müzik sürekli gelişme halinde.

Pisagor'un gamlarından Walkman'e müzik tarihine damgasını vuran sekiz önemli dönüm noktası...

Pisagor’un gamları

Pisagor’dan önce müzik ilahi bir muammaydı. Müzik aletlerinin 35 bin yıl öncesine kadar gittiği ve eski kültürlerde şarkıların olduğuna dair veriler var; ama Yunan matematikçi ve filozof Pisagor’dan önce, tınıların neden ahenkli ya da ahenksiz olduğunu açıklayan herhangi bir teori yoktu. Pisagor MÖ 500’lü yıllarda sesleri bilimsel bir şekilde inceledi ve titreşen tellerin uzunluğu ile çıkardıkları tını arasındaki bağlantıyı ortaya koydu. Böylece hangi notaların birlikte ahenkli ses çıkardığını tespit ederek müzikal gamları oluşturdu. Pisagor’un “do re mi fa sol la si do”su bugün Batı müziğinin temelini oluşturuyor.

Notalar

Müziğin karşı karşıya olduğu en büyük sorun, notaların ortak bir dil haline getirilip kağıda dökülememesiydi. İspanya ve İtalya’daki keşişler uzun yıllar buna kafa yorup müziği kaydetmenin bir yolunu buldular. Bir notanın öncekinden daha mı ince ya da kalın olacağını gösteren semboller kullanmaya başladılar. Bu semboller notaların perdesini göstermemekle beraber hafızaya yardımcı olacak şekilde kaba melodiyi gösteriyordu. 1000’li yıllarda Guido d’Arezzo adlı keşiş bu sembolleri günümüzdekine benzer bir biçimde yatay çizgiler üzerine yerleştirdi. Böylece bugün kullandığımız portelerin önceli ortaya çıkmış ve tarihte ilk kez müzik iz bırakmaya başlamıştı.

Piyano evlere giriyor

Telif hakkı Getty

Ünlü İngiliz yazar Jane Austen kardeşine yazdığı 1808 tarihli bir mektupta eve piyano alınacağından söz ediyordu. Piyano, 19. yüzyıl başlarında Avrupa’nın orta sınıf evlerine girmeye başlamıştı. Sanayi devrimi piyanoyu ucuzlatmış, müzik eğitimi burjuvazinin ayırt edici özelliklerinden biri haline gelmişti. Uzun kış gecelerinde ailenin eğlencesi, zarafet ve sıkı çalışma göstergesi olmuştu. Böylece müzik kiliseden ve konser salonundan çıkıp evlere yayılmış, sadece en zenginlerin eğlencesi olmaktan çıkmıştı.

İlk kayıt

Thomas Edison 1877’de gramofonu icat ettiğinde ilk kayıt yapılan sözler eski bir İngiliz tekerlemesinden “Mary had a little lamb” olmuştu. Daha sonra Emile Berliner kauçuk diskleri ve ucuz bir gramofonla Victor Talking Machine şirketini kurup modern müzik sektörünün ilk adımını attı. Bu gramofon şirketinin Londra şubesi HMV Sahibinin Sesi olarak adlandırılacak ve bugüne kadar gelecekti. 1930’da ilk 33’lük ticari plaklar üretildi; 45’lik uzunçalar plaklar ise İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaygınlaştı. Daha sonra kaset, CD, mini disk, 1990’larda ise mp3, Napster ve diğer dijital araçlar çıkacak, fakat plaklar yeniden popülerlik kazanacaktı.

Radyo yayını

13 Ocak 1910’da mucit Lee de Forest, tenör Enrico Caruso’nun sesini Metropolitan Opera Binası’ndan New York çapında duyulacak şekilde yayımladı. Böylece kamu ve ticari yayınları birleştiren, haberleri ve müziği evlere taşıyan yeni bir medyanın temeli atılmış oldu. 1930’larda ABD’deki evlerin yarısında radyo vardı; İkinci Dünya Savaşı sırasında ise her 10 evden 9’unda. 1950’lerde transistörlü radyoların taşınabilir hale gelmesi ve rock’n roll müziğin doğuşu radyonun popülaritesini gençler arasında da artırdı. Savaş sonrasında televizyon kitlesel halde üretilmeye başlanmış ve 1960’larda ABD’deki evlerin yüzde 90’ına girmişti. Radyonun hakimiyetine karşı ciddi bir rakip çıkmıştı.

İlk müzik listeleri

1936’da müzik dergilerinden Billboard ABD’deki üç büyük radyoda çalınan en popüler şarkıların listesini yayımladı. 1940’ta ise en çok satan plaklar listesi. İlk bir numara, Frank Sinatra’nın I’ll Never Smile Again şarkısıydı. 1958’de plak satışları ve radyo yayınları birleştirilerek bugün de varlığını koruyan Hot 100 şarkı listesi oluşturuldu.

Elektronik müzik

1948’de Fransız Pierre Schaeffer somut müzik adıyla, ortam sesleri ve müzikal olmayan diğer seslerden avangart bir kolaj yoluyla yeni bir müzik türü yaratmıştı. Bu teknoloji ürünü bir müzikti; üretimi ve dağıtımı elektronik yoldan mümkündü. Schaeffer ile bir süre Paris’te çalışan besteci Karlheinz Stockhausen daha sonra Köln’de Elektronik Müzik Stüdyosu’nda çalışmalarını sürdürdü. Burası elektronik müziğin beşiği haline gelecekti. Fakat bu zor ve popülaritesi olmayan bir türdü. Bu gelişmeler 1960’larda ivme kazanacak, daha sonra Pink Floyd ve Yes gibi rock grupları tarafından kullanılacaktı. Bu müzik Alman grup Kraftwerk’in tarzı olacak ve daha sonra hip hop ve dans müziğini etkileyecekti.

Walkman

Phillips 1963’te Batı Berlin’deki bir fuarda ilk küçük kasetçaları sergileyecekti. İlk kulaklık ise 1910’da Nathaniel Baldwin tarafından bir mutfak masasında icat edilmişti. Sony’nin Walkman’i 1979’da bu iki buluşu birleştirip taşınabilir bireysel cihazlar haline getirdi. Bugün Walkman deyince 1980’ler geliyor akla ve insanların kendi başına hazırladığı karma kasetler. Bu uygulama bugünkü Spotify ‘play listeleri’nin temelini oluşturdu. Walkman ise Discman’a, iPod’a ve akıllı telefonlara dönüşerek müzik teknolojisi tarihindeki dönüştürücü rolünü kanıtladı.

Bu makalenin İngilizce aslını BBC Culture’da okuyabilirsiniz.

Dergideki diğer makalelere buradan ulaşabilirsiniz.