DERGİ - Şeytanın ayak bastığı ülke

Yüzyıllar önce İzlandalılar yanardağlardaki ateşin insan ruhları olduğuna inanırdı. Bugün bile masallarda , cinlerin lavlar arasında gizlenip topraklarını korumaya çalıştıkları anlatılır.

Adanın yanardağ kalıntıları, sülfürlü gazlar çıkaran kaynarcalarla dolu kuzeyinde bu masallar daha korkunçtur. Bu masallarda Krafla yanardağı cehenneme açılan kapı olarak anlatılır. Şeytanın cennetten kovulduktan sonra geldiği yerdir burası.

Bugün Krafla yanardağı sessiz. Ama 40 yıl önce olağanüstü jeolojik aktivitelerin merkezi durumundaydı. Dokuz yıl boyunca dokuz büyük volkanik patlama oldu ve 1138 metre derinlerden lavlar fışkırdı.

Korku salan ününe rağmen bugün Krafla’yı keşfe çıkmak sanıldığından daha kolay. Cehenneme giden yollar bugün ahşapla döşeli. Bu yolda yürürken yanardağın ısısını ayakkabılarında hissediyor insan. Çatlaklardan sızan buhar, magmanın içindeki demirden kaynaklı kızılımsı bir renk alıyor.

Tepede iki krater var. Birine Viti deniyor; gerçekten de ‘cehennem’ anlamına geliyor. Yeşilimsi çamur havuzlarından yayılan sülfürlü gazlar insanın gözünü sızlatıyor.

Bu tür lav tarlalarının bir zamanlar tanrıların savaş alanları olduğuna inanılıyor. İzlanda’da doğanın bu kadar canlı ve hareketli olması orada yaşayan insanların batıl inançlarının güçlü olmasına neden oluyor. Yapılan son anketler, halkın yarıya yakınının cinlere inandığını ortaya koyuyor.

Krafla’nın 18 km güneyindeki manzara bile hala yanardağın etkisini gösteriyor. Kurumuş lav tarlaları karanlık şatoları andırıyor.

1975’te başlayıp dokuz yıl süren patlamalar döneminde, 80 km uzakta bile hissedilen güçlü yer sarsıntıları olmuş. İzlanda bu tür yanardağ aktivitesi yoluyla sürekli yenilenen bir ada olarak biliniyor.

Dışarıdan gelen insan için Krafla gibi lav tarlaları dünyanın sonu gelmiş hissi veriyor. Fakat bölgedeki yanardağ uzmanları, lav püskürmesinden kısa bir süre sonra bölgede bitkilerin yeşermeye başladığını, hayatın tazelendiğini vurguluyor.

Bu makalenin İngilizce aslını BBC Travel’da okuyabilirsiniz.

Dergideki diğer makalelere buradan ulaşabilirsiniz.