Fenerbahçe - Lazio: Sarı kanarya nasıl kazanır?

Fenerbahçe çeyrek finalde. Hem de daha başında bitti denilen bir sezonda.

Nice yıkımın, kaosun, karmaşanın ortasında.

Fenerbahçe çeyrek finalde. Dile kolay. İçerde dışarda krizler, cezalar, ardarda seyircisiz maçlar, ahlar vahlar arasında.

Hani demiştik ya devre arasında Aykut hoca yüzü kireç gibi gidip gülücükle dönmüşken: Mezardan çıkan ölümden korkmaz. Öyle işte.

Mezardan çıktı Fenerbahçe ve cemre düştü Kadıköy’e.

Belki Papazın çayırı yağmurlu bugün, ama bahar iliklerine kadar işlemiş çubuklunun.

Bu eşiğe defalarca geldi Fenerbahçe. Parma’da bir ters kafayla döndü sınırdan, Chelsea’de sonuna kadar direndi, olmadı.

Şimdi o eşiği geçme zamanı. Hele bir yarı finale uzansın bu yol, siz o zaman görün.

Bu kez olsun artık.

Olsun da nasıl?

Bak ne diyor haber bültenleri: İtalyanlara şansı tutmuyor, Lazio deplasmanda yenilmiyor.

'Bir ilk olsun'

Madem ki her şeyin bir ilki var bu sene, bu da ilk olsun.

Olsun da nasıl?

Korkusuzca... Sakin ve sabırla...

Korkmamalı Fenerbahçe...

Üstüne gitmeli Lazio’nun. Çünkü İtalyanların tarihi özelliklerinin aksine en büyük derdi orada.

Önde basmalı Fenerbahçe, ama mesafeleri açmadan.

Maçın kilit ikilisi Webo ve Sow. Çünkü savunma artık ilerde başlıyor.

Senegalli, Burhaniye metrobüs durağındaki adam yalnızlığından kurtuldu.

Orta sahada kim oynarsa oynasın, paslaşmalar geriye doğru değil öne doğru olmalı.

Fenerbahçe dönüşü olmayan bir yolda çünkü.

Küçük bonus oynarsa abileri arkasını mutlaka kollamalı.

Büyük bonus yüzünü hiç yere düşürmemeli.

'Sakin ve sabırlı'

Sakin olmalı Fenerbahçe. Son saniyeye kadar sabrını yitirmemeli.

En önemlisi bu… Sabır…

Son dakika şampiyonluklarına, ittifaklara, adliyelere, gazlara nasıl sabrettiyse Fenerbahçe, öyle sabretmeli 90 dakika. Oyunu ilerde ama sabırla oynamalı.

Çünkü sabır deyince biz hep Parreira dönemindeki yayın gerisinde yan pas yapma algısına giriyoruz.

Oysa Fenerbahçe’nin artık geriye yaslanma lüksü yok. Hem de hiçbir alanda.

Savunmayı tüm sahaya yaymalı, ama atak olmalı.

Ve taraftar.

Ya Avrupa’daki 2008 ruhuyla gitmeli tribüne ya ligdeki 2010 duygusuyla.

Sonuna kadar destek, sonuna kadar sabır.

Fenerbahçe takımının tek handikapı kolay demoralize olması.

Ahları vahları evde bırakmalı taraftar, önyargılarını da.

Takım düştüğünde yerden kaldırabilmeli.

Gün omuz omuza günü.

'Canlandıran taraftar lazım'

Ama 1 dakika değil, santrayla beraber başlayıp, maç sonuna kadar.

Yorulunca ağır bestelere girmeden. Hep diri, hep canlı, hep coşkulu.

Sözün özü...

Gün tüm hesapları sandığa gömme günü... Gün hep kapısından dönülen eşiği aşma günü...

Fenerbahçe’nin taraftarına çok ihtiyacı var bugün…

Ama homurdanmayan, canlandıran bir taraftara.

25 milyon yürek, Kocaman umutlarla bekliyor. Lefter sizinle olsun...

BBC'nin Avrupa futbolundan derlediği haber, analiz ve izlenimleri, BBC Türkçe'nin Facebook'taki futbol sayfası Altıpas'ta da okuyup paylaşabilirsiniz.