'Arsenal’i yenmek için... Unutma...'

Telif hakkı n

Anlatmıştım ya hani... 28 yıl önce bugünlerde radyodan sızıyordu ismi evin duvarlarına. Açık balkon kapısından sokağa yayılıyordu, sonra. Araya doğru, Selçuk, Selçuk, Selçuk... Sevinç yumağı, koltukta zıplayan velet, halıda tepinen baba, kucaklaşma...

İki hafta önce yitirdik işte... Küçük Hüseyin’in yanına gönderdik. İlk Avrupa zaferimdi, Bordo da o zamanlar Bordo’ydu hani. Babam öyle dedi.

Boliç, Manchester’da atarken arkadaşımın evinde tek başımaydım. Enteliz ya, evde daha fazla kitap okuyalım diye televizyon almamıştık. Çok fazla gol yersek sağda solda küfür eden olmasın diye anahtarı alıp kapanmıştım işte oraya. Deli misali zıpladım, durdum.

Alex, İnterli’yi düğümleyip kestiğinde, tribünde tam paralelde oturuyordum. Devid topa vurduğunda ben Hilmi’ye sarılmıştım bile. Cem ile Kerem sırtımdaydı.

Volkan Sevilla’da ellerini yumruk yapıp iki yana açmış koşarken secde vaziyetinde kafamı halıya vuruyor buldum kendim. Kayınvalide büyümüş gözlerle bana bakıyordu. Annem, normal normal der gibi hareketler yapıyordu.

Her birini sayarım. Her birini sayacak milyonlar var. Unutmazlar. Ölümsüzlük iksiridir o anlar. Küçük Hüseyin şu an bizimledir o yüzden, Selçuk hala ortadan dikine dalar ve köşeye plaseler.

Sadece bunları mı unutmaz taraftar? Hayır. Nobre’nin Anelka’ya pas vermediği maç desem, yüz bin kişi Schalke diye bağırır. Gözlerinin önündedir dün gibi. Avrupa dosyasını indirirler zihinde, kader anlarına tıklarlar ve şak diye çıkar gözlerinin önüne. Sonra Egemen Cardozo’yu bir saniye kaçırır, tren kalkar. Yan dosyada Appiah 7 yıldır sol ayağıyla vurur, durmadan.

Hani Konya maçından sonra futbolcular bant kaydından konuşur gibi, “Bu maçı unuttuk, Çarşamba’ya bakıyoruz” dedi ya hep. Aklıma bu dosyalar geldi işte. Öyle unuttuk demeyle unutulmuyor güzel kardeşlerim. Emenike yıllarca kaleciye nişanlayacak o topu, Baroni önündeki adama ayak uzatmayacak. Unutmayacağım milyonlar. Siz de unutmayın. Unutmayın ki, aynı şeyleri tekrar yaşamayın.

Telif hakkı n

Eski sevgilisine dertlenen bir güzel kardeşim “geriye doğru baktıkça yürümem zorlaşıyor, sağa sola çarpıyorum, dengem bozuluyor, artık önüme bakmalıyım” demişti. Şahane laf. Ben de ona; hesap kapanmadan taksiden inilmez, dedim.

İleri bakarken aklımız geçmişte kalmamalı, ama geçmişimiz hatalarımızı düzelttikçe bizimle gelmeli, rehber olmalı bize. Şimdi herkes kafasında kadrolar kuruyor. Emenike mi önde oynamalı, Webo mu? Kuyt ya da Sow kesilebilir mi? Orta üçlü (ki oyunun anahtarıdır) kim olacak? Meireles iyi mi acaba tamamen? Topal sakatlığı hisseder mi? Ah Gökhan bir dönse!

'Lefter'in gözü üzerinizde'

Bana kalsa, sağda Topuz yerine Bekir’i koyarım misal, orta sahaya Alper ve Baroni’yi aynı anda koymam. Emre’siz başlarım. Bu kadar yeter gerisini hocaya bırakırım.

Elbette her oyuncu bir mesajdır, her diziliş başka bir oyun getirir. Ama biz geçen yıldan şunu öğrendik. En iyi oyuncumuz sabırdır bizim. 2 yıldır iliklerimize kadar işleyen sabır. Nice takım gibi takımı geçip Amsterdam tezahüratıyla sokakları çınlatmamızı sağlayan bu sabırdır işte, disipline bağlılık, arkadaşına ve formana saygı. Hepsi bu. Son adamla uç adamın arası belli mesafenin üstünde açılmamalı.

Birbirinin arkasını kollamalı herkes, ucuz kahramanlığa girişmemeli. Sakin oynamalı Fenerbahçe. Bir İngiliz’le mücadele ettiğini unutmamalı. Hani küçükken topu olanın borusu öterdi ya sahada. Top da bizim saha da kardeşim. Dışarda çiçek vermeli, ama sahada rahat yüzü göstermemeli idmansız Wengeroğullarına.

Sözün özü:

Sözün özü: bir uzun yolculuğun daha başındayız işte. Belki de mahkemede bitecek bir yolculuğun. Ama yolda olmanın kendisi güzeldir varma beklentisinden uzak. Şarkıda dediği gibi; Sen bugünün hakkını ver, yarını yarın düşünsün.

Çıkalım, oynayalım kardeşim. Severek oynayalım. Hiç elenmeyecekmiş gibi oynayalım. Taraftarın gönül dosyası orada duruyor ve kaydediyor. Ölümsüz olmak sizin elinizde. Bana inanmıyorsanız Lefter’e sorun. Akşam o da sizi izleyecek. Ve bir çift göz daha olacak üzerinizde ekran başında. Kocaman bir çift göz. Onu da Ersun Hoca’yı da mahcup etmeyin. Haydi.