DERGİ - Sinirbilime göre tasarlanmış özel siren sesi

Malavi, ETAF

Sinirbilim alanındaki bilgilere dayanarak tasarlanan bir siren Afrika'da hayat kurtarıcı bir kullanım alanı buldu. Bu tür çalışmalar gelecekte davranışları yönlendirmek için kullanılabilir.

Afrika'nın güney doğusundaki Malavi'nin kırsal bölgelerinde dolaşan bir gezici sağlık ekibinin kullandığı siren, hiçbir acil hizmet sirenine benzemiyor.

Sanki eski ve bozuk bir transistörlü radyodan sık sık kesintiye uğrayan bir müzik dinliyorsunuz hissi veren bu sireni Amerikalı Jake Harper icat etti. (Siren sesini dinlemek için buraya tıklayın)

Tasarımı, beynin duyguları işleme koyan merkezini etkileyen sesler konusunda yapılan sinirbilim araştırmalarına dayanıyor.

HIV testleri

Bu sirenle Elizabeth Taylor AIDS Vakfı (ETAF) tarafından işletilen gezici sağlık kliniğinin AIDS'e yol açan HIV virüsü testlerine ve sağlık taramalarına halkın katılması amaçlanıyor. Sağlık aracı bölgede dolaşırken üstündeki bir hoparlörden dikkat çekici bu siren sesi duyuluyor.

Image caption Malavi'nin Mulanje bölgesinde nüfusun yüzde 17'si HIV virüsü taşıyor.

Mulanje adı verilen ve 673 bin kişinin yaşadığı bu bölgede nüfusun yüzde 17'si HIV virüsü taşıyor.

Harper, kliniklerin gelişine halkın dikkatini çekmek için bu sesi tasarlamış. Bunu yaparken de Luc Arnal'ın Cenevre Üniversitesi'nde yaptığı sinirbilim araştırmalarını esas almış. Arnal insanların göz ardı edemeyeceği çığlık gibi sesleri duyduğunda beyinde hangi sinir bağlantılarının harekete geçtiğini araştırmış.

Harekete geçiren ses

Bu tür rahatsız edici seslerde, korkuya dayalı tepkileri işleme sokan amigdala bölgesi harekete geçiyor.

Yani çığlık sadece dikkatimizi çekmekle kalmıyor, bir şekilde derhal tepki vermemize, harekete geçmemize yol açıyor.

Image caption Jake Harper siren tasarımında HIV konusunda çalışma yapan bir yerel müzik grubundan esinlendi.

Bu bilgiden hareketle Arnal, duyduğumuzda sadece bizi donduran değil, yapıcı bir tepki vermemizi sağlayan daha iyi sirenler ve alarm sesleri tasarlanabileceğini söylüyordu.

Harper, doğadaki diğer seslerden farklı, ancak fazla rahatsız edici olmayan bir siren sesi bulmak için aylarca çalıştı.

Hem beyinde duyguları harekete geçiren bölgeye hitap edecek hem de korku ve şok hissi yaratmayacak bir ses bulmak gerekiyordu.

Sonunda bu sesi buldu. Ne kadar etkili olduğunu denemek için gezici kliniğe uygulandı. Daha önce günde 40 kişi HIV testi yaptırırken, bu sirenle 160 kişi test yaptırmıştı.

ETAF böyle bir çalışmanın parçası olmaktan heyecan duyduğunu ifade ediyor. 2008'den bu yana bölgede yapılan gezici klinik çalışmasının HIV testi yaptıranların sayısında artış sağladığı belirtiliyor.

Image caption Daha önce gezici sağlık kliniğinde sadece normal hoparlör kullanılıyor, fazla etki bırakmıyordu.

Özel bir ses

Arnal ise araştırmasını uygulamaya koyan Harper'ın ne insan sesine ne de müziğe benzeyen özel bir sesle iyi bir sonuç aldığını söylüyor.

Hong Kong Üniversitesi'nden Annett Schirmer ise sesin insan psikolojisi üzerindeki etkileri konusunda bilgimizin son yıllarda arttığını belirtiyor.

Araştırmalar, dışarıdan sağlanan ritimler yoluyla nöral aktivitenin koordine edilebileceğini gösteriyor.

Fabrikada veya tarlada çalışan insanların, çalışmalarını koordine etmek için şarkı söylemeleri buna örnek gösteriliyor.

"Müzik stimülasyonu bazı zihinsel süreçleri eğitip bireyler arasında uyum sağlıyor" diyor Schirmer.

Sesle davranışları yönlendirmek

Fakat davranışların doğru sesler kullanılarak düzenlenebileceğini ve Malavi deneyinde olumlu bir işlev gördüğünü söyleyen Schirmer, başka amaçlar için de bu yöntemin kullanılabileceğini söylüyor.

"Örneğin mağazalar müşterinin daha uzun süre kalması ve satın alma ihtimalinin artması için müzik kullanıyor."

Harper gelecekte binalarda ve kamu alanlarında kullanılacak ses yoluyla davranışların yönlendirilebileceğine inanıyor.

Mimari bir unsur ve inşaat malzemesi olarak sesin nasıl kullanılabileceğini, bu yolla kamu alanlarının nasıl daha kullanışlı hale getirilebileceğini araştırmak istediğini söylüyor.

Gelecekte sesi, beynimizin derinliklerindeki tepkileri yönlendirecek şekilde yerleşim alanlarında kullanabiliriz. Bugün bu tür işaretler kalabalıkta kaybolabiliyor. Ama doğru sinir bağlantıları tetiklendiği takdirde bir gün bunları görmezlikten gelmek mümkün olmayabilir.