Sinan Aygün-Mansur Yavaş polemiği: CHP nasıl bir strateji izleyecek?

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve Mansur Yavaş Telif hakkı Getty Images

CHP yönetimi, Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında etraflıca masaya yatırılan Sinan Aygün-Mansur Yavaş tartışmasının, "partinin yıpratılması ve içinin karıştırılması için devam niteliğinde bir hamle olduğu" değerlendirmesini yapıyor.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, Aygün'ün suçlamalarına hedef olan Yavaş'ın "mahkeme kararının gereğini" yerine getirdiğini savundu.

Sinan Aygün'ün başlattığı tartışma, MYK toplantısında, "Saray'a giden CHP'li", "Urla Belediye Başkanı'nın görevden alınıp yerine kayyum atanması" olaylarının devamı olarak değerlendirildi; "partinin yıpratılması, içinin karıştırılması, itibarsızlaştırılması, Kılıçdaroğlu'nun siyaseten etkisizleştirmeye dönük girişimlerin" yeni bir örneği olarak ele alındı.

CHP yönetimi, Aygün'ün iddiaları sonrası, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nde inceleme yapmak üzere İçişleri Bakanlığı'nın müfettiş görevlendirilmesinin altından bir şey çıkmayacağını düşünüyor. Yavaş'ın görevden alınması gibi bir seçeneğe de şans tanınmıyor.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplanan MYK'da, Sinan Aygün-Mansur Yavaş arasında mahkemeye taşınan "ikiz kuleler" tartışmasına ilişkin yapılan değerlendirmeler ve partinin bundan sonra izleyeceği tutuma ilişkin kulislere yansıyan bilgiler şöyle:

Neden 9 ay müdahale etmedi?

Yapılan toplantıda, Mansur Yavaş'ın belediye başkanı seçilmesinden sonra da inşaatın sürdüğüne yönelik Sinan Aygün'ün yaptığı çıkış konusunda, Yavaş'ın sunduğu delil ve gerekçeler haklı bulundu.

Yavaş, Kılıçdaroğlu ile görüşmesinde, Melih Gökçek döneminde belediyenin avukatı olan Mehmet Ali Alan'ın, aynı zamanda Sinan Aygün'ün de avukatı olduğunu ve bu avukatın inşaatla ilgili mahkeme kararını kendilerinden gizlediğini savundu.

CHP yöneticileri, Yavaş'ın, inşaat bittikten sonra mahkeme kararını kendisine ileten avukat Alan hakkında derhal soruşturma başlattığını ve aynı zamanda da mahkeme kararı doğrultusunda inşaatı mühürlettiğini ifade ediyorlar.

Telif hakkı DHA
Image caption Sinan Aygün iddilarıyla ilgili olarak bir basın toplantısı düzenledi

Sinan Aygün'ün ilk etapta, "25 milyon lira rüşvet istediklerini" ileri sürdüğü belediye meclis üyeleri Haydar Demir ve Berkay Gökçınar'ın da, bu görüşme esnasında inşaatın durdurulmasına yönelik mahkeme kararı konusunda bilgilerinin olmamasına dikkat çekildi.

Parti yöneticileri, bu görüşmenin, Sinan Aygün'ün belediye meclis üyesi olan kız kardeşi Sibel Aygün'ün girişimi ile gerçekleştiğinin de altını çiziyor.

Bir MYK üyesi söz konusu görüşmede yaşananlar için şunları anlatıyor:

"Aygün'ün kardeşi 'Bu iş nasıl çözülür?' diyor. İki belediye meclisi üyesi de, 'Plan tadilat notu düşülmüş, okul inşaatının bitirilmesi gerekiyor' diyorlar. 'Okulun maaliyeti ne olur?' diye soruyor, onlar da '25 milyon' diyor. Yani burada hukuka aykırı bir durum yok; plan tadilat notunun gereğini yapın deniyor. Zaten yargı kararı gelir gelmez de inşaat mühürleniyor"

Kılıçdaroğlu'dan 'Kanal İstanbul' yanıtı

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin MYK toplantısında, olayla ilgili üyelere bilgi verdi. Edinilen bilgiye göre Kılıçdaroğlu, olay kamuoyuna yansımasından önce Aygün'ün kendisini ziyaret ettiğini ve inşaatın durumu hakkında bilgi verdiğini, ardından kendisinin de bu konuyu Yavaş'la görüşeceği karşılığını verdiğini anlattı.

Mansur Yavaş'ın mahkeme kararının gereğini yerine getirmek üzere "hukuka uygun" bir işlem yaptığını belirten Kılıçdaroğlu, sadece TOGO ikiz kuleleri ile ilgili değil, tüm hukuksuz işlemler karşısında direneceklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kanal İstanbul ile ilgili "Devlette devamlılık esastır" sözlerini de anımsatan Kılıçdaroğlu, MYK üyelerine, "İster tank-palet fabrikası konusunda olsun, ister Kanal İstanbul, ister bu Ankara'daki inşaat işi olsun. Devlette devamlılık ancak ve ancak ahlaki, bilimsel hukuksal işler yapılırsa olur. Ama ahlaksız, bilim dışı, adalete uygun olmayan hiçbir konuda devamlılık sağlanmayacak. Bizim iktidarımız döneminde, hukuka ,ahlaka, adalete uygun olmayan hiçbir işlem konusunda ödeme yapmayacağız" dedi.

Telif hakkı Getty Images

'Aygün ayağına sıktı'

CHP yönetimi, Sinan Aygün'ün basın toplantısında yaptığı açıklamalarla aslında kendi iddialarını çürüttüğünü düşünüyor.

Aygün'ün ilk başta iki belediye meclis üyesini kendisinden "25 milyon lira rüşvet istemekle" suçladığını, ancak basın toplantısında "okul için" istendiği açıklaması yaptığını belirten parti kaynakları, "Aygün'ü birileri ya gaza getirdi, ya da yanlış bilgi verdi. Şimdi işin içinden çıkamıyor. Aslında kendi ayağına sıktı" yorumunu yapıyor.

Aygün'ün Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanması sonrası 'Atatürkçü, çağdaş kimliği' ve mağduriyeti dikkate alınarak, Kılıçdaroğlu tarafından milletvekili olmasının sağlandığını hatırlatan parti kaynakları, Sinan Aygün'ün, Mansur Yavaş, belediye meclis üyeleri ve parti yöneticilerine yönelik yaptığı suçlamaların "kabul edilemez" olduğunu belirtiyorlar.

Disipline sevk edilen Aygün'ün, partiden ihraç edilmesine de kesin gözüyle bakılıyor.

'Hedef CHP'yi karıştırmak, Kılıçdaroğlu'nu yıpratmak'

CHP'de Sinan Aygün'ün iddiaları ile başlayan bu son tartışma, "Saray'a giden CHP'li" ve Urla Belediyesine kayyum atanması olaylarındaki gibi, "CHP'nin içini karıştırma, partiyi itibarsızlaştırma ve kurultay sürecinde Kılıçdaroğlu'nu siyaseten yıpratma, etkisizleştirme girişimlerinin devamı" olarak görülüyor.

Bu konuda Kılıçdaroğlu'nun, birkaç ay önce Cumhurbaşkanlığı'nı kastederek yaptığı, "İstihbarat elemanları dahil olmak üzere pek çok kişi devreye konulup, 'Millet İttifakı'nı nasıl bozarız' arayışı içindeler. Millet İttifakı'nı oluşturan siyasi partilerin ittifakını bozmaya yönelik bir Saray hareketi bu" sözleri anımsatılıyor.

Birçok parti yöneticisi, yaşananların 2020'nin Nisan ayı sonunda yapılması planlanan kurultay sürecine yönelik olduğu görüşünü dile getiriyor.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun, rüşvet, usulsüzlük ve Gülen yapılanması ile ilgili iddialar üzerinden, etkisizleştirilmeye çalışıldığı görüşü savunuluyor.

CHP'nin şimdiye kadar yaptığı 364 ilçe kongresinin 221'inde, tek aday çıktığını belirten bir parti yöneticisi, "Bu şimdiye kadar CHP'de olmayan bir şey. Örgüt, genel merkez talimatlarına gönüllü olarak uyuyor" diyor.

Aynı yönetici, kongrelerde "adam tutularak" kavga çıkarılabileceğine karşı partilileri uyardıklarını da belirtiyor ve devam ediyor:

"Arkadaşlarımızı uyarıyoruz. Kavga çıkaran bizden değildir, tutun ensesinden salondan çıkarın. Diyelim ki parti üyemiz, o zaman da tutumumuz net, derhal ihraç edilecek"

Kılıçdaroğlu'ndan 'özel ekip' önerisine ret

MYK'da, kumpas olduğu savunulan bu tür olaylar karşısında strateji geliştirmek, anında çözüm önerileri ve hukuki destek sağlamak için özel bir ekip oluşturulması önerisinde de bulunuldu.

Ancak CHP liderinin, "Partimizin MYK'sı bu konuda yeterli kabiliyete sahip, ayrı ekibe gerek yok, acil bir durum olursa zaten o anda kim varsa acil toplantıya çağırır, çözüm önerilerimizi stratejilerimizi konuşuruz" diyerek bu öneriyi geri çevirdiği öğrenildi.

Telif hakkı Getty Images

'Yavaş'ı görevden almak, ikinci İstanbul seçimi olur'

CHP yönetiminde, Aygün'ün iddiaları üzerine başlatılan İçişleri Bakanlığı incelemesinden de bir sonuç çıkmayacağı görüşü hakim.

Parti kaynakları, Aygün'ün iddialarının dayanaksız ve delilsiz olduğunu savunarak, şu değerlendirmeleri yapıyor:

"Mansur Yavaş'ı görevden almak o kadar basit değil, sonuçları ağır olur. Bu artık bardağı taşıran son damla olur. Bu karara itaat de etmeyiz. Yavaş'ı görevden almak, Libya'ya asker göndermekten daha tehlikeli bir iş. Ankara'da seçimi kaybetmişsin, Yavaş'ın performansı ve kamuoyundaki algısı seçildiği dönemden daha iyi. Ankara'nın en tartışmalı iki kişisine karşı, Aygün ve Melih Gökçek'e karşı mücadele ediyor. Böyle bir karar, ikinci İstanbul seçimini yapmak gibi bir şey olur. Eğer Ankara'ya müdahale ederlerse, iktidar kendi gidişini hızlandırır."

Bazı parti yöneticileri, tıpkı "Saray'a giden CHP'li" tartışmasında olduğu gibi, bu tartışmanın da kısa sürede sona ereceği görüşünü dile getiriyor.

Urla'da 'simgesel seçim' stratejisi

CHP MYK'sında Urla Belediye Başkanı İbrahim Burak Oğuz'un görevden alınması ile ilgili nasıl bir strateji izleneceği de konuşuldu.

Bu bağlamda, kayyum kararına "belediye meclisi içinden belediye başkanı" seçilmesi yöntemi ile yanıt verilmesi görüşü benimsendi.

Kayyum atamasına hukuki itirazını yapan CHP, bu başvuruya olumsuz yanıt gelmesi halinde, çoğunluğu elinde bulundurduğu Urla Belediyesindeki meclis üyeleri arasından "simgesel" olarak da olsa bir başkan seçimi yapacak.

25 üyeli Urla Belediye Meclisi'ndeki 20 üyenin CHP'li olduğunu belirten parti yöneticileri, "Eğer kayyum itirazımıza İçişleri Bakanlığı olumsuz yanıt verirse, biz de pasif direnişe geçeriz, belediye meclisi üyeleri arasından 'halkın başkanını' seçeriz" sözleriyle bu başlıktaki stratejilerini dile getirdi.

Kuşoğlu Aygün'e dava açtı

Bu arada, CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu da "Genelkurmay istihbaratta çalışan ağabeyi FETÖ'den açığa alındı, ordudan atıldı" sözleri nedeniyle Sinan Aygün'ü mahkemeye vereceğini açıkladı.

Aygün'le yaklaşık 3 yıldır görüşmediğini belirten Kuşoğlu, "Öğretmen Albay olan ağabeyim değil, kardeşim. 6 yıl önce emekli olmuş ve FETÖ ile hiçbir bağlantısı olmayan, gurur duyduğum, vatansever biridir. Yani Sinan Aygün'ün bu beyanı da doğru değildir. Sinan Aygün'ün bu iddialarını yargıya taşıyorum" dedi.