13 Temmuz 2010 İngiltere gazeteleri

Financial Times gazetesine yazan iktisatçılar Nouriel Roubini ve Ian Bremmer, "Küresel büyüme hızındaki düşüş hepimizi harekete geçmeye çağırıyor" diyor.

Roubini ve Bremmer'ın değerlendirmelerinden öne çıkan bazı satırlar şöyle:

"Biriktirenler de daha fazla harcamıyor"

"Küresel ekonomi bu yıl ciddi bir yavaşlama eğilimine girecek gibi görünüyor. Bazı ülkelerin açıkladığı acil kemer sıkma programları büyümeyi yavaşlatacak. Gelecekteki talepten çalan vergi politikaları fiyaskoyla sonuçlanacak. Sonuçta, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, İspanya, Yunanistan ve diğer çok harcayan hükümetler ve tüketicilerin risk algılamaları değişmek zorunda kalacak ve daha az harcayıp, daha az tüketip, daha az ithal edecekler.

"Ancak şimdiye kadar biriktiren Çin, yükselen Asya ülkeleri, Almanya ve Japonya daha fazla harcamaya başlamıyor. Çift dipli bir resesyonu atlatsak bile küresel büyümeyle ilgili en gerçekçi senaryolar oldukça acı verici."

ABD'nin yüzde 1,5, kemer sıkma önlemlerinin uygulandığı euro bölgesinin ise sıfıra yakın bir büyüme çizgisi izleyeceğini, öte yandan dünyanın büyüme motoru Çin'deki büyümenin de yüzde 11'den yüzde 7'ye gerileyeceğini belirten Roubini ve Bremmer, birikim yapmış ülkelerin de rollerini oynayıp küresel talebi artırmaları gerektiğini söylüyor.

Euro bölgesi ülkelerine de seslenen iktisatçılar, Avrupa'nın mali kemer sıkmaya ihtiyacı olduğu gibi belirli bir büyüme düzeyini de tutturması gerektiğini belirtiyor.

Anglikan Kilisesi kadın piskopos atamaya bir adım daha yaklaştı

Guardian gazetesi, İngiltere'de Anglikan Kilisesi'ni, kadın piskoposlar atamaya bir adım daha yaklaştıran dünkü karar üzerine bir değerlendirme yayınlamış.

Kilise içindeki muhafazakar ve liberal görüştekilerin York'ta vardıkları hassas bir uzlaşmanın ardından kilise ilk kadın piskoposu 2014 yılında atayabilir.

Gazete, kararın ardından kilise içindeki gelenekselcilerin, önlerindeki seçenekleri değerlendirdiklerini yazıyor.

Buna göre kadın piskopos fikriyle barışamayan kesimler ya 2012'de yapılacak oylamanın kendi lehlerine olması için dua edecekler, ya da Katolikliğe geçiş ya da İngiltere dışına çıkmayı gözden geçirecekler.

Ancak, kadın piskoposların önderliğinde hareket etmek istemeyen Anglikanlara yerel kiliselerde yapılacak düzenlemelerle bu şans verilecek.

Guardian, dört gün süren hararetli tartışmaların ardından muhafazakâr evanjelistlerin ya da Anglo-Katoliklerin şiddetle karşı çıktıkları bir kararın hâkim olduğunu ve sonucun kilisede kadın eşitliği için kampanya yürütenleri memnun ettiğini yazıyor.

"Yönetmenseniz tecavüz edebilir misiniz?"

Independent gazetesi yazarı Johann Hari, yönetmen Roman Polanski'nin İsviçre'nin ABD'ye iade etmeme kararı ardından ev hapsinden serbest bırakılmasını değerlendiriyor.

Hari, "Büyük bir yönetmenseniz, genç kızları istismar etmenizde bir sorun yok" diyor yazısının başlığında.

Polanski'nin serbest kalması için yürütülen kampanyayı da eleştiren Hari, Fransız düşünür Bernard Henri-Levi'nin eğer büyük sanat yapıtları tehlikedeyse, küçük bir çocuk istismarı önemli değildir dediğini söyleyip, kampanyanın, "bir çocuğa ilaç verip tecavüz edilmesi benim meselem değildir," diyen biri tarafından yönetildiğinin vurgulanmasını istiyor.

Polanski'nin arkadaşı yazar Robert Harris'in, Polanski'ye yapılan muameleyi "iğrenç" diye nitelemesini de ele alan Hari, eğer yarın büyük bir yönetmen bu kişilere ilaç içirip tecavüz ederse polisi mi arayacaklar yoksa, polisi aramayı "iğrenç mi bulacaklar" yorumunu da yapıyor.

'Mossad ajanı' Mısırlı milyarder öldürüldü mü?

Daily Telegraph gazetesi İsrail istihbarat servisi Mossad adına çalışmakla suçlanan ve 2007 yılında balkondan düşerek ölen Mısırlı milyarder Dr Eşref Mervan'ın ölümünden bir hafta önce eşini "düşmanlarının" kendisini öldüreceği konusunda uyardığını yazıyor.

Mervan'ın siyasi etki yaratması beklenen anıları üzerinde çalıştığı sırada öldüğünü ve yazdığı notların evinden çalındığını yazan gazete, Mısırlı milyarderin susturulmak üzere öldürüldüğü iddialarına da yer veriyor.

Gazete, 2002 yılında yayımlanan bir kitapta, eski Mısır cumhurbaşkanı Enver Sedat'ın yakın çevresi içinde yer alan Mervan'ın, 1973'teki Yom Kippur Savaşı sırasında Mossad adına çalıştığının iddia edildiğini de belirtiyor.

"Hükümet, şirketlerle halk arasında hakem olmalı"

Guardian'a bir yorum yazan George Monbiot, İngiltere'deki muhafazakâr hükümetin getirdiği düzenlemeler sayesinde, zenginlerin yoksullar karşısında bir cezayla karşılaşmadan hile yapabileceğini savunuyor.

Monbiot, Dünya Kupası final maçında her iki tarafında hakemlerle tartışmaya girdiğini ancak kimsenin, "hakemler olmasa maç daha adil olurdu" demediğini yazarak başladığı argümanında, şirketler ve halk arasındaki güç mücadelesinin de bir hakem olmadan daha adil olamayacağını belirtiyor.

"Burada hakem hükümettir." diyen Monbiot, "Her zaman taraflı olsa, sık sık satın alınsa da demokratik bir toplumda hükümetin bizi faullere karşı koruması ilkedir." diye devam ediyor.

Muhafazakâr partilerin "büyük hükümet"ten nefret etmelerinin sürpriz olmadığını söyleyen Monbiot, İngiltere'deki hükümetin de "tasarruf yapmak iddiasıyla deregülasyona gittiğini" belirtiyor.

Kuzey İrlanda'da çatışma

Times gazetesi, Kuzey İrlanda'da çatışan grupların ve İngiltere hükümetinin dâhil olduğu iktidar paylaşması anlaşmasına dayalı barışa rağmen, sık sık patlak veren ve dün çatışmaya dönüşen olaylara yer veriyor.

Gazete, İngiltere ile birlik yanlısı Protestan grupların düzenledikleri yürüyüşü protesto eden cumhuriyetçiler arasında çıkan çatışmalarda üç polis memurunun da silahla yaralandığını aktarıyor.

Times'ın haberinde Kuzey İrlanda polisi ile birlikte cumhuriyetçi Sinn Fein'in de olayların sorumlusu olarak muhalif cumhuriyetçileri suçladığını da belirtiyor.

Kuzey İrlanda polisi ayrıca ilerleyen günlerde koordineli şiddet olaylarının yaşanmaya devam edeceğini söylüyor.

İlgili haberler