19 Temmuz 2010 Basın Özeti

Daily Telegraph'ta yer alan Türkiye ile ilgili bir haberde Kandil Dağı'nda PKK liderlerinden Murat Karayılan'la bir röportaj yapan gazetenin muhabiri Justin Vela "Teröristler Türkiye'nin turistik kentlerini tehdit ediyor"diyor.

PKK'nın bir yıllık ateşkesin ardından yalnızca doğudaki karakol ve askeri üsleri değil Türkiye'nin batısındaki il ve ilçeleri de hedefleyebileceğini yazan gazete, İngiltere dışişleri bakanlığının "yüksek terörizm tehlikesi nedeniyle, Türkiye'nin güneydoğusuna zaruri olmayan gezilerin yapılmaması gerektiği" uyarısını da aktarıyor.

Daily Telegraph muhabiri Justin Vela, Karayılan'ın Türkiye'nin bombalamalarının ardından PKK'nın eyleme geçmek dışında bir seçeneği kalmadığını söylediğini de belirtiyor.

"Türkiye'de çatışmalar şiddetlenecek"

Vela, insansız hava araçlarından saklanarak Karayılan'la röportaja götürüldüğünü de söyleyip, PKK liderinin operasyonlar ve NATO'nun en büyük ordularından birine karşı "mücadeleyi onlarca yıl daha sürdürebiliriz" dediğini de aktarıyor.

Daily Telegraph muhabiri, uzmanların da PKK'nın tehditlerinin, çatışmaların ciddi şekilde yükseleceğinin habercisi olduğuna katıldıklarını da söyleyip, Washington'daki Carnegie Endowment'tan Henri Barkey'in sözleriyle de bu ifadesini destekliyor.

Kemer sıkmak mı? Ekonomiyi canlandırma teşvikleri mi?

Financial Times gazetesi Avrupa'nın neredeyse tümünün ve dünyanın büyük bir kısmının ekonomi gündemindeki bir tartışmayı "kriz durumunda kemer sıkmak mı doğru, yoksa devlet eliyle canlandırma paketleri uygulamak mı" sorularını ele alacağı bir tartışma dizisine başlıyor.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama'nın ekonomi başdanışmanı Lawrence Summers, bütçe açığını kapatmanın yanı sıra canlandırma paketleri uygulamak da doğru fikrini savunuyor.

Summers, ekonomi yorumcularının "istihdam" ile "bütçe açıkları" arasında pek de ileri götürmeyen bir diyalektik içine saplandıklarını ve seçenekler basit gibi görünmesine rağmen bu ayrımın ABD, Avrupa ve diğer bölgelerde politika belirleme çabasını baltaladığını söylüyor.

"Obama'nın ekonomik canlandırma politikası doğru"

Başkan Obama'nın kısa dönemde ekonomik canlandırmayı öne çıkarıp orta ve uzun dönemde de bütçe açıklarını kapatmayı hedeflemesini "muğlâk bir mesaj" göndermek olarak niteleyen iktisatçıların yanıldığını söyleyen Summers'a göre, hâlihazırda karşı karşıya olunan talep daralması ve uzun dönemde sürdürülebilir bir mali çizgi izleme gereklilikleri dünya ekonomilerinin çözmek zorunda olduğu ikilemin iki eşit ucu.

Obama'nın ekonomi danışmanı Summers ayrıca, güçlü bir mali stratejinin ilk adımı ekonominin toparlanmasına yardımcı olmak olduğunu ve Başkan Obama'nın da bunun dışında ekonominin rayına girmesiyle birlikte bütçe açığını düşürmek için de sert adımlar atmayı bir öncelik haline getirdiğini de söylüyor.

Ekonomi politikasında fikirleri değiştiren faktörler

Financial Times'ın baş ekonomi yorumcusu Martin Wolf ise saflaşmanın eksenlerini özetliyor yazısında.

Wolf, "Kemer sıkmak mı sıkmamak mı -- işte bütün mesele bu" diyor ve siyasetçilerin bu soruya yanıtlarının da giderek değişmeye başladığını söylüyor.

Wolf'a göre dünya liderlerinin odağının, ekonomik canlandırma paketlerinden, bütçe açıklarındaki kesintileri kapatmaya yönelten nedenlerden biri krizin ardından gelen ekonomik toparlanmanın beklenenden daha iyi olması. Diğer neden ise Yunanistan ve euro bölgesinin çeperinde yer alan diğer üyelerindeki ekonomik krizler ve İngiltere'de iktidara gelen koalisyon.

Eğer kemer sıkmayı savunanlar haklıysa ve onların dediklerini yerine getiremezsek bu dünyanın en önemli ülkelerinde mali şoklar yaratacak. Fakat eğer "kemer sıkalım" diyenler yanlışsa ve onları takip edersek, kamu bütçelerinde kesintiler ekonomideki canlanmayı tehdit edecek ve başka finansal şokları tetikleyecek.

Wolf'a göre hangi tarafın haklı olduğundan emin olmamız olanaksız. "Ancak, emin olabileceğimiz bir şey var ki o da, eğer siyasetçiler yanlış seçeneğe yönelirlerse, bunun sonuçları şiddetli olacak."

"Bağdat hâlâ en tehlikeli yerlerden biri"

Independent gazetesinden Patrick Cockburn Amerika Birleşik Devletleri'nin güçlerini Orta Doğu'dan çekmesini ele aldığı bir değerlendirme kaleme almış.

Maaş kuyruğunda bekleyen Sünni milislere yönelik intihar bir intihar saldırısında onlarca kişinin öldüğü günün ertesinde yayımlanan yazıda Cockburn "Amerika muharip askerlerini çekiyor fakat, Bağdat halen dünya üzerindeki en tehlikeli yerlerden biri" diyor.

Cockburn bu durumu özetlemek için de yazısının başında bir örnek veriyor:

Babasını öldüren militan oğul

"Geçen yıl bugün Amerikan ordusu için tercümanlık yapan Hamid el Daraci adlı kişi evinde uyurken öldürüldü. El Daraci, ABD'liler için tercümanlık yapmanın yanı sıra ölümünden bir süre önce din değiştirerek Hıristiyanlığa geçmiş ve boynuna bir haç takarak gezmeye başlamıştı. Bu cinayetle ilgili ilk bakışta ilgi çeken bir durum yoktu, çünkü aynı gün ülkenin farklı yerlerinde 26 sivil daha öldürülmüştü. Cinayeti işleyenlerdi, durumu ilginç yapan. Oğlu el Daraci'yi öldürdüğünü itiraf etti. Babasının işi ve dinini değiştirmesinin aileye getirdiği utanç nedeniyle, onu öldürmekten başka bir çaresi kalmadığını söylüyordu, el Daraci'nin oğlu. İşte Irak'ın olağanüstü düzeyde şiddet dolu bir yer olduğunu bu gibi örnekler ortaya koyuyor." diyor Cockburn.

Irak'ta durumun geçmişe nazaran daha iyiye gittiği yolundaki değerlendirmeleri de eleştiren Cockburn, 2006-2007 yılları arasında ayda 3 bin kişinin öldüğü bir dönemin ardından başka bir şey olmasının çok zor olduğunu söylüyor.

Irak'taki sivil ölümlerinin Afganistan'ın üzerinde olmasına rağmen medyada daha az yer bulduğunu da belirten Cockburn, tüm suçu çoğu eski sürgünler olan deneyimsiz Irak'lı siyasetçilere yüklemenin doğru olmadığını savunuyor.

"Afganistan'da durum kötü ve daha da kötüye gidiyor"

Afganistan'la ilgili bir değerlendirme yayımlayan Guardian gazetesi ise başlığında ülkedeki durumu "Kötü ve daha da kötüye gidiyor" şeklinde yorumluyor.

Gazete büyük saygı duyulan bir güvenlik kuruluşu olarak tanıttığı Afganistan Güvenlik Ofisi adlı kuruluşun, NATO'nun Kandahar'daki operasyonlarının Taliban'ı zayıflatmak yerine güçlendirdiği değerlendirmesine de yer veriyor.

Kuruluş yayımladığı bir raporda, Afganistan'da durumun iyiye gitmeden önce, bir süre kötüye gideceği değerlendirmesine katılmadıklarını, durumun tutarlı bir şekilde her geçen gün daha da kötüye gittiği fikri işleniyor. Afgan kuruluş bu pozisyonunu sivil ölümleri ve Taliban saldırılarındaki istatistiksel artışla da destekliyor.

İlgili haberler