14 Mayıs 2013 İngiltere Basın Özeti

İngiltere'de gazeteler bugün Başbakan David Cameron'ın Amerika Birleşik Devletleri ziyaretini, Suriye krizini ve Türkiye'nin Kuzey Irak'la vardığı enerji anlaşmasını ele alıyor.

Guardian: "Obama'dan 'arkadaşı ve ortağına' AB desteği"

İngiltere Başbakanı David Cameron'ın Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama'yı ziyaretini ele alan gazetelerden biri Guardian. Ziyaretin İngiltere'nin Avrupa Birliği üyeliği referandumu üzerine tartışmaların kızıştığı bir döneme denk geldiğini hatırlatan gazetenin haberi şöyle:

"Oval Ofis'te bir saat süren görüşmenin ardından yapılan ortak basın toplantısında Obama, Cameron'a 'arkadaşı ve ortağı' olarak hitap etti. Obama'nın sevgi dolu sözleri ABD Başkanları'nın kendilerini ziyaret eden İngiliz Başbakanları kolaylıkla memnun edebilmek için dediklerinden farksızdı.

Obama bir kez daha İngiltere ve Amerika'nın özel ilişkisini övdü. Ama bu sefer fazlasını da yaptı: İngiltere'nin Avrupa Birliği'nde kalıp kalmaması fikrinin referanduma sunulması yönünde Muhafazakar Parti'ye uygulanan baskı artarken Cameron'a yöneltilen sorulara karşı Obama kalkan görevi gördü.

Müttefiki bir ülkenin içişlerine nadir karışan Obama, 'Önemli bir ilişkiyi tümden koparmadan önce bozuk yerleri onarmaya çalışmak daha iyi bir fikir bence.' dedi."

Guardian makalenin devamında Cameron'a verdiği desteğe rağmen Obama'nın İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden ayrılması veya üyelik kurallarının yeniden gözden geçirmesi fikrine sıcak bakmadığına dikkat çekiyor. Gazete, Obama'nın Avrupa Birliği üyeliği sayesinde hem İngiltere hem de Amerika'nın çıkarlarının koruncağına inandığını yazıyor.

Telegraph: "Cameron Suriyeli muhaliflerin kazanamayacağını söylerken dehşet görüntüleri ortaya çıktı"

Daily Telegraph gazetesi, İngiliz Başbakan David Cameron'ın Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Obama'yı ziyareti haberine ek olarak Cameron'ın Suriye politikasıyla ilgili ayrı bir haber daha basmış.

Cameron'ın Suriye krizine bir anlaşmayla son verilmesi için harcanan çabayı ikiye katlayacağına söz verdiğini yazan gazete, başbakanın muhaliflerin Esad hükümetini tümden devirebileceğine artık inanmadığını söylediğini de ekliyor.

Telegraph, Cameron'ın "Bu devrimin alttan sonlanması olası gözükmüyor. Siyasi değişimi yukarıdan hızlandırmamızın yaralı olacağına daha fazla ihtimal veriyorum." dediğini aktarıyor. Gazeteye göre İngiliz Başbakan artık Obama gibi Suriye krizi konusunda daha dikkatli adım atıyor olabilir.

Telegraph, geçmişte Beyaz Saray'ın muhaliflere doğrudan silah yardımı yapmayı kabul etmediğini, bunun da Türkiye'yi sinirlendiğini hatırlatıyor.

Gazete, Cameron bu sözleri sarf ederken Suriye'deki vahşete dair yeni kanıtların ortaya çıktığını da ekliyor. Telegraph, yeni kanıtlara örnek olarak muhalif komutanlardan Halid el-Hamad'ın (takma adıyla 'Abu Sakkar') Esad yanlısı bir askerin cesedinden kalbini kesip çıkardıktan sonra bunu yiyor gibi yaptığı bir videoyu gösteriyor.

Financial Times: "Türkiye Kuzey Irak'la enerji anlaşması imzalayarak Washington'a başkaldırıyor"

Financial Times gazetesi yazarlarından Daniel Dombey'nin kaleme aldığı bir makale Türkiye'nin Washington ve Bağdat'ı dinlemeyip Kuzey Irak'la bir enerji anlaşması imzaladığını yazıyor.

'Irak'ın daha da bölünmesine yol açma ihtimalinden' dolayı Amerika'yı korkutan anlaşmanın Ankara tarafından kilit önemde görüldüğünü belirten makalenin devamı şöyle:

"Türk devlet enerji şirketlerinin kuzey Irak'ta bulunan petrol ve doğalgaz yataklarında pay sahibi olabilmesi için Ankara'yla Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi arasında bu yılın başlarında bir çerçeve anlaşmaya varıldığını birkaç Türk yetkili doğruluyor.

Bu yetkililer anlaşmanın hâlâ oldukça hassas olduğunu ve bu yüzden de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Washington'a bu hafta gerçekleştireceği bir ziyaretten önce açıklanmasının olası olmadığını da ekliyor.

Erdoğan'ın ziyareti, Irak'ta ortamın gerildiği bir döneme denk geliyor. Türkiye'nin kendi Kürt toplumuna yönelik açılımlar yapmasına ek olarak hazırlanan anlaşma, Ankara'nın enerji zengini Kuzey Irak'taki nüfuzunu arttırırken ülkenin büyük büyüme hedeflerine ulaşmasına da yardımcı olabilir. Erdoğan geçmişte anlaşmayı iki tarafın da kazançlı çıkacağı bir mutabakat olarak tasvir etmişti."

Guardian: "2009 seçimlerinin ardından yıkılan hayaller İran seçimlerini karanlığa sürüklüyor"

Guardian gazetesi dış haberler bölümünün büyük bir kısmını İran'da Haziran ayında yapılacak genel seçimlere ayırmış. Gazetenin Tahran bürosundan yazan Ian Black'in ilk ele aldığı nokta muhalefetin durumu.

Yapılacak seçimin 2005 yılında göreve gelen, ve 2009 yılında 'hileli olduğuna yaygın bir şekilde inanılan' olarak tabir ettiği bir seçimle ikinci kez cumhurbaşkanlığına seçilen Mahmut Ahmedinejad'ın halefini belirleyeceğini söylüyor Black, ve ekliyor: "2009 yılında zafer ilan eden Yeşiller'in lideri Mir Hüseyin Musavi ev hapsinde; destekçileriyse dağılmış, demir parmaklıklar ardında veya sürgünde."

Guardian yazarı iki etkenin İran seçimlerini derinden etkilediği görüşünde.

Bunlardan ilki Ali Haşemi Rafsancani'nin aday olması. Guardian, 79 yaşındaki eski Cumhurbaşkanının ılımlıları temsil ettiğini, ve reformcuların oylarını toplayacağının tahmin edildiğini yazıyor.

Ian Black'in makalesinde ele alınan ikinci durum ise ekonomik kriz, reform isteği, ve nükleer politikadan dolayı uluslararası soyutlanmışlığın seçmenlere toptan etkisi. Black, seçim sonuçları bu unsurları etkileyeceğinden halkın bunu göz önünde bulunduracağını söylüyor.

Independent: "Uçakta doktor var mı?"

Independent gazetesi Türk Havayolları'nın acil bir durumda doktorların kabin ekibince kolaylıkla bulunabilmesi için doktorların kendilerini kaydettirebilecekleri, ve bunun karşılığında yolcu programı çerçevesinde ödül mil kazanabilecekleri bir planı okuyucularıyla paylaşıyor.

Independent'taki haber şöyle devam ediyor: "Kabin ekipleri ilkyardım eğitimi almasına rağmen her zaman tıbbi teşhisler yapamıyor veya ilaç veremiyor. Independent'a konuşan THY Genel Müdürü Temel Kotil 'Doktorların nerede oturduklarını önceden bildiğimizden gerekli bir durumda yardımcı olmalarını isteyebiliriz.' dedi.

Uçuş sırasında patlak verebilecek çoğu tıbbi durum uçağın yüksek irtifada olması, stres ve yorgunlukla şiddetlenebiliyor. Kalp krizi ve inme gibi acil durumlarda uçağın en yakın havalimanına inmesi gerekiyor. Bu da çok pahalıya mâl olabiliyor."

İlgili haberler