17 Eylül İngiltere Basın Özeti

İngiltere basını 21 Ağustos'ta Suriye'nin başkenti Şam yakınlarındaki kimyasal silah saldırısında sinir gazı sarin kullanıldığını doğrulayan Birleşmiş Milletler raporuna geniş yer ayırıyor.

Guardian'da, İnsan Hakları İzleme Örgütü HRW'nin Acil Durumlar Direktörü Peter Bouckaert'in raporun vardığı sonuçları analiz eden bir makalesi yer alıyor.

Bouckaert, denetçilerin yetki alanında olmadığı için saldırıdan kimin sorumlu olduğuna dair bir şey söylemediklerini belirtiyor.

Ancak 'Raporun satır aralarını okursanız, kimin sorumlu olduğunu belirlemek zor değil' diye de ekliyor. HRW yetkilisi şöyle devam ediyor;

HRW yetkilisi: Saldırıdan rejim sorumlu

'Birleşmiş Milletler'in saldırılarda kullanıldığını tespit ettiği roket sistemlerinin, kamyonlardan atılan ve 50 ila 60 litre sarin taşıyan 330 mm'lik roketler ve Sovyet yapımı 140 mm'lik sarinle dolu daha küçük savaş başlıkları taşıyan roketlerin Suriye Silahlı Kuvvetleri'nin envanterinde olduğu biliniyor. Bu silahlar hiçbir zaman muhalif güçlerin eline geçmedi. Kullanılan sarin miktarı da hükümetin sorumlu olduğuna işaret ediyor.'

Bouckaert, muhalif güçlerin saldırıdan sorumlu olduğuna dair 'kanıt' bulunduğunu savunan çeşitli teorilerin de inanılır olmadığı görüşünde. Peter Bouckaert şöyle devam ediyor;

'Bu, kimyasal silahları nasıl kullanacağını bilmeyen muhalif savaşçıların kazara neden olduğu bir patlama da değildi. Saldırılar birbirinden 16 kilometre uzaktaki iki noktada yaşandı ve buralarda meydana gelen bir patlama değil, bu noktalar gelen roket atışları sözkonusuydu. Bu, askeri sınıf sarinin kullanıldığı sofistike bir saldırıydı'.

ABD ve Rusya'nın Suriye'nin kimyasal silahları konusunda yaptığı anlaşmaya bir şans verilmesi gerektiğini söyleyen HRW yetkilisi, yine de bu anlaşmanın tek başına Suriye'deki krizi çözemeyeceğini vurguluyor.

Bouckaert çok daha fazla sayıda Suriyeli'nin havadan atılan bombalar, salkım bombaları, yangın bombaları, balistik füzeler ve sayısız katliam ve yargısız infazlarla öldürüldüğünü kaydediyor.

Bockaert saldırının sorumlularını bulmak ve tüm taraflar üzerinde sivilleri kimyasal ve konvansiyonel saldırılardan korumak adına baskı yaratmak için, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin konuyu derhal Uluslararası Ceza Mahkemesine taşıması gerektiğini belirtiyor.

ABD-İran yakınlaşması

Financial Times, Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasında son dönemde eriyen buzlara, başyazılarından birini ayırıyor.

'Washington'ın bu şansı nükleer müzakereler için kullanması gerekir' diyen gazete, yine de bu anlamda ilerleme kaydetmenin önünde önemli engeller olduğunu vurguluyor. Gazete şöyle devam ediyor;

'Yeni görüşmeler için ödünler gerekiyor. Tahran'ın uluslararası denetçileri koşulsuz kabul etmesi, yüksek derecede uranyum zenginleştirmeye son vermesi ve bunun potansiyel silaha dönüştürülmesi konusunda doyurucu yanıtlar vermesi gerekiyor. Batı'nın ise İran'ın kısıtlı miktarda düşük derecede uranyum zenginleştirme hakkını kabul etmesi lazım. Bu siyaseten zor olacak. Obama İran rejimiyle doğrudan müzakerelere girerse, büyük bir kumar oynamak zorunda kalacak. Anlamlı kazanımlar elde edilse bile, Obama ambargoları tek başına gevşetme yetkisine sahip değil. Bu yetki, İran'ın iyi niyetinden derin şüphe duyan Kongre'nin elinde'

'Almaya değer bir risk'

Financial Times İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani için de benzer risklerin bulunduğunu söylüyor. Ruhani'nin çeşitli ödünler vermek için Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney'in desteğini alabileceğinin hala net olmadığını vurgulayan gazete şöyle devam ediyor;

'İran ekonomisine darbe vuran ambargoların hafifletilememesi sertlik yanlılarının elini güçlendirecektir. Her iki taraf da İran'ın nükleer programıyla ilgili görüşmeleri canlandırmak için bu şansı kullanmalı. En üst düzeyde başlaması gerekmese de, ABD'nin İran'la doğrudan görüşmesi alınmaya değer bir risk. Yakında Tahran'ın istediği takdirde nükleer bomba yapmasını durdurmak için çok geç olacak. Bu Suriye'nin elindeki kimyasal silahlardan bile daha korkunç bir olasılık'

Galatasaray'ın bugün İstanbul'da Real Madrid'e karşı oynayacağı Şampiyonlar Ligi grup maçı Ral Madrid'in 85 milyon sterlinlik rekor ücretle Tottenham'dan tranfer ettiği Gareth Bale vesilesiyle İngiltere basınında da işleniyor.

'Bale'in Türk lokumu umudu'

'Bale'in Türk lokumu umudu' başlığını atan Independent, Bale'in ilk 11'e girmesi halinde iki yıldan uzun süreden sonra ilk Şampiyonlar Ligi maçına çıkacağını yazıyor. Gazete Real Madrid'in Galatasaray karşısındaki maçının da kolay olmayacağı görüşünde.

Madrid'in Şampiyonlar Ligi'ne iyi bir başlangıç yapması gerektiğini söyleyen Independent, grupta Juventus da olduğu için Madrid'in Galatasaray'a çok fazla puan kaybetmeyi göze alamayacağını söylüyor.

Independent daha önce Şampiyonlar Ligi kupasını kaldıran Didier Drogba ve Wesley Sneijder'i kadrosunda bulunduran Galatasaray'ın geçen yıl çeyrek final oynadığını ve Real Madrid'e elendiğini hatırlatıyor.

'Bale yedek kalabilir'

Guardian ise, Real Madrid Teknik Direktörü Carlo Ancelotti'nin bu akşamki maçta Bale'i yedek kulübesinde oturtabileceğini yazıyor. Gazete Bale'in yaz aylarında sakatlıklar ve Tottenham'dan transferi nedeniyle iyi bir hazırlık dönemi geçiremediği için, Ancelotti'nin sağ kanatta Bale'in yerine, Angel Di Maria'ya ilk 11'de yer verebileceğini belirtiyor.

Gazete maç öncesi Didier Drogba'nın yaptığı, 'Herkes gruba bakıp, üçüncü ya da dördüncü olabileceğimizi söylüyor, ama her şey mümkün. Ben bu takıma inanıyorum ve gruptan çıkma şansımız yüksek. Bu yeni bir sezon ve ama Real'i yine yenebileceğimizi biliyoruz. Realli oyuncular geçen sezon buraya geldiklerinde şoka uğramışlardı' şeklindeki açıklamasına da yer veriyor.

İlgili haberler