7 Ekim İngiltere Basın Özeti

İngiltere'de gazeteler bugün ülkenin Avrupa Birliği'nden çıkması yönünde yapılacak olası referandumu, okula gittiği için vurulduğu söylenen Pakistanlı kız öğrenci Malala Yusufzay'ın Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilmesini, ve Suriye'deki gelişmeleri ele alıyor.

Financial Times gazetesi, İngiltere'nin Avrupa Birliği'ndeki geleceği konusunda yapılacak referandumu sütunlarına taşıyor.

Gazete, iktidardaki bir Muhafazakar Parti'nin milletvekili Adam Afriyie'nin partisinin aksine referandumun bir sonraki genel seçimden önce yapılması için önerge sunacağını; İşçi Partisi'nden de buna destek gelmesinin beklendiğini yazıyor.

Financial Times, Muhafazakar Parti lideri ve Başbakan David Cameron'ın referandumun 2017 yılında yapılmasını kabul ettiğini, ama Afriyie'nin bu sözün tutulacağı yönünde seçmenleri ikna edebilmek için önergeyi sunmaya karar verdiğini söylediğini aktarıyor.

'Türkiye'nin geleceği iki kişinin anlaşmasına bağlı'

Financial Times'da yazan Daniel Dombey, 'Türkiye'nin geleceği iki kişinin anlaşmasına bağlı' başlıklı makalesinde Türkiye'nin geleceğinin Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan'ın ülkenin yönetimi konusunda varacakları anlaşmaya bağlı olacağını yazıyor.

İkilinin ülkenin geleceği konusunda farklı görüşlere sahip olduğunu yazan Dombey'nin makalesi şöyle devam ediyor: "Recep Tayyip Erdoğan son 10 yıldır ülkedeki siyaset arenasında egemen. Yeniden başbakan olmamaya yemin ettiğinden başkanlığı gözüne kestirmiş durumunda.

Geçen hafta yapılan bir röportajda cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le görevlerinin takası ihtimali sorulduğunda Erdoğan, nihai kararın henüz verilmediğini söyledi. Daha sonra kendisi, İslami iktidar partisi AKP'de destekçileri olan Gül'le konuyu görüşeceğini kabul etti.

Erdoğan "Parti hem kendime hem de Gül için önemli. Ayrılıkların olacağını sanmıyorum." dedi.

Taraftarları Gül'ün başbakanlığa dönmeye can attığını ve bu konuda son kararın Mart ayında yapılacak yerel seçimlerin ardından verileceğini söylüyor.

Mevzubahsin altını çizercesine Gül, başbakanın iktidarında belirlenen gidişattan nelerin farklı olacağını ima eden bir konuşmayı meclisin açılışında yaptı.

İstanbul'daki protestocuları Erdoğan teröristler ve çapulcular olarak nitelerken Gül kutuplaşma siyasetinin demokrasiye oluşturduğu tehdide dikkat çekti.

Türkiye'nin yaşadığı ekonomik sorunlardan Erdoğan tam olarak tanımlamadığı bir "faiz lobisini" sorumlu tutup ülkenin en büyük şirketi Koç'u azarlarken Gül "hem yabancı yatırımcıları, hem de yerel girişimcileri güvende hissettirecek bir ortam yaratılması" çağrısında bulundu.

Türkiye'nin Mısır'ın devrik iktidarı Müslüman Kardeşler'i desteklediği bir dönemde Gül ayrıca, ülkedeki askeri hükümetle diyaloğa girilmesi çağrısında bulundu.

Muhalefet bile Gül'ün ülkeyi farklı bir yöne sürükleyeceği görüşünde. Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili Aykan Erdemir "İki lider arasında kesinlikle bir fark var. Bu da, çoğunlukçu otoriter birisiyle muhafazakar bir demokrat arasındaki farka eşit." diyor.

Ama asıl soru Erdoğan'ın yürütmeyi bu kadar bağımsız birine bırakıp bırakmayacağı. Erdemir, Gezi protestolarının Erdoğan'ı meşruluğuna darbe vurduğu görüşünde.

Gül'ün taraftarlarıysa egemenliğini yitiren bir Erdoğan'ın Gül'ü bir kenara itemeyeceğini söylüyor.

Amerika'daki Lehigh Üniversitesi'nde Türkiye uzmanı Henri Barkey "Erdoğan'ın rekabetçi ruhunun aksine Gül daha arkadaşça görünse de, insanların tahminlerinin aksine çekişmeleri göğüsleyebildiğini gösteriyor. [Gül] ortamı hazırlarken, bir grup insan onun başbakan olmasına hazırlanıyor." diyor."

Malala, Nobel'e aday

Independent gazetesi için yazan Simon Usborne, geçen sene Pakistan'da Taliban tarafından öldürülmeye çalışılan Malala Yusufzay'ın Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilmesini ele alıyor.

Usborne, Yusufzay'ın etrafındakiler tarafından yönlendirildiğinden şüphelenilmesine rağmen, onunla tanışanların, genç kızın sadakatine şaşırdığını yazıyor.

Gazeteye göre en genç Nobel Barış Ödülü sahibi olabilecek Yusufzay'a bir halka ilişkiler firması da yardımcı oluyor. Usborne, firmanın bunun için para almadığına dikkat çekiyor.

'Mezhepler savaşında güvenli kale yok'

Independent gazetesi için bir makale kaleme alan Patrick Cockburn, Suriye'deki mezhepler çatışmasının Türkiye'de siyasi hayatı etkilemeye başladığını yazıyor.

Türkiye hükümetinin Suriye'deki iç savaşta Sünni Müslümanlara destek verdiğini öne süren Cockburn, bu durum karşısında Alevilerin "korku içinde yaşadığını" söylüyor.

Cockburn, İstanbul'da kendisine konuşan Alevi Nevzat Altun'un "İnsanlar, Suriye'ye şeriatın gelmesi durumunda aynısının Türkiye'de de yaşanabileceğinden korkuyor." dediğini aktarıyor.

Türkiye'deki Alevilerin Suriye'de Beşar Esad hükümetinin devrilmesine hükümetin verdiği desteğe karşı çıktığına dikkat çeken Cockburn, kendisine konuşan ekonomi uzmanı Atilla Yeşilada'nın "Erdoğan'ın Suriye'deki Alevilere karşı sarf ettiği her sözde Türkiye'deki Alevilere yöneltilen mezhepsel imalar var." dediğini yazıyor.

Cockburn makalesinde Suriye'deki iç savaştan kaçan Alevilerin kendilerini Türkiye'de de tehdit altında hissettiğini, ve Sünni olmadıklarının ortaya çıkması durumunda Özgür Suriye Ordusu üyelerinin gelebilecek olası bir saldırıdan dolayı hükümetin mülteci kamplarına gitmediklerini aktarıyor.

Independent yazarı, kimi Alevilerin İstanbul'a geldiğini ve burada Pir Sultan Abdal Alevi kültürel merkezine sığındıklarını söylüyor.

Cockburn makalesinin ilerleyen bölümlerinde Gezi protestoları sırasında hayatını kaybeden beş kişinin Alevi olmasının Alevilerin hükümete karşı artan öfkesi olduğunu öne sürüyor.

Yazar, İstanbul'da ziyaret ettiği bir Cemevi'nde kişilerin uğradıkları ayrımcılıktan yakındığını, ve bir kişinin "Hükümet bize insan gibi davranmıyor. Vergi veriyoruz ama karşılığında hiçbir şey almıyoruz." dediğini aktarıyor.

Cockburn makalesini şöyle bitiriyor: "Türkiye'nin kapılarını açık tutması, Suriye'deki savaşın sınırdan taşmasına neden oldu.

Türkiye ekonomik ve siyasi bakımdan başarılı olsa da AK Parti ve otoriter laiklerin iktidar için sergilediğini çekişme toplumda çatlaklar doğurdu. Türkiye'de ve bölgede artan siyasi tansiyon mezhepsel farklılıkları daha da patlamaya hazır bomba haline getiriyor."

Guardian: 'Libya Amerika'dan açıklama bekliyor'

Guardian gazetesi, Amerika Birleşik Devletleri'ne bağlı askerlerin Libya'da bir el-Kaide üyesini kaçırmasının ardından, hükümetin ABD'den bir açıklama istediğini yazıyor.

Gazete, başka bir grup Amerikan askerininse Somali'de el-Şebab örgütüne yönelik başlatılan bir operasyonun başarısız olduğunu aktarıyor.

Guardian, militanların Amerikan askerlerini püskürttüğünü, ve orada bırakılan askeri gereçlerin el-Şebab üyelerince fotoğrafının çekilip internette yayınlandığını okuyucularına duyuruyor.

Telegraph: 'Venezuela'da sosyalist rüya çöküyor'

Telegraph gazetesi, dünyanın en büyük petrol yataklarına ev sahipliği yapan Venezuela'da askerlerin tuvalet kâğıdı fabrikalarını işgal ettiğini ve yiyeceğe ulaşmaya çalışanlar arasında çıkan çatışmaların ölümle sonuçlandığını yazıyor.

Gazete, yeni cumhurbaşkanı Nicholas Maduro'nun ülkeyi idare edemediğini ve ülkede kimi çevrelerce Chavez'in 'kötü bir kopyası' olarak görüldüğünü aktarıyor.