25 Kasım İngiltere Basın Özeti

İran'ın nükleer programıyla ilgili olarak dün İsviçre'nin Cenevre kentinde varılan uzlaşma, tüm boyutlarıyla, ayrıntılı bir şekilde işleniyor İngiltere basınında.

Anlaşma uyarınca İran, uranyumu nükleer silah araştırmaları için kullanılabilecek seviye olan yüzde 5'ten daha fazla zenginleştiremeyecek, bu seviyenin üzerinde üretilmiş uranyum stokunu azaltacak, İran'ın nükleer tesislerindeki denetimin kapsamı genişletilecek, denetçilere Natanz ve Fordo tesislerinde her gün inceleme yapma imkanı verilecek.

Bunun karşılığında altı ay süreyle İran'ın nükleer programıyla bağlantılı hiçbir yeni yaptırım getirilmeyecek.

Yaptırımların hafifletilmesiyle de İran'a yaklaşık 7 milyar dolarlık ekonomik rahatlama sağlanacak.

Guardian dün sabahın erken saatlerinde kamuoyuna duyurulan uzlaşmanın İranlı ve Amerikalı yetkililer arasında geçen Mart ayından bu yana süren gizli görüşmelerin bir sonucu olduğunu yazıyor.

'Savunmaya değer uzlaşma'

Uzlaşmayı 'tarihi' diye tanımlayan gazete, 1979 İran İslam devriminden bu yana iki ülke arasında varılan en önemli anlaşma olduğunu söylüyor.

Guardian başyazısına da 'Savunmaya değer, tarihi bir anlaşma' başlığını atmış. Cenevre'de yaşananları ABD Başkanı Barack Obama'nın şimdiye kadarki en büyük dış politika başarısı olarak gören gazete anlaşmaya şüpheyle bakanlara şöyle sesleniyor;

"Uzlaşmaya 'Hayır' diyenlere, ABD Kongresi'ndeki şahinlere, İsrail'e, bazı Körfez ülkelerine ve tabi İran'dakilere karşı güçlü argüman, ellerindeki Ortadoğu'yu bir başka savaşa sürüklemek dışındaki alternatiflerinin ne olduğunu sormaktır. Beğenin ya da beğenmeyin Suriye lideri Beşar Esad'la yapılan kimyasal silah anlaşması, Suriye'deki bu korkunç silahlardan kurtulmakta güdümlü bir füzeden daha etkin oldu. Ama yine de Suudi hükümeti, bombalama olmadığı için müttefikini açıkça küçümsüyor. Benzer bir şekilde silah denetçilerinin yaygın varlığı, İran'ın taahhütlerine uyup uymadığına emin olmak için, nükleer biliminsanlarını suikastlarla öldürmekten daha çok işe yarar."

'Batı'nın pazarlık gücü darbe aldı'

Times ise çok daha farklı bir şekilde yorumluyor uzlaşmayı. Gazeteye göre Batı ambargoları kısmen kaldırarak İran üzerindeki pazarlık gücüne büyük darbe aldı. Dikkat çeken satırlar şöyle;

"Ülkenin enerji ihtiyaçları karşılamak için tasarlanmış bir nükleer program için İran'ın uranyum zenginleştirme kabiliyetine ihtiyacı yok. İran'ın iddia ettiği uranyum zenginleştirme hakkı bir hayal. Açık piyasadan daha ucuza alıp, ithal de edebilirler. Rejimin, tüm derecelerde zenginleştirilmiş nükleer yakıta ulaşmaktaki ısrarı, nükleer silah geliştirme manevrasını elinde tutmak istediğini gösteriyor. İran ödün verdiği yerlerde bunu baskı gördüğü için yaptı. Tahran, nükleer bombaya sahip olmasına yardımcı olacak faaliyetlerine sadece ara vermek yerine, tamamen imha edene dek baskı hafifletilmemeliydi. Uluslararası güçler İran'a bir rahatlama fırsatı vererek, son 15 yıldır başka hiçbir şeyin yapamadığını başaran yönteme geri dönüşün daha zor olduğunu görecekler".

'Uzlaşmaya şans verilmeli'

Financial Times ise başyazılarından birinde nihai bir anlaşmaya varmanın zor olduğuna dikkat çekiyor ama uzlaşmaya şans verilmesi gerektiğini de vurguluyor. Gazete şöyle devam ediyor;

'Nihai bir anlaşmaya varmak zor olacak. ABD Kongresi hala İran'a karşı yeni yaptırımlar gündeme getirerek uzlaşmayı baltalama hatasını yapabilir. Aynı zamanda Kuzey Kore tarafından nükleer silahlar konusunda kandırılan ABD İran konusunda dikkatli olmalı. Irak ve Afganistan'a karşı askeri müdahale geçtiğimiz on yılın üzerine gölge düşürdü. Diplomasi çok az zafer kazandı. Dünya buna bir şans vermeli"

Barış Atay'a gözaltı Times'ta

Times, 'Aktörler, öğretmenler, imamlar gösteriler nedeniyle ateş hattında' başlıklı haberinde Türkiye'de oyuncu Barış Atay'ın gözaltına alınmasını duyuruyor okuyucularına. "Türk polisi, misilleme gibi görünen gözaltıların sonuncusunda geçen yazki hükümet karşıtı gösterilere destek veren tanınmış, genç bir oyuncuyu tutukladı" diyor.

Gazete Atay'ın uçağa binmek üzereyken, Redhack soruşturması için İstanbul, İzmir ve Ankara'da düzenlenen operasyonlar kapsamında gözaltına alındığını yazıyor. Gazete Redhack grubunun Atay ve gözaltına alınan diğer 11 kişinin kendileriyle ilgisi olmadığını söylediğini aktarıyor. Haber şöyle devam ediyor;

"Sıklıkla nazik ve şehirli bir grup olan Gezi eylemcilerinin takibi, geniş bir sıra dışı muhalif çeşidini etkiledi. Bezm-i Âlem Sultan Camii İmamı ve Müezzini şehirden sürüldü. Onlarca gazeteci ya işten atıldı ya da el çektirildi. Terör bağlantıları iddialarıyla yargılananlar da var. Hükümet vergi soruşturmalarıyla protestolara destek veren işletmeleri hedef aldığı iddiasını reddediyor. Atay'ı polis götürürken, Türk medya kuruluşları, gösterilere katıldığı için maaşı kesilen ve evinden uzakta bir okula sürülen ilkokul öğretmeni Feray Bozoklar'dan bahsediyordu. Bozoklar ise iddiayı reddediyordu."

'Rusya'ya karşı konulmalı'

Independent dünya haberleri sayfalarında Ukrayna'da 100 binden fazla kişinin hükümetin Rusya'nın baskısıyla Avrupa Birliği'yle ekonomik işbirliği anlaşmasını askıya alma kararını protesto etmesine geniş yer ayırıyor.

Rusya, Ukrayna'yı Belarus ve Kazakistan'ın üyesi olduğu kendi gümrük birliğine dahil etmeye çalışıyor. Ukrayna'nın AB anlaşmasını Rusya'nın baskısıyla askıya aldığı belirtiliyor.

Gazetenin Kiev'deki muhabiri Ukrayna'da ana akım kanalların hiçbirinin 100 bin kişinin katıldığı eylemden görüntüler yer vermediğini söylüyor. Bunun yerine televizyonların şehrin bir başka köşesinde, hükümet yanlısı eylemi gösterdiği belirtiliyor. Gazete hükümet yanlısı eyleme binden az kişinin katılmasına karşın bir polis sözcüsünün 'iki eyleme katılımın aynı düzeyde olduğunu' söylediğini aktarıyor.

Financial Times ise başyazılarından birinde Batı'nın Moskova'ya daha sert bir tepki vermesi gerektiğini söylüyor. Dikkat çeken satırlar şöyle;

Rusya'nın Ukrayna, Moldova, Gürcistan ve Ermenistan'ın Avrupa Birliği arzuları konusunda yaptığı zorbalık, soğuk savaş sonrasında olunan ülkelerin egemen karar verebilme kuralına meydan okuyor. Rusya pratikte sadece savunma ittifaklarına değil, ticaret gruplarına giriş konusunda veto hakkı olacaksa, batı dünyası değerler sistemi tehdit altında demektir."