Kaya gazı ve petrolünün geleceği

2011 yılının Nisan ayında resmi Amerikan Enerji Enformasyon Ajansı’nın (EIA) yayınladığı bir rapor bayağı gürültü kopardı.

Raporda ilk defa olarak Amerika Birleşik Devletleri (ABD) dışında kalan kısaca “kaya/şeyl” ismiyle özetleyebileceğimiz “konvansiyonel olmayan yollardan elde edilen” doğal gaz ve petrol kaynakları toplu bir şekilde listeleniyor ve o zamana kadar daha ziyade konuyla ilgili olanların bildiği bir olgu dünya kamuoyuna açılıyordu.

Birkaç hafta önce yenilenen rapora göre dünyadaki konvansiyonel olarak çıkarılan ve 2012 itibariyle talebi karşılama oranı 60 yıla yakın olan kanıtlanmış doğalgaz rezervleri, teorik olarak 200 yıl ve daha uzun süre yetebilecek seviyeye çıkabilir.

Bu rakamların neden bu kadar iştah kabartıcı olduğunu anlamak için dünyadaki enerji tüketimine bakmak yeterli: 1990-2010 arasında dünyada birincil enerji talebi %45 arttı.

Bu artışın yaklaşık üçte biri kömür iken, %27’si doğalgaza, %22’si ise petrole olan talepten geldi. Dünyada karbon salınımını azaltmaya yönelik çevre politikalarının doğalgazın elini kömüre oranla güçlendirdiği bir gerçek.

ABD başkanı Obama’nın bu hafta ABD’nin sera gazı salınımını azaltmak amacıyla “kömüre savaş açma” olarak yorumlanan kararı, Avrupa’nın en büyük kömür tüketicisi Almanya’nın bundan sonra kömür santralı inşa etmeyecek olması yenilenebilir enerjiler kadar doğalgazın önemini arttıran unsurlar.

Nitekim Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) 2010-2030 yılları arasında öngörülen %30 enerji talebi artışının sadece beşte birinin kömür, fakat üçte birine yakınının doğalgaz talebi olacağını öngörüyor. Petrolün artan talepteki payı ise sadece %13.

Bu resme bir de dünyanın içinde bulunduğu ekonomik durumu ve artan kaynak nedeniyle ucuzlayan enerji girdisinin böyle bir ortamda ne kadar cazip olduğunu ekleyin.

Kaya gazı üretimi ABD’de doğalgaz fiyatlarının 2008’den bu yana neredeyse yarı yarıya düşerek $4/MMBtu seviyesine inmesinde önemli bir faktör oldu.

Bunu Avrupa’da şu anda $12/MMBtu seviyesinde olan fiyatlarla, ya da Türkiye’nin Rusya’ya ödediği $12/MMBtu, İran’a ödediği $14/MMBtu fiyat seviyesi ile karşılaştırınca “kaya gazı” denen şeyin neden bu kadar iştah kabarttığı daha iyi anlaşılıyor.

Son olarak ABD’de kaya odaklı petrol ve gaz üretiminin yarattığı geo-stratejik depremi de hesaba katmak gerek. ABD’de 2010-2011 yıllarından itibaren başlayarak kaya gazı ve petrol üretimindeki hızlı artış yaşandı.

2000 yılında sadece 9 milyar m3 olan ve toplam üretimin %1.6’sına denk düşen kaya gazı üretimi, 2012 yılında toplam üretimin %34’üne, 230 milyar m3’e ulaştı.

Bu rakamlar, dünyanın en önemli enerji ithalatçılarından biri olan ABD’nin, “kendi kendine yetebilen” bir ülke olma yolunda ilerlediğini ve bir enerji ihracatçısı haline gelebileceğini gösteriyor

Kaya petrol üretiminin de etkisiyle ABD geçtiğimiz ay 1997’ten beri ilk defa olarak ithal ettiğinden fazla petrol üretmeyi başardı.

Bu gidişat önümüzdeki yıllarda da sürecek ve toplam ham petrol ithalinin beşte birini Irak ve Suudi Arabistan’dan yapan ABD’nin Orta Doğuya olan ekonomik bağımlılığını azaltacak. O kadar ki, 2030 yılında Ortadoğu’dan ABD’ye petrol ihraç edilmeyecek olması mümkün.

Bütün bu gelişmeler, kaya gazı ve petrolünün bütün dünyada çok büyük ilgi çekmesinin nedenleri. EIA’in raporu kaya gazı kaynaklarında Çin, Arjantin ve Cezayir’i ABD’nin de önünde gösteriyor.

Fakat bugün ABD dışında kaya gazı üretimi neredeyse yok denebilir. Bu durumun teknik olduğu kadar yasal ve yapısal nedenleri de var.

Teknik olarak dünyada aktif olarak üretim yapan sondaj kulelerinin %60’I ABD’de. Bu kulelerin %95’i yatay sondaj yapmaya ve dolayısıyla kaya odaklı üretime elverişliler. Kaya gazı ve petrolü üretiminde yoğun sondaj yapmak çok büyük bir faktör.

Geçtiğimiz yıl dünyada açılan toplam yaklaşık 49 bin kuyunun (petrol ve gaz) 45 bini ABD'deydi.

Bugün Çin’de kaya gazı için açılan yaklaşık 10 kuyu var. Avrupa’da kaya gazı denince ilk akla gelen ülke olan Polonya’da kaya gazı için açılan kuyu sayısı 34, hidrolik çatlatma yapılan kuyu sayısı sadece 5. Almanya’da açılan kaya gazı kuyu sayısı 3, Britanya’da ise sadece 1. Bunların dışında elde hazır bulunan üretim teknolojisinin seviyesi, altyapının (çıkacak gazın taşınması için gerekli boru hatları vs.) gelişkinliği, gaz ihtiva eden her kayanın birbirine benzememesi gibi etkenler teknik unsurlara dahil edilebilirler.

Kaya gazı (ve petrolü) üretiminde kullanılan yöntem, yani 2.5-3km’lik dikey sondaj sonrası 1-1.5km’lik yatay sondaj ve hidrolik çatlatmanın yaratabileceği küçük depremler ile çatlaklara zerk edilen ve yeraltı su kaynaklarına karışması mümkün olan kimyasal maddeler, bu üretim tarzının potansiyel tehlikeleri.

Arazi mülkiyet ve kullanım yasalarının ABD’deki kadar esnek olmadığı ülkelerde bu konudaki endişeler haliyle bir engel teşkil ediyor.

Türkiye'de kayagazı rezervi

EIA tarafından yayınlanan rapor Türkiye’de de heyecan yarattı. Raporda Güneydoğu Anadolu havzasında Dadaş ile Trakya havzasında Hamitabat formasyonlarında çıkarılabilir kaya gazı miktarı 680 milyar m3 olarak veriliyor.

Bu miktar Türkiye’nin bugünkü yıllık tüketimi (46 milyar m3) esas alınırsa yaklaşık 14-15 yıllık bir tüketime denk düşüyor.

Kesin olan şey, Türkiye’de henüz mevcut kaya gazı ve petrol rezervlerinin Türk mercileri tarafından belirlenmemiş olması, Türkiye’de çalışmaların sondajlı ön araştırma aşamasında olduğu.

Gerçekçi olarak bakmamız gerekirse, hem yukarıda saydığımız teknik etkenler, hem de petrol kanunu, petrol tüzüğü, tamimler ve genelgeler ile düzenlenen karmaşık yasal yapı nedeniyle Türkiye’de kaya gazının piyasaya sokulmasının 2020’den önce mümkün olduğunu düşünmek iyimserlik olur.

Bu durum, dünyanın ABD dışında kalan kısımları için de geçerli. BBC’de çok ses getiren British Geological Survey rakamları son derece iyimser, “olabilecek olanın en iyisi” diyebileceğimiz ve muhtemelen gerçekten çok uzak rakamlar.

Çin’de teknik ve jeolojik nedenler, Avrupa’da yasal düzenlemeler, çevre odaklı endişeler, kaya gazı denince daha uzun süre ABD’nin dışında bir başka ülkenin akla gelmeyeceğini gösteriyor.