Windrush: İngiltere'de bakanı koltuğundan eden skandal

Windrush Telif hakkı Getty
Image caption MV Empire Windrush adlı gemi, 1948 yılında Jamaika ile Trinidad ve Tobago'dan binlerce göçmen işçiyi İngiltere'ye taşımıştı. Gemide çok sayıda çocuk da vardı.

İngiltere İçişleri Bakanı Amber Rudd, Pazar günü geç saatlerde Başbakan Theresa May'i arayarak istifasını verdi.

Rudd'ı istifa kararına götüren konu, son haftalarda İngiltere gündemine oturmuş olan ve 'Windrush skandalı' olarak anılan gelişmeler.

Rudd'un yerine İngiltere İçişleri Bakanlığı koltuğuna babası Pakistanlı bir şoför olan Sajid Javid getirildi. Javid, İngiltere'nin göçmen politikasını gözden geçireceğini ve insanlara 'onurlu, saygılı davranılacağını' söyledi.

1940'ların ikinci yarısından 1970'li yıllara kadarki dönemde İngiltere'nin İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ortaya çıkan işçi açığını kapatmak üzere Britanya Adası'na gelen ve eski İngiliz kolonisi ülkelerin vatandaşları olan kesimlere kısaca 'Windrush nesli' deniyor.

Bu nesil adını 1948'de Jamaika ile Trinidad ve Tobago'dan işçileri taşıyan MV Empire Windrush adlı gemiden alıyor.

Telif hakkı AFP
Image caption İstifasını veren İçişleri Bakanı Amber Rudd, kötü muamele nedeniyle Windrush neslinden özür dilemiş, bakanlığın sınırdışı hedeflerini bundan böyle uygulamayacağı yönünde söz vermişti.

Skandal nasıl ortaya çıktı?

Nisan ayının sonlarında İngiltere İçişleri Bakanlığı yetkililerinin Windrush neslinden göçmenleri sınırdışı etmeye çalıştığı, buna gerekçe olarak da göçmenlerin gerekli belgelerinin olmamasını gösterdiği ülke basınına yansıdı.

Özellikle Karayip ülkelerinden gelen göçmenlerden ve akrabalarından İngiltere'de oturma ve çalışma iznine sahip olduklarına dair bir dizi belgeyi İçişleri Bakanlığı'na sunmalarının istendiği, belgelerin sunulmaması durumunda sınır dışı edilmekle tehdit edildikleri ifade ediliyordu.

Telif hakkı Getty
Image caption 1948'de İngiltere'ye giden Windrush nesli göçmenleri.

Basına konuşan Windrush neslinden göçmenler, hükümetin sistematik bir baskı uyguladığını ve bu nedenle işlerini kaybettiklerini, sağlık hizmetlerinden yararlanamaz hale geldiklerini ifade etti.

Sayılarının yüzbinleri bulduğu sanılan ve Jamaika'dan Hindistan'a kadar çok sayıda eski Britanya İmparatorluğu kolonisinden gelen kişilerin seyahat belgeleri 1940'lı yıllarda İngiltere'ye ulaştıklarında İçişleri Bakanlığı tarafından toplanmış ve arşivlenmemişti.

Telif hakkı AFP
Image caption Başbakan Theresa May, 12 Karayip ülkesinin liderine hitaben yaptığı konuşmada Windrush neslinin yaşadığı sorunlardan ötürü hükümeti adına özür diledi.

Başbakan'dan gelen özür

Windrush nesli yasadışı yollarla ülkeye girmiş göçmenler olarak görülmüyor.

1940'lı yıllarda hâlâ Britanya İmparatorluğu'nun bir parçası olan topraklardan geldikleri için bu göçmenler İngiltere vatandaşı olarak kabul ediliyordu.

2016 yılında Karayip ülkelerinden Barbados, İngiltere'ye uygulanan baskının durdurulmasına dair çağrıda bulunmuş, dönemin Dışişleri Bakanı Philip Hammond da çağrıyı İçişleri Bakanlığı'na iletmişti.

Başbakan Theresa May, o yıllarda İçişleri Bakanı olarak hükümette görev yapıyordu.

Theresa May, geçtiğimiz hafta 12 Karayip ülkesinin liderleriyle biraraya geldiği basın toplantısında "Hükümetimin İngiltere Milletler Topluluğu vatandaşlarını sistematik biçimde sınırdışı etmeye çalıştığı izlenimini ortadan kaldırmak istiyorum" dedi.

May, Windrush neslinden yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle özür diledi ve "Windrush neslinin İngiltere'de yaşamaya hakkı vardır" dedi.

Hükümetin göç politikası sorgulanıyor

Windrush skandalı, İngiltere'deki Muhafazakâr Parti azınlık hükümetinin göç politikasının da ciddi biçimde sorgulanmasına yol açmış durumda.

Parlamento'nun İçişleri Komisyonu'nda milletvekillerinin karşısına geçen İçişleri Bakanı Amber Rudd, 'Bakanlığın göçmenleri sınırdışı etme kotası var mı?' sorusuna 'Hayır' yanıtını vermişti.

Ancak daha sonra yerel idarelerin göçmenlerin sınırdışı edilmesi konusunda hedefler belirlediğini doğrulamış, kendisinin bu hedeflerden habersiz olduğunu ifade etmişti.

Financial Times gazetesi, son mali yıl için İçişleri Bakanlığı'nın belirlediği sınırdışı hedefinin 8.337 olduğunu yazdı. Gazete bu hedefin sızdırılan bir İçişleri Bakanlığı belgesinde görüldüğünü ifade ediyordu.

Guardian gazetesi ise geçen hafta İçişleri Bakanı Rudd'ın Başbakan May'e 2017'de yazdığı bir mektubu haberleştirdi. Basına sızdırılan mektupta Rudd'ın sınırdışı hedeflerinden haberdar olduğu anlaşılıyor ve May'e göçmen sınırdışı hedeflerinin %10 artırılabileceği taahhüdünü veriyor. Rudd mektupta bu artışı "İddialı ancak yakalanabilir" diyerek niteliyor.

Rudd daha sonra da bu hedeflerin kaldırılacağını, İçişleri Bakanlığı'nın göçmenlerin sınır dışı edilip edilmemesi konusunun dosya bazında incelenerek karara bağlanacağını söylemişti.

Telif hakkı AFP
Image caption Ana muhalefetteki İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, Windrush skandalını 'Hükümet için utanç verici bir olay. İstifa gerektirir" diyerek tanımlıyor.

İstifaya gelen tepkiler

Muhalefetteki İşçi Partisi ise İçişleri Bakanı'nın önce inkâr ettiği hedefleri ortadan kaldıracağını söylediğine dikkat çekerek Rudd'ı istifaya çağırmıştı.

İçişleri Bakanı'nın istifasının ardından İşçi Partisi milletvekili David Lammy, "Amber Rudd istifa etti çünkü daha kendi bakanlığında ne olup bittiğinden dahi haberi yok. Ayrıca altında çalışan bürokratların güvenini de tamamen yitirmiştir. Ancak asıl sorun göçmenlere düşmanca bakan bu politikalardır. İçişleri Bakanlığı bir an önce bu politikalardan vazgeçmeli ve Windrush nesline vatandaşlık vermelidir" dedi.

İşçi Partisi'nin başkan yardımcısı Tom Watson ise Twitter mesajında "Görünen o ki Amber Rudd bu işin asıl sorumlusu yerine çöpü dışarı çıkaran kişi" dedi.

İşçi Partisi, Windrush skandalına konu olan uygulamaların hayata geçirildiği yıllarda İçişleri Bakanlığı görevini yürüten Başbakan Theresa May'in de istifa etmesi gerektiğini söylüyor.

İlgili Konular