İran ile nükleer silah anlaşması çökebilir mi?

P5+1 ve İran Dışişleri Bakanları Telif hakkı AFP

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülkesinin gizli servisi tarafından ele geçirildiğini söylediği gizli dosyaları canlı yayınlanan bir sunumla kamuoyuna açıkladı ve 'İran yalan söyledi' dedi.

Netanyahu'nun sunumu, ABD Başkanı Donald Trump'ın anlaşmayla ilgili vermesi gereken kritik karardan sadece 11 gün önce gerçekleşti.

2015'te imzalanan anlaşmanın yol haritası kapsamında, 12 Mayıs'a kadar ABD'nin İran'a yaptırımlara devam edip etmemesi yönünde bir karar alması gerekiyor. ABD'nin dondurulmuş olan yaptırımları yeniden devreye sokması durumunda anlaşmanın tamamen çökmesi riski var.

ABD Başkanı Trump, Barack Obama'nın başkanlık döneminde imzalanan anlaşmayı defalarca 'tarihin en kötü anlaşması' olarak nitelemişti.

ABD'nin yanı sıra Almanya, Fransa, Rusya, Çin, İngiltere ve Avrupa Birliği'nin de imzacısı olduğu anlaşma, İran'ın nükleer faaliyetlerini kısıtlaması karşılığında ülkeye uygulanan uluslararası yaptırımların gevşetilmesini öngörüyordu.

Trump neden anlaşmaya itiraz ediyor?

Trump yönetimi, İran'ın anlaşmaya uyup uymadığı konusunda Kongre'ye yapması gereken bilgilendirmeyi iki kez atladı. Ancak Beyaz Saray yönetimi dondurulmuş durumda olan yaptırımlara geri dönme seçeneğini de henüz kullanmış değil.

Trump Ocak ayında yaptığı bir konuşmada 12 Mayıs'a kadar anlaşmanın iyileştirilmemesi halinde ABD'nin yaptırımlara geri döneceğini söylemişti.

Netanyahu da dün yaptığı ve televizyonlardan canlı yayınlanan sunumunda anlaşmanın iyileştirilmesi gerektiğini, mevcut haliyle İran'ın nükleer güç olma yolunda ilerlemeye devam edeceğini savunmuştu.

Trump anlaşmanın 3 temel noktasına karşı çıkıyor:

  • Anlaşmaya göre nükleer faaliyetin sınırlandırılması sadece belli bir zaman dilimi geçerli.
  • İran'ın balistik füze programı anlaşma kapsamında değil.
  • Trump yaptırımların dondurulmasıyla İran'a 100 milyar dolarlık bir kaynak yaratıldığını ve Tahran'ın bu parayla 'Orta Doğu'da terör ve baskı politikası' izlediğini savunuyor.
Telif hakkı Getty
Image caption İran, uluslararası yaptırımların dondurulması karşılığında uranyum zenginleştirme programını sınırladı.

Anlaşma neleri kapsıyordu?

Resmi adı 'Ortak Geniş Eylem Planı' (JCPOA) olan anlaşma, İran ile kısaca P5+1 olarak adlandırılan ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesi ABD, Fransa, İngiltere, Rusya ile Çin'in yanı sıra Almanya arasında imzalanmıştı. İmzacılar arasında Avrupa Birliği de bulunuyordu.

Anlaşma kapsamında İran, nükleer reaktör inşasının yanı sıra silah yapımında da kullanılan zenginleştirilmiş uranyum üretimini 15 yıl boyunca kısıtlamayı kabul etmişti.

Tahran yönetimi ayrıca 10 yıl boyunca uranyum zenginleştirmekte kullanılan santrifüjlerin sayısını da kısıtlamayı taahhüt ediyordu.

Ülkedeki ağır hidrojenli su üretim tesisinin de modifiye edilmesi konusunda uzlaşı sağlanmıştı. Ağır hidrojenli su, nükleer bomba üretiminde kullanılan plütonyum üretiminin bir parçası konumunda bulunuyor.

Anlaşma 2016'da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi.

İran'ın taahhütlerini yerine getirip getirmediğinin denetimi ise Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun (IAEA) sorumluluğu oldu.

Trump nelerin düzeltilmesini istiyor?

ABD Başkanı Kongre'den anlaşmanın güncellenmesi yönünde adım atmasını istiyor. Aksi takdirde İran'a yönelik olarak uygulanan ancak dondurulmuş durumda olan yaptırımları yeniden devreye sokacağını ifade ediyor.

Trump'ın anlaşmanın güncellenmesi yönünde 4 temel talebi var:

  • İran'ın vakit kaybetmeksizin tüm tesislerini IAEA müfettişlerinin denetimine açması.
  • İran'ın hiçbir zaman ve hiçbir koşulda nükleer silah üretimine yaklaşmamasının garanti edilmesi.
  • Uranyum zenginleştirmesine yönelik sınırlamanın bir takvime bağlanmaması ve sürekli olarak geçerli olması.
  • İran'ın balistik füze programı ile nükleer programının birbirinden ayrı tutulmaması.
Telif hakkı EPA
Image caption İran Cumhurbaşkanı Ruhani, anlaşmanın çökmesi durumunda İran'ın nükleer programını birkaç saat içerisinde hızlandırabileceğini söylüyor.

İran ve P5+1 ülkeleri ne diyor?

İran mevcut nükleer programının tamamen barışçıl amaçları olduğunu vurguluyor ve Ortak Geniş Eylem Planı'nın yeniden müzakereye açılamayacağını ifade ediyor.

Cumhurbaşkanı Hasam Ruhani, ABD'yi alacağı karar konusunda uyararak yaptırımların geri dönmesinin ağır sonuçları olacağını ifade etmişti.

Her ne kadar Ruhani ağır sonuçların ne olabileceği konusunda bir detay vermese de, İranlı yetkililer yaptırımların geri dönmesi halinde uranyum zenginleştirme programına hız verilebileceğini ifade ettiler.

Anlaşmanın Avrupalı imzacıları İngiltere, Fransa ve Almanya ise anlaşma taahhütlerine bağlı kalınması yönünde çağrılar yapıyor.



Telif hakkı AFP
Image caption Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Washington ziyareti sırasında Trump'a yeni bir anlaşma üzerinde çalışabileceklerini söylemişti.

Ancak Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Nisan ayında gerçekleştirdiği Washington ziyaretinin ardından, Trump'ı ikna edememiş olabileceğini söylemiş ve ABD'nin anlaşmadan çekilebileceğini ifade etmişti.

Macron, yeni bir anlaşma için diplomatik temasları başlatmaya hazır olduklarını da ifade etmişti. Macron, yeni anlaşmanın İran'ın balistik füze programını da kapsayabileceğini söylemişti.

Rusya ve Çin ise tüm tarafların imzaladıkları anlaşmaya bağlı kalmaları gerektiğini vurgulamaya devam ediyor.

ABD yaptırımlara geri dönerse ne olur?

İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, yaptırımların geri dönmesi halinde 'anlaşmanın öleceğini' söylüyor.

Yine de en azından kağıt üzerinde ABD haricindeki imzacı ülkelerin taahhütlerini yerine getirmeye devam etmeleri durumunda anlaşmanın yürürlükte kalmaya devam etme ihtimali var.

Avrupalı ülkeler, ABD'nin yaptırımlarını uygulamayı reddedebilir. Yaptırımların etkin biçimde uygulanabilmesi için uluslararası işbirliği kilit önem taşıyor.

ABD'nin anlaşmadan çekilip çekilemeyeceği konusu da tartışılıyor.

Telif hakkı AFP
Image caption IAEA müfettişleri İran'ın taahhütlerini yerine getirdiğini ifade ediyor.

Obama yönetimi Ortak Geniş Eylem Planı'nın uluslararası hukuk lugatındaki anlamıyla resmi bir anlaşma olmadığını ifade etmişti.

Avrupa Birliği'nin Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini de Ekim 2017'de yaptığı bir açıklamada, hiçbir ülkenin bu plandan geri adım atamayacağını savunmuştu.

Mogherini, "Bu ikili bir anlaşma değil. Tek bir ülkeye bağlı değil ve sonlandırılması kararı da tek bir ülkenin kararına bağlı olamaz" diyordu.

İran taahhütlerini yerine getirdi mi?

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı IAEA müfettişleri 2016'dan bu yana 11 kez İran'ın anlaşmaya bağlı kaldığı yönünde raporlar yayımladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun 'İran yalan söyledi' temalı sunumunda da Tahran yönetiminin anlaşmanın imzalanmasından sonra taahhütlerini yerine getirmediği yönünde bir kanıt yoktu.

Ancak IAEA, İran'ın iki kez teknik ihlâl yaptığını raporlamıştı. Ağır hidrojenli su üretiminin iki kez belirlenen kotanın üzerine çıktığı ifade edilmişti.

Telif hakkı EPA
Image caption ABD'nin yeniden yaptırım uygulamaya başlayabileceği endişesiyle İran Riyali hızlı değer kaybı yaşadı.

IAEA müfettişleri ayrıca 2017 boyunca incelemelerde bulunmaları gereken tüm tesislere girebildiklerini de ifade etmişlerdi. Ancak müfettişler bugüne kadar hiçbir askeri tesise girmek için girişim başlatmadı. Tahran yönetimi, askeri tesislerin teftişe açılmayacağını söylüyor.

ABD taahhütlerini yerine getirdi mi?

İran, ABD'yi verdiği sözleri yerine getirmemekle suçluyor. İran, Tahran yönetiminin balistik füze programı gerekçe gösterilerek yürürlüğe konan yeni yaptırımların anlaşmayı ihlal ettiğini savunuyor.

İranlı yetkililer, ülkenin ABD finansal sisteminden dışlanmasının da anlaşmanın ihlali olduğunu dile getiriyor.

İlgili haberler