Karl Marx doğumundan 200 yıl sonra neden hâlâ güncel?
Cihazınızda ses/video gösterim programı bulunamadı

Karl Marx doğumundan 200 yıl sonra neden hâlâ güncel?

Söyleşi: Onur Erem

Karl Marx'ın 200. doğum günü bugün kutlanıyor.

Peki 1818'de doğan Marx'ın söyledikleri bugün neden hâlâ güncel?

"Yeni Küresel Devrim" ve "Postkapitalizm: Geleceğin rehberi" adlı kitapların yazarı, gazeteci Paul Mason'a sorduk:

Doğum gününün üzerinden 200 yıl geçmişken insanlar Karl Marx'ı neden dinlemeli?

Marx her şeyin ötesinde, bir direniş teorisyenidir.

Kapitalizmin barışçıl veya stabil olmadığını, kendi mezar kazıcısını, karşıtını, direnişini çağırdığını söyler.

Marx'ın işçi sınıfı hakkında yazdığı her şeyi doğru kabul etmesek bile, kapitalizm hakkındaki görüşlerinin günümüz kapitalizmine uyarlanması için geliştirilmesi ve iyileştirilmesi gerekse de, Marx'ın yazdığı her şeyi kabul etmesek dahi, esas gerçek olan kapitalizmin kendi düşmanını, mezar kazıcısını, karşıtını çağırdığıdır.

Marx hayatının yarısını burada, Londra'da işçileri, sermayeye karşı direnmek, kapitalizmi aşmak ve daha iyi bir sistem kurmak için örgütlemeye çalışmakla geçirdi.

Bugün pek çok kişinin düşündüğü gibi, o da "Başka bir dünya mümkün" diye düşünüyordu ve hayatının yarısını o dünyanın nasıl bir dünya olabileceğini düşünerek geçirdi.

Marx kapitalizmin işçi sınıfı tarafından yıkılacağını düşünüyordu fakat kapitalizm onun dönemine göre çok daha güçlü. Marx kapitalizme dair bazı tahlillerinde yanılmış olabilir mi?

Almanya'da başarısız bir devrimin ardından 1849'da Londra'ya geldi.

Buraya geldikten sonra diğer sürgünlere "Bakın, bu (devrim) kısa süre içinde olmayacak çünkü bu şey, kapitalizm, çok direngen. Ve biz bunun nedenini anlamalıyız" dedi.

Marx kapitalizm hakkındaki teorilerinde krizlerin, özellikle de finansal krizlerin nedenlerini açıkladı.

Bunu yaparken çok gerçekçiydi, "Bu şey varlığını sürdürmeye devam edecek" dedi.

Hayatının ilerleyen yıllarını aktivistlere, işçilere, gençlere "Bekleyin. Sabırlı olmalısınız. Sermayenin sizi öldürmesini engelleyecek örgütleri kurmanız lazım çünkü kapitalizm kısa vadede hiçbir yere gitmeyecek" dedi.

Marx'ın ölümünden sonra kapitalizm birkaç mutasyon geçirdi.

Arkamda gördüğünüz türden, bütün bir sektörü domine eden türden dev şirketler kapitalizme hükmetmeye başladı.

Marx'ın döneminde devlet çok küçüktü. Görevi basitçe yasayı uygulamaktı.

Bugünse devlet devasa, yaşadığım ülke olan Britanya'da GSYH'nin yüzde 40'ı civarını oluşturuyor.

Tabii ki kapitalizm mutasyona uğradı. Bu yüzden Marx'ın yazdığı her şey günümüz kapitalizmine uygulanamaz.

Ama sömürünün nasıl gerçekleştiği, çeşitli sektörlerin nasıl birbiriyle uyuşmazlık yaşadığı gibi bazı temel gerçekler Marx'ın 200 yıl önce yaptığı çok güçlü gözlemler.

Karl Marx komünizme ulaşmak için teknolojik ve sosyal gelişmelere ihtiyaç duyulduğunu düşünüyordu. Günümüzde otomasyon ve ilerleyen teknoloji bunu eskiye kıyasla daha mümkün kılıyor mu?

20. yüzyıldan ve Sovyetler Birliği'nden bildiğimiz Marx devlet planlaması, devlet mülkiyeti ve dinamik, yaratıcı olmayan ekonomilerle biliniyordu.

Bir Marx daha var. 1848'de Marx bir deftere şunları yazar:

"Eğer işçiler üretim süreçlerinden tamamen dışlanırsa, üretimi makineler ve bilimsel süreçler gerçekleştirir hale gelirse, işçiler sadece bunu izler hale gelirse bu durumda bilgi toplumsallaşır."

Ve bilginin, daha önce başka hiçbir yerde kullanmadığı bir kavram olan, "ortak bilgi birikimi" tarafından ele geçirileceğini söyler.

Bugün ortada otomasyon, toplumsal bilgi ve ortak bilgi birikiminde depolanan enformasyon var.

Marx'ın söylediği gibi bu durum özel mülkiyete karşı isyan yaratacak.

Bu özel şirketler, özel mülkiyetle ve bilginin özel ellerde olmasıyla yan yana var olamaz.

Bir açıdan Facebook krizine böyle bakabilirsiniz.

Facebook bizim toplumsal bilgilerimizi kullanma yöntemi nedeniyle derin bir sorunla karşı karşıya.

Facebook krizini Karl Marx'a verilebilecek en iyi doğum günü hediyesi olarak düşünebilirsiniz.

İşçilerin ana arzusu olan, kaynak ve hizmet bolluğu üzerinde temellenen komünal, paylaşmacı bir toplum bugün her zaman olduğundan daha yakın.

Çünkü bilgi teknolojileri, benim için, diğer tüm teknolojilerden daha farklı.

Bu teknolojiler pek çok şeyi dramatik bir şekilde daha ucuz hale getiriyor.

Marx'tan ilham alan ilerici bir parti iktidara gelirse ihtiyacımız olan şeylerin çoğunu, sağlık, eğitim ve ulaşımı ücretsiz veya çok ucuz kılabiliriz.

Böylece Marx'ın hayal ettiği, tüm bilginin paylaşıldığı ve görece bolluk içindeki bir topluma dönüşüm sağlanabilir.

Marx hayatını "ütopyacı sosyalizme", "küçük kooperatiflerin sosyalizmine" karşı mücadele ederek geçirdi fakat bir şekilde teknoloji "ütopyacı sosyalizmi" mümkün kıldı.

Yoksullar, işçiler ve gençlerin toplumda kendileri için demokratik alanlar açmaları en önemli şey.

Benim için Avrupa ve Amerika'da izlediğim isyanlar ve tabii ki 2013'teki Gezi Parkı isyanı, üzerlerine inşa etmemiz gereken temeller.

Öz yönetim, öz kontrol, demokratik tartışma ve örgütlenme alanının genişlemesi günümüzdeki toplumsal adalet mücadelesinin yapı taşlarıdır.

Marx günümüzde neden hâlâ güncel?

Marx'ın günümüzde güncel olmasının pek çok nedeni var.

Kapitalizmi düzgün bir şekilde teoriye döken, sınırlarını ve genişleme potansiyelini anlayan ilk kişiydi.

Modern ekonominin büyük bir kısmı onun teorisini reddeder ancak kapitalizmin dinamik bir sistem olduğu, baskı altında şekil değiştirdiği düşüncesi üzerine kuruludur.

Marx bunu ilk söyleyen kişilerden biridir.

Marx proletaryanın kapitalizmi devireceğini söyledi.

Bu bir süreliğine Rusya'da ve Çin'de gerçekleşti.

Çin devriminden geriye kalanlar yeryüzündeki her yedi kişiden birini etkiliyor.

Ama her şeyin ötesinde anlamamız gereken Marx, insan özgürlüğünün teorisyeni olan Marx'tır.

Teknolojik ilerleme ve bolluk sayesinde özgürlük.

Günümüzde ağlar üzerinden örgütlenen, hiyerarşik olmayan mücadeleleri tercih eden ve her şeyin ötesinde bireysel özgürlüğünü ve yaşam alanlarını isteyen bir nesil var ve Marx onların özgürleşme teorisyeni.

Ve tabii ki devrimin de dinamiklerini anlamıştı.

Suriye'deki cihatçılardan 2013'te Gezi'de, Taksim'deki gençlere, Brezilya'da sokaklardaki insanlara kadar her zaman isyanlar olacak.

Marx isyanların dinamiklerini anlaşmıştı. Mesele şöyle özetlenebilir, Marx'ın sözleriyle: Zenginler, elitler demokrasi için savaşabilir. Ama aynı anda hem demokrasi hem sosyal adalet için nadiren mücadele ederler.

Bu yüzden her zaman "Sadece demokrasiyle tatmin olmuyoruz. Demokrasi çok güzel olsa da yoksullar, kadınlar, azınlıklar için sosyal adalet istiyoruz" diyecek insanlar olmalı.

Bu Marxizmdir.

Marx Suriye, Türkiye ve İran'da gördüğümüz türden diktatörlükleri, otokratları, sahte demokrasilerin devrileceğini öngörür.

Devrilmelerinin gerekçesi ise kitlelerin ihtiyaçlarını asla karşılayamayacak olmalarıdır.

Ve asla modernliğe direnemezler.

İnsanlar özgürlük isterler. Suçlularla, sahtekarlarla, mafyatik kişilerle ittifak yapan güçlü erkeklerin anlattığı fantezi hikayeleri dinlemek değil kendileri için özgürlük isterler.

Marx her şeyin ötesinde bir özgürlük teorisyenidir.

1844'te Par Elyazmaları'nda insan doğasının teorisinin ana hatlarını çizer.

21. yüzyılda da geçerli olan bu tespit şudur: İnsanlar kendilerini özgür kılmak isterler.

Dönemin komünistleri bu yazının ortaya çıkmasıyla korkmuştu.

Neredeyse yüz yıl boyunca arşivlerde kaybolmuş, unutulmuş bu el yazmaları ortaya çıktığında Sovyet komünistleri "Bu yazılar arşive geri götürülmeli" demişti.

Çünkü o yazılarda "Komünizmin nihai hedefi bireysel özgürlüktür" diyordu.

Bu 20. yüzyıldaki komünistlerin tanımadığı bir şeydi.

Fakat günümüzde güncelliğini koruyan Marx'ın bu olduğunu düşüyorum.

İlgili Konular