Irak'ta IŞİD tehdidi 'henüz bitmedi'

Irak'ta güvenlik görevlileri IŞİD bayrağı önünde Telif hakkı Getty Images

Geçtiğimiz hafta Helsinki'de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşen ABD Başkanı Trump, zirve sonrası düzenlenen basın toplantısında IŞİD'i Suriye'de yürüttükleri "başarılı kampanya" sayesinde "silmek üzere" olduklarını söyledi. Ama IŞİD'in Ortadoğu'dan silindiğini söylemek çok güç. Ortadoğu, Müslüman dünyası ve siyasi islam üzerine kitapları bulunan Amerikalı araştırmacı yazar ve gazeteci Geneive Abdo bölgedeki son izlenimlerini Reuters için yazdı:

Irak'tan yeni döndüm ve oradayken çok farklı kaynaklardan IŞİD'in ülkenin bazı bölgelerinde yeniden yerleşmeye başladığını dinledim.

Bu yıl 12 Mayıs'ta yapılan ve net bir sonuç vermeyen genel seçimler sonrası yaşanan karmaşanın nedenleri arasında yaygın yolsuzluk iddiaları ve Irak'daki İran destekli Şii grupların yeni iktidarı kontrol edebilmek için pazarlıklar yürütmeye çalıştıkları söylentileri vardı. Bütün bunlar tıpkı en güçlü olduğu 2014-2015 yıllarında olduğu gibi IŞİD'in toplumun belli kesimlerini yeniden yanına çekmesine yaradı.

ABD'nin yorumu ile Irak realitesi farklı

Gerçekler Washington'da hakim görüşten çok farklı. IŞİD Irak'dan silinmiş değil.

Irak'ın eski ulusal güvenlik danışmanı olup bu görevinden çok yakında ayrılan Muvaffak el Rubai "IŞİD'in çok yakında bir ayaklanma başlatacağı yolunda bir çok işaret var. Bunu kayda geçen vakalardan ve istihbarat raporlarından görebilirsiniz" diye konuştu.

Görüştüğüm insanların çoğunu özellikle kaygılandıran şey IŞİD'in kalan militanlarının büyük çoğunluğunun yabancı değil Iraklı olduğuna işaret eden bilgiler. Bu durum, bu güçleri ülkeyi terk etmeye zorlamanın-teşvik etmenin neredeyse imkansız olduğu anlamına geliyor.

Telif hakkı Reuters
Image caption Musul'un 2016 yılında hükümet güçleri tarafından geri alınmasında IŞİD'e karşı savaşın ön saflarında Şii ağırlıklı Halk Seferberlik Güçleri de vardı.

IŞİD'in varlığını sürdürebilmesinde en önemli faktörlerden biri, ülkenin ücra Sünni bölgelerinde halkın duyduğu memnuniyetsizlik ve huzursuzluğu kendi yararına kullanma potansiyeli. Örgüt şehirlerdeki denetimini kaybettikten sonra bu tür kırsal ve uzak bölgelere çekilerek varlığını sürdürdü.

Buna ek olarak devletin ülkenin tamamında denetim kuramamış olması yani otorite boşluğu, yönetim kademelerinde kamu hizmetlerini felce uğratacak düzeydeki yolsuzluk ve rüşvetçilik ve Irak ordusunun güçsüzlüğü de hep IŞİD'in yararına faktörler.

Irak'ın güneydeki kentlerinde işsizlik, elektrik kesintileri gibi sıkıntılar yüzünden yapılan gösterilerin sıklaşması da IŞİD'in işine yarıyor ve ona sömürebileceği yeni hoşnutsuzluk alanları yaratıyor.

Telif hakkı Getty Images
Image caption Mayıs ayında yapılan seçimlerde Şii lider Muktada es Sadr'ın içinde bulunduğu ittifak yolsuzluğa son verme ve ekonomiyi geliştirme vaadleriyle büyük başarı sağlamıştı

Irak'ın önde gelen IŞİD uzmanlarından, güvenlik danışmanı Hişam el Haşimi örgütün stratejisinin "dört ölüm üçgeni" üzerine inşa edildiğini söylüyor. Bunlar bir zamanlar örgütün denetimine aldığı ama nüfusun azlığı ve ulaşımın zorluğu nedeniyle bugün militanların halk desteği olmasa bile rahatça saklanabileceği bölgeler.

Haşimi'ye göre ISİD'in varlığını sürdürdüğü birinci bölge Irak ordusuna ait kışlalar ve garnizonlara saldırılar için üs olarak kullandığı Hamrin Dağları. Bu bölgenin hemen tamamının IŞİD kontrolü altında olduğunu söylüyor.

Samarra'nın da içinde olduğu ikinci bölgede IŞİD yerel halkın desteğini alabilmiş değil ama burayı saldırıya uğradıklarında çekilebilecekleri bir mevzi olarak kullanıyorlar.

Üçüncü bölge, ya da üçgen Bağdat ile Şam arasında. IŞİD burada kaçırma ve bombalama eylemleriyle ticareti sekteye uğratıyor, ve çok miktarda mala el koyabiliyor.

IŞİD'in Irak'ta üslendiği üçüncü bölge ise Ürdün, Suriye ve Suudi Arabistan sınırlarının bulunduğu uçsuz bucaksız çöl.

Telif hakkı AFP
Image caption İşsizlik, yolsuzluk ve kamu hizmetlerindeki sıkıntıların sık sık gösterilerle protesto edildiği Irak'ta hoşnutsuzluklar IŞİD'e yarıyor

Güvenlik danışmanı Haşimi IŞİD'in şu andaki stratejisinin seçtiği bölgeler ve faaliyetlerine bakıldığında karmaşa yaratmak, Irak güvenlik güçlerinin itibarını sarsmak ve vatandaş ile güvenlik güçleri arasındaki güvensizliği artırmak olarak tanımlıyor. Bu, örgütün 2014-2015 yıllarında izlediği büyük şehirleri ele geçirme hedefinden çok farklı. Grubun en azından şimdilik Irak'ta daha ziyade bir tür gerilla gücü gibi faaliyet göstereceğine işaret ediyor.

Irak halkının hoşnutsuzlukları o kadar büyük ki kışkırtmak için büyük bir çaba gerekmiyor. Petrol zengini bir ülkede yaşıyorlar ama kuzeyde Irak Kürdistanı üzerinden yapılan kaçak ticaret merkezi hükümete gidebilecek kaynakları alıp götürüyor. Buna ek olarak Musul, Tikrit gibi Sunni ağırlıklı büyük merkezlerdeki evlerini IŞİD'le savaş döneminde terketmek zorunda kalanların, şimdi ancak Şiilerin denetimindeki bakanlıklara rüşvet vererek geri dönme izni alabildikleri anlatılıyor.

Mayıs ayında yapılan seçimlerin sonuçları da Bağdat'tan izlenen politikalardan duyulan hoşnutsuzluğu yansıtıyordu. Irak Yüksek Seçim Kurulu katılımın yüzde 44,5 olduğunu ilan etmiş olsa da birbirinden farklı ve güvenilir bir kaç kaynak bana katılımın aslında yüzde 20lerde gerçekleştiğini söyledi.

Oy kullananlar bile istediklerini elde etmişe benzemiyor. Seçimi kazanan popülist Şii dinadamı Muktada es Sadr'ın içinde olduğu siyasi ittifak, yolsuzluğa son verme, ekonomiyi geliştirme ve Tahran'ın ülkedeki etkisini azaltma vaadleriyle oy toplayabildi ama hükümet olabilmek için İran destekli Fetih koalisyonuyla pazarlıklara oturmak durumunda kaldı.

Telif hakkı Getty Images
Image caption Ekonomik sıkıntılar ve yolsuzluklara karşı yapılan gösteriler, halk ile Irak güvenlik güçlerini karşı karşıya getirip, aradaki gerginliği daha da artırıyor

Irak Yüksek Mahkemesi seçimle ilgili ciddi ihlallerin bir hükümet raporuyla tespit edilmesi ardından sayımın yenilenmesini istedi ama eski ulusal güvenlik danışmanı Muvaffak el Rubai ne yapılırsa yapılsın halkın yeni Irak hükümetinin eskisinden daha şeffaf olduğuna inancının kolayca tesis edilemeyeceğini ve bunun da IŞİD'e yarayacağını düşünüyor.

Rubai IŞİD'in Musul ve diğer kentlerden sürülüp atılmasının işin yalnızca bir yönü olduğunu çünkü IŞİD'in halkta taban bulabilmesine neden olan sebeplerin ortadan kaldırılamadığını düşünüyor.

"DAİŞ'e (IŞİD) karşı zafer kazandığımızı ilan ettik ama zaferi nasıl tanımlıyorsunuz? Toplumsal bir zafer mi bu? Hayır. Siyasi bir zafer mi? Hayır. Seçim sonuçları ve sonrasındaki gelişmeler aşırılığa yarıyor."

ABD öncülüğündeki güçler IŞİD hedeflerine saldırılarını sürdürüyor. ABD Savunma bakanlığı sadece 9 ila 15 Temmuz arasında Irak ve Suriye'deki IŞİD hedeflerine 14 saldırı gerçekleştirdiğini duyurdu. Ne var ki Iraklı bir çok uzman ABD öncülüğündeki koalisyonun Irak'taki güçlerini azaltma planlarından kaygılı olduklarını, IŞİD'in üslendiği bölgelere yönelik harekatların sürdürülmesi gerektiğini vurguluyorlar. Bu gerçekleşmez ise IŞİD'in yeniden toparlanacağını ve ABD Başkanı Trump'un zafer açıklamalarının içinin iyice boşalacağını düşünüyorlar.

Geneive Abdo Arabia Vakfı araştırmacılarından ve gazeteci, Ortadoğu ile ilgili dört kitabı yayınlanmış bir yazar. Son kitabı "Yeni Mezhepçilik: Arap Ayaklanmaları ve Sünni Şii Ayrılığının Yeniden Doğuşu" başlığını taşıyor.

İlgili Konular

İlgili haberler