ABD'den Türkiye'ye yaptırım: Karar neye dayanıyor, bundan sonra ne olacak?

trump erdogan Telif hakkı Getty Images

ABD, Pastör Andrew Brunson'ın serbest bırakılmaması halinde uygulayacağını söylediği yaptırımları hayata geçirdi.

ABD Hazine Bakanlığı, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül'ün ABD'deki mal varlıkları ve mal varlıklarından elde edebilecekleri faiz gelirlerini dondurdu ve ABD vatandaşlarının bakanlarla herhangi bir iş ve işlem yapması yasaklandı. Daha önce de ABD Kongresi, askeri ve mali konularda Türkiye'ye yönelik bazı adımlar atmıştı.

Dışişleri Bakanlığı, yaptırım kararını "şiddetle protesto ettiğini" söylerken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Brunson konusunda bir pazarlık olmadığını belirtti ve yaşanan süreci "psikolojik savaş" olarak nitelendirdi.

Türkiye, Brunson davasının hukuki bir süreç olduğunu ve geri adım atmayacağını söylüyor. Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve İyi Parti de yaptıkları ortak açıklamada, "ABD'nin tehditlerine halkımızın ortak dayanışması ve kararlılığı ile 'hayır' diyoruz" dedi.

Brunson, Ekim 2016'da tutuklanmıştı. "Hem Fethullah Gülen Cemaati hem de PKK adına suç işlemekle" itham edilen Brunson, "örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlediği" gerekçesiyle 15 yıla kadar, "devletin gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etmek" suçlamasından ise 20 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanıyor.

Telif hakkı AFP

Yaptırım kararının dayanağı nedir?

Yaptırım uygulama kararı ABD Hazine Bakanlığı'nın Yabancı Varlıkların Kontrolü Bölümü (OFAC) tarafından, Küresel Magnitsky Yasası kapsamında tanınan yetkiler uyarınca alındı.

Hazine Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Soylu ve Gül, Brunson'ın gözaltına alınması ve tutuklanmasının organize edilmesinin sorumluları olarak tanımlandı.

Açıklamada ayrıca, Gül ve Soylu'nun "Türkiye'nin ciddi insan hakları ihlallerinden sorumlu olan devlet teşkilatlarının liderleri" olarak görev yaptıkları öne sürüldü.

Gül ve Soylu'ya insan hakları ihlallerindeki rollerinden dolayı yaptırım uygulandığı ifade edildi.

2016 tarihli Küresel Magnitsky Yasası, ABD hükümetinin dünyada yolsuzluk ya da insan hakları ihlallerine karıştığı gerekçesiyle bireylere, şirketlere ya da diğer kurumlara yaptırım uygulamasına olanak tanıyor.

Bu kapsamdaki yaptırımlar, bu kişi, kurum ya da şirketlerin ABD'deki varlıklarına el konulması, seyahat yasağı ve ABD'li şirketlerle iş yapmasının yasaklanması gibi kısıtlamaları içeriyor.

Telif hakkı Getty Images

Bundan sonraki süreçte ne olabilir?

Uygulanan yaptırım kapsamında, ABD devleti varsa, Gül ve Soylu'nun bu ülkedeki varlıklarını dondurabilir ve daha sonra el koyabilir.

Ancak gerek Gül gerekse de Soylu, ABD'de herhangi bir malvarlıkları bulunmadığını söyledi.

Bazı analistler, somut olarak hayata geçirilemeyecek olan bu yaptırımların ağırlıklı olarak sembolik nitelik taşıyor olabileceğine dikkat çekiyor.

ABD hükümetinin kişi ve kurumlara yönelik uyguladığı yaptırımları istediği zaman kaldırma hakkı bulunuyor.

Bununla birlikte, önümüzdeki dönemde yaptırımların kapsamı ya da listesi de genişletilmesi de hukuki açıdan mümkün.

Küresel Magnitsky Yasası kapsamında, ABD hükümetinin Soylu ve Gül'e yeni yaptırımlar uygulama veya başka kurum ve kişileri de yaptırım listesine alma yetkisi var.

Washington yönetimi, kişi ve kurumları doğrudan hedef alan yaptırımların yanı sıra mali ve askeri alanda da Türkiye'ye yönelik bazı kararlar alabilir.

Ancak ABD'ye yakın kaynaklardaki genel beklenti şu aşamada, Kongre nezdinde devam eden süreçlerin dışında ek bir adım atılmayacağı yönünde.

ABD'de özellikle Kongre'de bir süredir 2017 yılında çıkarılan ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) kapsamında yaptırım uygulanması çağrısı yüksek sesle dile getiriliyor.

Bu yasa, Rusya savunma sanayi ve istihbarat servisleriyle iş yapan şirketlere de yaptırım uygulanmasını öngörüyor.

Eylül 2017'de Cumhuriyetçi Senatör ve eski başkan adayı John McCain ile Demokrat Senatör Ben Cardin, Trump'a yazdıkları mektupta, Türkiye'nin Rusya'dan S-400 füzesi almak için yaptığı anlaşma nedeniyle bu yasa kapsamında yaptırımlar uygulanmasının da önünü açtığını söylemişti.

ABD'nin Avrupa ve Avrasya İlişkilerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Wess Mitchell de Temsilciler Meclisi'nin Dış İlişkiler Komitesi'nde Nisan ayında katıldığı oturumda, Türkiye'nin Rusya'dan S-400 satın almasının "CAATSA'nın 231'inci maddesi kapsamında yaptırımların uygulanmasına ve Türkiye'nin F-35 programına katılımı üzerinde olumsuz etki yaratma potansiyeli" taşıdığını ifade etmişti.

Telif hakkı Getty Images

ABD, Türkiye'ye karşı ne gibi adımlar attı?

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı ve eski Başbakan Binali Yıldırım, Şubat 2018'de BBC Türkçe'ye verdiği mülakatta, ABD'yi "terör örgütlerini korumakla" ve NATO ortağına gerekeni yapmamakla suçlamıştı.

Yıldırım, ayrıca ABD'nin Türkiye'ye "gizli ambargo" uyguladığını öne sürmüş ve bu değerlendirmesine dayanak olarak da ABD Dışişleri Bakanlığı'nın SIG Sauer yarı otomatik silahların satışına onay vermemesini göstermişti.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Erdoğan'ın Mayıs 2017'de Washington ziyaretinde korumalarının protesto gösterisi düzenleyenlere sert müdahalesinin yarattığı tepkiler üzerine 1,2 milyon dolarlık SIG Sauer yarı otomatik silah satışına onay vermeme kararı almıştı. Erdoğan da ABD ile yaşanan vize krizi nedeniyle emniyet teşkilatının bu silahları kullanmayacağını açıklamıştı.

ABD ayrıca, vatandaşlarının ve Türkiye'deki misyonlarında görev yapan iki yerel çalışanın tutuklanmasının ardından vize başvurularını bir süreliğine durdurmuş ve iki ülke arasındaki görüşmelerin ardından yeniden başlama kararı almıştı.

Son olarak, ABD Kongresi'nde de önümüzdeki yıl için hazırlanan savunma harcamaları yasa tasarısında başta F-35 yeni nesil savaş uçakları olmak üzere Türkiye'ye büyük askeri malzeme satışını geçici olarak durduran bir madde eklendi.

Tasarının Temsilciler Meclisi ve Senato tarafından üzerinde uzlaşmaya varılan versiyonunda, yasalaşma sürecinin tamamlanmasından 90 gün içinde ABD Savunma Bakanlığı'nın Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin durumuna yönelik bir rapor hazırlaması ve bu rapor sunulana kadar da teslimatın durdurulması öngörülüyor.

Bu yasanın üzerinde uzlaşmaya varılan hali, bir kez daha Temsilciler Meclisi ve Senato'nun onayına sunulacak ve daha sonra da Trump'ın imzasıyla birlikte yürürlüğe girecek.

Geçen hafta içerisinde ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi, Dünya Bankası nezdindeki Uluslararası Finans Kuruluşu gibi kurumların Türkiye'ye verilecek kredilerin onay sürecinde ABD'nin veto kullanmasını öngören tasarıyı kabul etti.

Bu uluslararası kurumlarda başka ülkelerin de karar mercilerinde bulunması nedeniyle ABD'nin kararının kredilerin verilmesini engelleyecek boyutta olup olmayacağı bilinmiyor.

Ayrıca, bu tasarının yasalaşması için Senato komitesindeki onay önemli bir başlangıç olarak kabul edilse de Temsilciler Meclisi'nde de onaydan geçmesi gerekiyor. Bu sürecin de haftalar sürebileceği belirtiliyor.

Askeri alanda, F-35 teslimatını ABD Savunma Bakanı'nın rapor sunma şartına bağlayan tasarı dışında kısa vadede bir adım atılması beklenmiyor.

Son olarak, ABD Kongresi'nde de önümüzdeki yıl için hazırlanan savunma harcamaları yasa tasarısında başta F-35 yeni nesil savaş uçakları olmak üzere Türkiye'ye büyük askeri malzeme satışını geçici olarak durduran bir madde eklendi.

Tasarının Temsilciler Meclisi ve Senato tarafından onaylanan nihai versiyonunda, yasalaşma sürecinin tamamlanmasından 90 gün içinde ABD Savunma Bakanlığı'nın Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin durumuna yönelik bir rapor hazırlaması ve bu rapor sunulana kadar da teslimatın durdurulması öngörülüyor.

Bu tasarı, onay için Trump'a sunulacak ve imzalanmasının ardından yürürlüğe girecek. Bu tarihle birlikte 90 günlük takvim de işlemeye başlayacak.

Telif hakkı AFP

ABD-Türkiye ilişkilerindeki en sıkıntılı konular neler?

Brunson davası ve başka Amerikan vatandaşları ile Türkiye'deki diplomatik misyonlarında görev yapan yerel çalışanların tutukluluğu, son dönemde ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerde sıkıntılı konular arasında yer alıyor.

Analistlere göre, Brunson davasının yanı sıra bir NATO üyesi olan Türkiye'nin Rusya'dan S-400 füze savunma sistemi satın alma planları ve Ankara'nın ABD'nin İran'a yeniden uygulamaya sokmaya hazırlandığı yaptırımlara uymayacağını açıklaması da Washington'da rahatsızlık yaratan diğer konular arasında yer alıyor.

Türkiye ise 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin sorumlusu olarak gösterdiği Fethullah Gülen'in iade edilmemesinden ve Suriye'de de ABD'nin çoğunluğunu Kürt silahlı grup Halk Savunma Birlikleri'nin (YPG) oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) verilen destekten duyduğu rahatsızlığı her fırsatta dile getiriyor.

Ayrıca, New York'ta görülen davada eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla'nın İran yaptırımlarını yasa dışı yollarla delmek suçundan hüküm giymesinin ardından ABD Hazine Bakanlığı'nın Halkbank'a ceza kesip kesmeyeceği de ikili ilişkiler açısından izlenen bir diğer konu.

ABD'nin yaptırım uygulamasının sonuçları ne olur?

Washington'da Kongre'den gelen Türkiye'ye yaptırım uygulama çağrıları bugüne kadar Trump yönetiminde karşılık bulmadı.

Ancak Brunson'ın serbest bırakılmaması Trump yönetiminde de bu konuda bir tavır değişikliğinin sinyali olarak yorumlanıyor.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Bipartizan Policy Center'ın ulusal güvenlik programı kıdemli analisti Nicholas Danforth, bu konunun her ülke açısından da "bir ulusal itibar" meselesine dönüşmüş olmasının geri adım atmayı zorlaştırdığını ifade etti.

Danforth, "Dahası, Brunson'ın tutukluluğunun devam ediyor olması, ABD devleti içerisinde Ankara'ya daha yumuşak bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini söyleyenlerin çabalarına da zarar veriyor ve yalnızca yaptırımların Erdoğan'ın dikkatini çekeceği görüşünü uzun bir zamandır savunanların inisiyatifi ele geçirmesine neden oluyor" dedi.

Telif hakkı Getty Images

Ancak yaptırım uygulanmasının Türkiye'yi Rusya'ya daha çok yanaştıracağı ve NATO içerisinde de sıkıntı yaratacağı uyarısı yapanlar da var.

The Washington Institute'un Türkiye Araştırma Programı Direktörü Soner Çağaptay, 1 Haziran'da yazdığı bir makalede, ABD'nin uygulayacağı yaptırımların Türkiye ile ABD'nin arasını açarak, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in nihai hedefine hizmet edebileceğini belirtti.

Diplomatik kaynaklar, iki ülke arasındaki görüşmelerin ve müzakerelerin devam ettiğini söylüyor. İkili ilişkilerde bundan sonraki süreçte bu görüşmelerden çıkacak sonuçların belirleyici olması bekleniyor.

Telif hakkı Getty Images

ABD, daha önce Türkiye'ye yaptırım uyguladı mı?

Evet.

ABD, Türkiye'ye 1974 ile 1978 yılları arasında farklı şekillerde bir dizi yaptırım uyguladı.

Yaptırımların ilk yürürlüğe girmesi, 1973 genel seçimlerinin ardından Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile Milli Selamet Partisi tarafından kurulan koalisyon hükümetinin haşhaş ekim yasağını kaldırmasıyla oldu.

Hükümet, 1 Temmuz 1974'te 7 ilde devlet kontrolü altında haşhaş ekimine tekrar başladı. Haşhaş ekimi önceki yıllarda ABD'nin tepkileri sonucu yasaklanmıştı.

ABD Kongresi, Türkiye'ye her türlü askeri, ekonomik ve diğer yardımların yanı sıra mühimmat, savunma hizmetleri ve silah teslimatına dair ruhsatları askıya aldı.

Ayrıca, Türkiye'ye kredi verilmesi de 1 Ocak 1975 tarihi itibariyle durduruldu.

Dönemin ABD Başkanı Gerald Ford, Türkiye ile müzakerelerin devam ettiğini belirterek, Kongre'nin aldığı kararları yürürlüğe sokmadı.

Ancak, 1974 yazındaki Kıbrıs Barış Harekatı'nın ardından Ford da Türkiye'ye yardımların durdurulmasını öngören kararı onayladı.

Yaptırımlar, haşhaş ekimi nedeniyle gündeme getirilmiş olsa da uygulanması Kıbrıs Barış Harekatı'ndan sonra gerçekleşti.

Ancak ilerleyen yıllarda, Soğuk Savaş'a bağlı bölgedeki gelişmelerin Türkiye'nin stratejik önemini artırmasıyla zaman içerisinde yaptırımlar da kaldırıldı.