İngiltere Başbakanı May kabul etti: 'Önümüzde zor günler var'

May Telif hakkı Reuters

Avrupa Birliği ile iki yıl süren müzakerelerin ardından sonunda Brexit anlaşmasını tamamlayan İngiltere Başbakanı Theresa May, 5 saat süren toplantının sonunda ise kabinesinin desteğini almayı başardı.

Ancak bu çok da kolay olmadı. İngiltere basınında yer alan haberlere göre kimi zaman seslerin yükseldiği toplantı sonrasında henüz hiçbir bakan istifa etmese de kabineden ayrılanların olabileceği konuşuluyor.

Başbakan May'e lideri olduğu Muhafazakar Parti'den ise çok sert eleştiriler geliyor. Bu yüzden şimdi 585 sayfalık anlaşmayı parlamentoya taşıması gereken May'in başbakanlığını kritik bir süreç bekliyor.

İngiliz lider bu durumu dün akşam yaptığı basın açıklamasında, "Önümüzde zor günler var" diyerek kabul etti.

Guardian gazetesi, 'May'in Brexit planı: Bölünmüş bir kabine, bölünmüş bir parti ve bölünmüş bir ülke' manşetiyle ülke siyasetinde yükselen tansiyonu dile getirdi.

Telif hakkı EPA

'İstifaları bekleyin'

Salı günü İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden nasıl ayrılacağına dair anlaşmayı tamamlayan May, dün öğle saatlerinde başlayan kabine toplantısında bu anlaşmayı bakanlarına sundu.

May, toplantının ardından yaptığı basın toplantısında, kabinenin bir birlik halinde anlaşmayı kabul ettiğini söyledi. İngiltere'nin başbakanı olarak bundan daha iyi bir anlaşmanın elde edilemeyeceğine inandığını söyleyen May, diğer ihtimallerin AB'den anlaşmasız ayırlmak ya da hiç ayrılmamak olduğunu dile getirdi.

Ancak Financial Times gazetesine konuşan bir bakanın yardımcısı ise "Kabine büyük oranda bölündü. Başbakanlık bunu olduğundan çok daha iyi sunmaya çalışıyor. İstifaların gelmesini bekleyebilirler" dedi.

İngiltere basınına göre en az 9 bakan, anlaşma aleyhinde konuştu.

Kimi bakanların İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn'e atıfta bulunarak, "Ya bu anlaşma ya da Corbyn" diyerek olası bir İşçi Partisi iktidarına karşı çıktıkları anlaşmaya destek verdiği iddia edildi.

Telif hakkı PA
Image caption İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn

'Oylama talebi reddedildi, sesler yükseldi'

Guardian gazetesine konuşan bir bakanlık kaynağı, kabine toplantısı sırasında sadece Çevre Bakanı Michael Gove'un anlaşma lehine konuştuğunu söyledi.

Yine Guardian gazetesine konuşan kabine kaynakları, anlaşmaya karşı en sert karşı çıkışı İş ve Emeklilik Bakanı Esther McVey'in yaptığını, McVey'in anlaşmanın parlamentodan onay alamaması halinde kaos çıkacağına dair uyarıda bulunduğunu söyledi.

McVey'in anlaşmayla ilgili olarak kabine içinde oylama yapılması gerektiğine dair talebinin iki defa May tarafından reddedildiği, sonunda Kabine Müsteşarı Mark Sedwill'in McVey'i 'bağırarak susturduğu' aktarıldı.

Hazine Bakanlığı Genel Sekreteri Liz Truss ise bu anlaşmayla 'şeytan ve derin mavi deniz' arasında kaldıklarını dile getirdi.

Telif hakkı Getty Images
Image caption İş ve Emeklilik Bakanı Esther McVey

48 milletvekili liderliğine karşı

May, dün akşam yaptığı konuşmada ise sadece İngiltere halkına değil, kendi partisi ve milletvekillerine de seslendi.

Anlaşmanın desteklenmesi gerektiğini aktaran İngiliz lider, reddedilmesi tekrarında tekrar en başa dönüleceği uyarısında bulundu.

Ancak İngiltere basınına yansıdığı kadarıyla koyu Brexit taraftarı olan Muhafazakar Parti'den 48 milletvekili, May aleyhine güvenoyu yoklaması sürecini başlatmayı düşünüyor.

Muhafazakar Parti milletvekili ve Avrupa karşıtı Peter Bone, May için, "Birçok Muhafazakar Parti milletvekilini ve ülke çapında milyonlarca oyu kaybedeceksiniz" dedi.

Brexit taraftarı ve Muhafazakar Parti milletvekillerinden Jacob Rees-Mogg, anlaşma yayımlanır yayımlanmaz partisindeki milletvekillerine anlaşmaya karşı gelmeleri gerektiği yönünde bir mektup yazdı, meslektaşlarının May'in liderliğine karşı gelmesini anlayabileceğini dile getirdi.

Telif hakkı Getty Images

İş dünyasını ikna turları

Times gazetesine konuşan Avrupa Birliği diplomatlarına göre, Avam Kamarası'nda anlaşmayla ilgili oylamanın 18 Aralık'ta olması bekleniyor.

May'in o zamana kadar Avrupa karşıtı milletvekillerini tarafına çekmesi gerekecek.

Avam Kamarası'nda son yılların en çetin müzakerelerine ve oylamasına hazırlanan May'in Brexit taraftarı milletvekillerini ikna etmesi ise zor olacak.

Bunu sağlamak için de dün May'in ekibi hızlı bir şekilde en azından iş dünyasının ve finans sektörünün desteğini almak için turlara başladı.

Ancak Financial Times gazetesine konuşan bir finans sektörü çalışanı, anlaşma lehine kamuoyu önünde konuşmanın zorluğuna değinerek, "Her yerde keskin nişancılar var. O yüzden en iyisi kafanızı aşağıda tutmanız" dedi.

May'in Brexit yanlısı milletvekillerini ikna etmekte elini zora sokan konu ise yeni anlaşmanın İngiltere'yi Avrupa Birliği'nin boyunduruğuna sokacağına dair yapılan yorumlar.

Guardian gazetesine göre bir Brexit yanlısı bakan, anlaşmanın 'beklediğinden de kötü' olduğunu belirtti.

'Anlaşma kapitülasyon demek'

Theresa May'in eski özel kalemi Nick Timothy, Daily Telegraph'ta yayımlanan makalesinde anlaşmanın 'kapitülasyon' anlamına geldiğini, Avrupa Komisyonu'nun anlaşmadan kazançlı çıktığını kaleme aldı.

Anlaşmayla ilgili tartışma yaratan maddelerin başında Kuzey İrlanda-İrlanda sınırıyla ilgili anlaşmazlık geliyor.

Şimdiki metinle kapsamlı bir serbest ticaret anlaşması imzalanana kadar 'backstop' denen ve İrlanda adasında mevcut durumu koruyan bir önlem devreye girecek.

Anlaşmaya göre eğer geçiş döneminin sonu olan Aralık 2020'ye kadar Kuzey İrlanda ve İrlanda arasında 'fiziki bir sınırın' oluşmaması için bir çözüm bulunamazsa, İngiltere süresiz bir şekilde AB ile gümrük birliği içinde kalacak.

Bu durumda AB-İngiltere arasında "tek gümrük bölgesi" olacak ve sınırda gümrük kontrollerine gerek kalmayacak.

Bu da bu süre içinde başka ülkelerle ticaret anlaşması yapamayacağı anlamına geliyor.

Image caption İrlanda adasında (solda) Birleşik Krallık'ın içindeki Kuzey İrlanda ve Avrupa Birliği içindeki İrlanda Cumhuriyeti sınırı, iki birliğin bayraklarıyla böyle gözüküyor

İrlanda sınırı neden sorun oluşturuyor?

Bir ada ülkesi olan Birleşik Krallık'ın Brexit sonrasında Avrupa Birliği ile tek sınırı, Birleşik Krallık içinde yer alan Kuzey İrlanda ile Avrupa Birliği içinde yer alan İrlanda Cumhuriyeti arasındaki kara sınırı olacak.

Bu sınır, Kuzey İrlanda'nın İrlanda ile birleşmesini savunan Cumhuriyetçiler ile İngiliz hükümeti ve destekçileri arasında on yıllar süren çatışmalara tanıklık ettiği için Brexit'in en önemli konularından biri olarak görülüyor.

Brexit'le birlikte Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği'nden ayrılması, son yıllarda varlığı hissedilmeyen bu sınırı daha belirgin hale getirecek. Sorun, bu sınırın nasıl işlemesi gerektiği konusunda tüm tarafların uzlaşabildiği bir çözümün bulunamamış olması.

Sert Brexit yanlıları Birleşik Krallık'ın sadece AB'den değil, aynı zamanda Avrupa ortak pazarı ve gümrük birliğinden de çıkmasını savunuyor. Fakat bu senaryoda İrlanda ile Kuzey İrlanda arasındaki ticaretin gümrük vergisine tabi olması, sınır geçişlerinin kontrol edilmesi ve adanın iki tarafındaki halkın diğer tarafta yaşama ve çalışma hakkının kısıtlanması gündeme geliyor.

'IRA'nın yapamadığını AB yaptı'

Hükümete dışarıdan destek veren Kuzey İrlanda Demokratik Birlik Partisi (DUP) anlaşmayı bu açıdan eleştiriyor.

DUP lideri Arlene Foster, 'Kuzey İrlanda'yı başıboş bırakan' bu anlaşmaya destek veremeyeceklerini söyledi.

Foster, televizyonda yaptığı açıklamada, bu durumun Birleşik Krallık'ın bütünlüğünü tehlikeye soktuğunu ve bu yüzden anlaşmayı destekleyemeyeceğini ifade etti.

DUP'un Brexit sözcüsü Sammy Wilson ise Channel 4'a yaptığı açıklamada, "IRA'nın yapamadığını AB'nin yaptığını" ve Birlik'in bütünlüğünü tehlikeye soktuğunu söyledi.

Bu da May'in parlamentoda anlaşmanın geçmesi için ihtiyaç duyduğu 10 DUP milletvekilinin oyunun tehlikeye girmesi demek.

Anlaşmayla ayrıca İngiltere, AB'nin bütün çevre düzenlemelerine ve işçi haklarına uyacağını da kabul ediyor.