Uluslararası Af Örgütü: İnsan hakları kuruluşu ‘zorbalık’ iddiaları sonrası üst düzey yönetimini değiştiriyor

Uluslararası Af Örgütü logosu Telif hakkı Uluslararası Af Örgütü

Londra merkezli İnsan hakları kuruluşu Amnesty International'ın (Uluslararası Af Örgütü) üst düzey 7 yöneticisi "işyerinde baskı ve zorbalık" iddialarıyla ilgili raporun Şubat ayında yayımlanması sonrası istifa edebileceklerini açıklamıştı. Bu kişilerden beşinin görevden ayrıldıkları ya da ayrılma aşamasında oldukları ortaya çıktı.

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Kumi Naidoo, geçen yıl kuruluşun 2 çalışanının intihar etmesi üzerine bağımsız bir inceleme başlatmıştı.

İnceleme sonucunda yayımlanan raporda personel, örgütteki "gizlilik ve güvensizlik kültürüne" dikkat çekmişti.

Örgütün yedi kişiden oluşan yönetici ekibi, "gerginlik ve güvensizlik iklimi" konusunda sorumluluğu üstlenip ortak bir istifa mektubu kaleme almıştı.

Genel Sekreter Naidoo ise sunulan tüm istifaları kabul etmeyebileceğini ifade etmişti.

BBC'ye konuşan Af Örgütü'nün sözcülerinden biri, "Yedi müdürden oluşan eski idari ekip dağıtıldı ve dört kişiden oluşan yeni yönetim göreve başlayıncaya kadar geçici bir ekip kuruldu" dedi.

Sözcü, sürecin 2019 yılı sonunda tamamlanacağını kaydetti.

İngiliz Times gazetesi bu kişilerin "yüklü" bir tazminat alacağını yazmış, BBC'ye konuşan bir sözcü ise bu tazminatların "diğer personele sunulan paketin daha gerisinde olduğunu" ifade etmişti.

Telif hakkı Uluslararası af örgütü
Image caption Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Kumi Naidoo, geçen yıl iki çalışanının intihar etmesi üzerine bağımsız bir inceleme başlatmıştı.

Baskı ve küçük düşürücü muamele

Uluslararası Af Örgütü'nün Paris bürosunda çalışan 65 yaşındaki Gaetan Mootoo geçen yıl Mayıs ayında intihar etmiş ve bıraktığı bir notta stres ve iş yoğunluğundan söz etmişti.

Bu olay üzerine başlatılan soruşturmada Mootoo'nun "haklı ortaya çıkan bir terk edilmişlik ve ihmal edilmişlik duygusu" nedeniyle üzüntüye kapıldığı tespit edilmişti.

İlk olaydan altı hafta sonra ise örgütün Cenevre ofisinde çalışan 28 yaşındaki İngiliz stajyer Rosalind McGregor İngiltere'nin Surrey bölgesindeki evinde intihar etti.

Açılan soruşturmada "kişisel nedenler" dile getirilse de, ailesi Rosalind'in ruhsal sağlığı konusunda Af Örgütü'nün adım atmış olması gerektiğini söyledi.

'Biz ve onlar ayrımı var'

Af Örgütü'nde çalışan 475 personel ile görüşülerek hazırlanan raporda ise pek çok personelin müdürleri tarafından baskıya ve küçük düşürücü ifadelere maruz kaldığını dile getiren örneklere yer verilmişti. Raporda ayrıca cinsiyet ve ırk ayrımcılığı yapıldığına dair ifadeler yer almıştı.

Raporda, örgütün idarecileri ile çalışanları arasında "biz ve onlar" şeklinde bir ayrım olduğuna dikkat çekilmişti.

Af Örgütü çalışanlarının üyesi olduğu Unite sendikası ise kısa bir süre önce yapılan ankette, çalışanların üçte birinin "2017'den bu yana işyerinde kötü muamele ve zorbalığa maruz kaldığının" tespit edildiğini açıkladı.

Çalışanlarına kötü muamele konusunda mercek altına alınan başka yardım kuruluşlarının da olduğu biliniyor.

Bu yıl yayımlanan başka bir raporda, uluslararası çalışmalarıyla bilinen Oxfam'da baskı ve tacizin yaygınlığına, çocuklara yönelik çalışmalarıyla tanınan Save the Children adlı kuruluşla ilgili geçen yıl yayınlanan raporda da işyerince cinsel taciz iddialarına yer verilmişti.

İlgili Konular