İdlib ve Tel Rıfat'taki gerilim, Türkiye'nin Suriye'de diğer ülkelerle işbirliğini nasıl etkiliyor?

Suriye Telif hakkı AFP

Türkiye, Mayıs ayı başında Kürt Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) silahlı kanadı Halk Savunma Birlikleri'nin (YPG) elindeki Afrin ve Cerablus arasında kalan Tel Rıfat'a yönelik operasyon başlattı. Operasyon birkaç gün içinde sahada bir değişikliğe yol açmadan sona erdi. Ardından Rusya askerlerini Tel Rıfat'ta konuşlandırdı.

Moskova ve Ankara'nın ateşkes üzerinde uzlaştığı İdlib'de de Rusya'nın operasyonları şiddetlendi. Sahadaki bu gelişmeler, Türkiye ve ABD'nin pozisyonlarını yakınlaştırıyor. Buna rağmen Rusya ile savunma işbirliği de, ABD ile yıllardır yaşanan sorunlar da hâlâ gündemde.

Ülkenin kuzeybatısında YPG ve Suriyeli muhalifler arasındaki gerilim de sürüyor. Türkiye, "PKK'nın Suriye kolu" olduğu gerekçesiyle YPG'yi "terör örgütü" olarak görüyor.

Telif hakkı AFP
Image caption Rusya'nın İdlib'e yönelik bombardımanı yoğunlaştı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay: Rusya ile müzakere ediyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mart ayı sonunda "Kısa sürede Tel Rıfat'ı da alıp harekâtı amacına ulaştıracağız" demişti.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da 4 Mayıs'ta yaptığı açıklamada, "YPG'nin Tel Rıfat bölgesinden yaptığı top atışı neticesinde bir askerin şehit olduğunu, bir askerin yaralandığını" ve buna misilleme olarak operasyonların başlayacağını duyurdu.

Bir gün sonra Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, katıldığı bir televizyon yayınında Afrin operasyonu ve Tel Rıfat'ta yaşanan gelişmelerle ilgili olarak, "[Rusya'yla] Anlaşmamız bizim bu noktada durmamızdı ama bu saldırılar devam ederse işin şekli değişebilir. Rusya ile konuyu müzakere ediyoruz" dedi.

Türk ordusu ve Suriyeli muhalifler Tel Rıfat'ta ilerlemeye başladı

Bu açıklamalar gelirken sahada Türk ordusu ve Suriyeli muhalifler ilerlemeye başladı. YPG'nin Şubat 2016'da ele geçirdiği Tel Rıfat bölgesindeki iki köy, Malikiyye ve Maaranaz Suriyeli muhaliflerin eline geçti. Bölgedeki en büyük helikopter pistine sahip Minnak Havalimanı da TSK tarafından vuruldu.

Ancak bu iki köyde çatışmalar devam etti ve birkaç gün içinde YPG güçleri kontrolü yeniden ele geçirdi.

Tel Rıfat'taki gerilim, taciz ateşi ve misilleme atışları olarak zaman zaman ortaya çıkıyor.

Telif hakkı Getty Images
Image caption 9 Mayıs'ta Suriyeli muhaliflerin YPG hedeflerine yönelik füze atışı

Rusya, Tel Rıfat'ta gözlem noktası kurdu

İki köyün YPG tarafından geri alınmasının ardından Tel Rıfat'la ilgili TSK açıklamaları gelmeye devam etti. YPG tarafından taciz ateşi yapıldığı, Türk ordusu tarafından karşılık verildiği, yaralanan veya hayatını kaybeden askerlerle ve muhaliflerle ilgili bilgiler belirli aralıklarla açıklandı.

24 Mayıs'ta YPG'ye yakın haber siteleri, Rusya'nın Tel Rıfat bölgesinde üç adet askeri gözlem noktası kurduğunu ve Rus askerleriyle birlikte rejim askerlerinin de bölgeye yerleştirildiğini yazdı.

Bölgedeki Kürt ve Arap kaynaklar bu haberleri doğruluyor. Rus bayraklı askeri araçların görünürlüğünün arttığı bilgisini veriyor.

Yine aynı kaynaklara göre Tel Rıfat'ta yaklaşık 3 bin YPG'li savaşçı var.

Suriye ordusu ve Rusya'nın İdlib'e yönelik bombardımanı şiddetlendi

Türk ordusu ve Suriyeli muhaliflerin Tel Rıfat'a ilerlediği sıralarda, İdlib'deki Gerginliği Azaltma Bölgesi'ne yönelik Suriye rejim ordusunun ve Rusya'nın bombardımanı şiddetlendi.

Hastane ve okulların da hedef alındığı, onlarca sivilin hayatını kaybettiği bombardıman, Hama'nın kuzeyi ve İdlib'in güneyinde yoğunlaştı, yaklaşık 800 bin sivil bombardımandan etkilendi.

İdlib'in güneyinde ve Hama'nın kuzeyinde çatışmalarda yer alan Suriyeli muhalifler, İranlı milislerin bölgeye gitmediğini, Rusya'nın havadan rejim ordusunun da karadan operasyon yürüttüğü bilgisini veriyor. "İran desteği olmadan rejimin karadan yürüttüğü operasyona kolaylıkla karşı konulduğunu" söylüyorlar.

Kremlin'den yapılan son açıklamalarda ise "İdlib'deki militanların sivillere ya da Rus hedeflerine ateş açmalarının önüne geçmek Türkiye'nin sorumluluğunda" deniyor.

Türkiye destekli silahlı muhalifler Afrin'den İdlib'e döndü

Ocak ayında eski El Kaide bağlantılı Hayat Tahrir Şam (HTŞ) örgütü İdlib'i büyük oranda ele geçirdiğinde Türk ordusunun bulunduğu Afrin'e giden Suriyeli muhalif gruplar, İdlib'de çatışmalar yoğunlaşınca Türkiye'nin yönlendirmesiyle İdlib'e geri döndü.

Türkiye'nin bu gruplara silah ve mühimmat desteği de arttı.

İdlib'de Türkiye, Rusya ve İran'ın uzlaştığı Gerginliği Azaltma Bölgesi'nde "terör grupları" olduğu gerekçesiyle operasyon yapılmasını talep eden Rusya ve Türkiye, Eylül ayında uzlaşmıştı.

Bu uzlaşıya göre rejim ve muhalif güçlerin arasında silahtan arındırılmış bölge yaratılacak, buradaki muhalifler ağır silahlarını teslim edecekti. Halep'i Lazkiye ve Şam'a bağlayan, muhaliflerin kontrolündeki bölgeden geçen M4 ve M5 karayolları da güvenliği sağlanarak tüm taraflar için sivil geçişlere açılacaktı.

Ancak Rusya'nın bombardımanı özellikle bu yolların olduğu hatta devam ediyor. M5 karayolunun rejim bölgesine geçiş hattında, rejim bölgesine girmek isteyenler için kontrol noktası da kuruldu.

Telif hakkı AFP
Image caption İdlib'de Türk askeri

Rusya ile Suriye üzerindeki anlaşmazlık, ABD ile yakınlaşma mı doğuruyor?

Tel Rıfat ve İdlib'de Rusya ile anlaşmazlık yaşanırken, İdlib'e yönelik Rus ve rejim operasyonuna Türkiye gibi ABD de karşı çıkıyor.

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, 22 Mayıs'ta Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu'nda, "Suriye'de Çözüm Arayışı: Trump Yönetimi'nin Staretjisi" isimli oturumda, "Rusların tam manasıyla güvenemediğimiz argümanı; Heyet Tahrir El Şam'ın saldırılarına maruz kaldıkları ve Türklerin bu grupla baş edeceğini söylediği ancak bunu yapmadığı. Bu doğru ancak İdlib'de ateşkese ihtiyaç var. Bunun durdurulması için yoğun çaba sarf ediyoruz" dedi.

BBC Türkçe'ye konuşan, İdlib'de çatışmalarda yer alan bazı muhaliflere göre, 2017'den bu yana neredeyse tamamen kesilen ABD ve bazı Avrupa ülkelerinden kendilerine gelen silah ve mühimmat, para ve tıbbi yardım desteği de, şimdilik kısıtlı da olsa, yeniden başladı.

Jeffrey, bununla ilgili de "Türkiye de bizim gibi muhalifleri destekliyor. Türkiye çoğunlukla Suriye hükümetinin davranışını değiştirmeye çalışıyor. Burada da hemfikiriz. Genel olarak koordineli hareket ediyoruz" dedi.

Aynı muhalifler kendilerinin de Türkiye tarafından, İdlib'deki mücadelede meşruiyetin kaybedilmemesi için HTŞ ile hiçbir şekilde işbirliği yapılmaması konusunda uyarıldıklarını söylüyorlar.

Telif hakkı Getty Images
Image caption HTŞ militanları eğitim kampında

Bu ortamda İngiltere, Almanya ve Fransa, İdlib'deki operasyonlara son verilmesi çağrısı yapması ve Rusya'yı kınaması için Birleşmiş Milletler'e (BM) gitti. BM'nin çağrısı 29 Mayıs'ta geldi.

İdlib'den sonra Afrin'e yönelme endişesi

Tel Rıfat'ta Rusya ile Türkiye arasında yaşanan gerilim yeni değil.

8 Mart'ta Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, İdlib'in dışında Rusya ile ortak devriyelerin başladığını duyurmuştu. Ancak Türkiye devriyeye başladığında, Rus birlikle katılmadı.

Birkaç gün sonra Rusya Savunma Bakanlığı, İdlib'deki bombardımanın Türkiye ile koordinasyon halinde yapıldığını duyurdu.

Resmi bir açıklama yapmamakla birlikte, yerel basına konuşan Türk güvenlik kaynakları bu açıklamayı yalanladı.

İdlib'deki gerilimin çözümü için muhalif grupların komutanları ile Türk ve Rus güvenlik ve istihbarat yetkililerinin, 14 Mart'ta Hatay'da bir araya gelmesi planlanmıştı.

Bu toplantı hâlâ yapılmadı.

Lavrov'un Mart ayı başında iki kez ertelediği Türkiye ziyaretini 29 Mart'ta gerçekleştirmesinin ardından, 8 Nisan'da da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ErdoğanMoskova'ya giderek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le bir araya geldi.

Ziyaret öncesi Erdoğan, Putin ile görüşmesinin gündemine ve "terör örgütleriyle ortak mücadeleye" dair konuşurken "O sır cümle var ya, o sır cümle aynen masadadır; bir gece ansızın gelmesi gereken veya gelinmesi gereken yere gelebiliriz" demişti.

Ziyaret sonrası Rus ve Türk birlikleri, Tel Rıfat'ta koordineli ve bağımsız devriye turu attı. Yaklaşık bir ay sonra başladığı söylenen Tel Rıfat operasyonu ise, iki köyle sınırlı kaldı.

İdlib de Türkiye için kritik önemde. Öncelikle İdlib'den başlayacak göç dalgası, yüz binlerce kişinin Türkiye sınırına yığılmasına yol açacak.

Telif hakkı Reuters
Image caption İdlib'de Türkiye sınırına kaçan göçmenler

İkinci olarak da Türk güvenlik kaynaklarının söylediğine göre, muhaliflerin son kalelerinden olan İdlib'in rejimin eline geçmesi, bir sonraki hedefin Afrin olacağı anlamına geliyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un, Rusya'nın İdlib operasyonu için bastırdığı Ağustos ayında, Ankara'da söylediği "Suriye'nin istisnasız tüm bölgelerini muhaliflerden temizleyeceğiz. Suriye ordusu dışındaki tüm silahlı gruplar bizim için illegaldir ve tümü Suriye topraklarından çekilmelidir" ifadeleri Ankara'da hâlâ akıllarda.

Erdoğan ve Trump, Haziran sonunda ikili görüşme yapacak

İdlib'de operasyona karşı olmaları ABD ve Türkiye'nin bu alandaki pozisyonunu yakınlaştırıyor.

Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump'la Şubat ayından sonra ilk kez 29 Nisan'da yaptığı telefon görüşmesinde, S-400 konusunda uzlaşma sağlamak üzere bir çalışma grubu oluşturma önerisinde bulundu.

Bir ay sonra, 29 Mayıs'ta yapılan ikinci telefon görüşmesinde Erdoğan bu önerisini yineledi.

İki telefon görüşmesi arasında ABD yönetimi, Türkiye'ye bazı ürünler için koyduğu ek vergileri de kaldırdı.

Son telefon görüşmesinin ardından aynı gün, iki ülke arasındaki sorunlardan biri olan, Türkiye'de tutuklu olan ABD vatandaşlarıyla ilgili bir adım atıldı. Türkiye'de 2,5 yıldır tutuklu olan, NASA çalışanı ve ABD vatandaşı Serkan Gölge tahliye edildi.

Bu görüşmede, iki liderin Haziran sonunda Japonya'da düzenlenecek G20 Zirvesi'nde ikili görüşme gerçekleştirmesi kararı da çıktı.

Telif hakkı AFP
Image caption Türkiye'nin YPG'ye yönelik Afrin operasyonu sırasında çatışmalardan kaçarak Tel Rıfat'a giden göçmenler - Mart 2018

Ancak İdlib'de ve Tel Rıfat'ta yaşanan anlaşmazlıklar, Türkiye ile Rusya arasındaki daha geniş çaplı işbirliğini bugüne kadar etkilemedi.

Perşembe günü bir telefon görüşmesi yapan Erdoğan ve Putin de, Japonya'da bir araya gelme kararı verdi. Türk tarafından yapılan açıklamaya göre Erdoğan, Putin'e İdlib'de ateşkesin sağlanması ve siyasi çözüm aranması gerektiğini söylerken, "ikili ilişkilerin olumlu gündemle ilerlediği" vurgusunu da yaptı.

Kremlin'den yapılan açıklamada ise iki liderin "İdlib'deki durumun istikrara kavuşması için, terörist grupların etkisiz hale getirilmesi için etkili önlemler almak da dahil, ortak çalışmanın önemine değindiği" belirtildi.

Açıklamanın sonunda, iki liderin askeri ve teknik işbirliğini de görüştüğü bilgisi yer aldı.

Türkiye'nin Rusya ile koordineli olarak başladığı Afrin operasyonu öncesinde son imzayı attığı, Rusya'dan alacağı S-400 projesi sürüyor.

İki taraftan son dönemde gelen açıklamalar da, Temmuz'da füze savunma sisteminin Türkiye'ye getirileceğini, şu an için bir erteleme olmadığını teyit ediyor.

ABD ve Türkiye arasında da İdlib konusunda görüş birliği olsa da, başta S-400 krizi ve ABD'nin YPG'ye verdiği destek olmak üzere yıllardır çözülemeyen sorunlar hâlâ gündemde.

ABD'nin muhalif gruplardan desteğini çekmesiyle başlayan Suriye savaşı temelli sorunların çözümü için, bu desteğin kısıtlı da olsa yeniden başlamasıyla adım da atılmış oldu.

Telif hakkı Getty Images
Image caption Jeffrey, 1 Mayıs'ta Ankara'da Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Sözcüsü İbrahim Kalın'la görüştü

Jeffrey'nin Ankara ve YPG ile görüşmeleri sonuç verdi mi?

Erdoğan ve Trump'ın Nisan sonundaki telefon görüşmesinin hemen ardından, ABD Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey Ankara'ya geldi. 30 Nisan'da başlayan ziyaret 2 Mayıs'a kadar sürdü.

ABD'nin Suriye'den çekilme planları, kaç askerinin bölgede kalacağı, YPG'nin kontrolündeki kuzeydoğu Suriye'nin geleceği, Türkiye'nin sınırında YPG varlığına karşı çıktığı için talep ettiği güvenli bölge konuları görüşüldü.

Aynı günlerde YPG'nin başını çektiği Suriye Demokratik Güçleri'nden (SDG) ve YPG'nin siyasi kanadı PYD'den açıklamalar geldi.

SDG komutanlarından Mazlum Kobani, Türkiye ile dolaylı görüşmelerin olduğunu söyledi.

Ardından PYD'nin eski eş başkanı Salih Müslim de bir röportajında, "Sayın James Jeffrey arada gidiyor, geliyor. O hem bu tarafa, hem o tarafa bazı şeyler söylüyor. Direkt temas yahut dolaylı yok. Sadece James Jeffrey ve takımı arabuluculukta bulunuyor" dedi.

22 Mayıs'ta Dışişleri Komisyonu'ndaki oturumda Kongre üyelerinin sorularını yanıtlayan Jeffrey ise iki tarafla da görüştüğünü ancak henüz bir sonuca varılmadığını söyledi, "Güvenli bölge oluşturulması için Türklerle ve yerel ortaklarımızla çalışıyoruz. Ama henüz bir anlaşmaya varmadık" dedi.