İngiltere ve Kanada'dan küresel basın özgürlüğü için 5 maddelik girişim

Chrystia Freeland, Amal Clooney ve Jeremy Hunt Telif hakkı Getty Images
Image caption Chrystia Freeland, Amal Clooney ve Jeremy Hunt

İngiltere ve Kanada, küresel basın özgürlüğü konusunda yeni bir girişim başlatıyor.

İki ülke, baskılar nedeniyle giderek alanı daralan basın özgürlüğünün güçlendirilmesini ve gazetecilerin can güvenliğinin korunmasını amaçlayan küresel bir girişim başlattıklarını ilan ettiler.

İki ülkenin işbirliğiyle Londra'da düzenlenen 'Basın Özgürlüğü için Küresel Konferans'ın ilk gününün kapanış oturumunu birlikte düzenleyen İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt ile Kanada Dışişleri Bakanı Chrystia Freeland, basın özgürlüğü konusunda aynı düşüncede olan ülkeleri de kapsayacak bir hareket başlatacakları mesajını verdiler.

Hunt, kapanış toplantısında yaptığı konuşmada, basın özgürlüğü konusunda giderek hızlı bir kötüleşme yaşandığını, sadece 2018'de 99 gazetecinin öldürüldüğünü, yüzlercesinin tutuklandığını kaydederek "Tam da bu nedenle küresel bir girişimin başlatılması çok önemliydi. Gazetecileri koruyacak ve açık toplum ilkesini yaşama geçirecek fikirleri konuşmalıyız" diye konuştu.

Konferansın bu ölçekte yapılan ilk küresel toplantı olduğunu vurgulayan Hunt, "Bugün dünyaya basın özgürlüğünün Batılı bir değer değil, evrensel bir değer olduğunu güçlü bir mesajla iletiyoruz" dedi.

Konferansa 100'ü aşkın ülkeden 60 bakanın yanı sıra 1000'den fazla gazeteci ve akademisyen katıldı.

Ancak "dezenformasyon yaymadaki aktif rolü" gerekçe gösterilerek Rusya'dan Russia Today (RT) ve Sputnik haber ajansına konferansa katılma izni verilmedi. İngiltere Dışişleri Bakanlığı'ndan bir sözcü, "Dezenformasyon yaymadaki aktif rolleri nedeniyle RT ve Sputnik'e akreditasyon vermedik. Tüm katılım taleplerini karşılamak mümkün olmasa da, Rusya'dan da dahil olmak üzere dünyadaki birçok medya mensubu gazeteci konferansa katılıyor" dedi.

Rus Elçiliği ise İngiltere'yi "RT'ye karşı aylardır devam eden karalama kampanyası" ile suçlayarak Bakanlığa şikayette bulunduklarını açıkladı.

Telif hakkı Getty Images
Image caption Amal Clooney ve Jeremy Hunt

5 maddelik girişim

Dışişleri Bakanı Hunt, Kanada ile başlattıkları girişimin bundan sonra da devam edeceğini kaydederek basın özgürlüğünün korunması için İngiltere'nin atacağı 5 pratik adımı da açıkladı:

1. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından yönetilecek olan Küresel Basını Koruma Fonu'na diğer hükümetlerle birlikte katılım. İngiltere, gazetecilere hukuki danışmanlık sağlayacak ve çatışma ortamlarında çalışan gazetecilere eğitim verecek olan bu fona 3 milyon sterlin ödeyecek.

2. Hükümetlerin basın özgürlüğü konusunda verdikleri taahhütleri yerine getirmelerini sağlayabilmek için uluslararası bir ekip oluşturmak. Bu ekip her sene Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları sırasında bir araya gelecek ve atılan adımları değerlendirecek.

3. İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nın basın özgürlüğü özel temsilcisi Amal Clooney, uzmanlardan oluşan bir grup aracılığıyla gazetecilerin korunması konusunda hükümetlere yasal tavsiyelerde bulunmaya başladı. İngiltere, hükümetleri bu çalışma grubu ile işbirliği yapmaya çağıracak. İngiltere ayrıca basın özgürlüğünü güçlendirecek projeler için 15 milyon sterlinlik fon oluşturacak.

4. İngiltere ve Kanada, basın özgürlüğü konusunda aynı düşünen ülkeleri bir araya getirecek ve basın özgürlüğüne dönük saldırılar karşısında birlikte harekete geçecekler.

5. İngiltere, konferansa katılan ülkelere basın özgürlüğü konusunda hazırlanan metne destek vermeleri ve gelecek yıl Kanada'da ikincisi yapılacak toplantıya katılıp üzerinde uzlaşılan konular hakkında birlikte çalışma çağrısı yaptı.

Hunt, basın özgürlüğünün demokrasilerin ve açık toplum anlayışının korunması konusunda çok önemli ve hassas bir unsur oluşturduğunu belirterek bu temel özgürlük alanını kısıtlayan ülkelere karşı diplomatik yaptırımların uygulanabileceğini de kaydetti.

Telif hakkı Getty Images
Image caption Avustralya Dışişleri Bakanı Marise Payne konferansta konuşuyor

'Kanada basın özgürlüğünü savunmaya devam edecek'

Kanada Dışişleri Bakanı Freeland ise siyasete atılmadan önce gazetecilik yaptığını ve gazetecilerin ve gazeteciliğin sorunlarını kendi sorunu olarak gördüğünü kaydetti.

Gazetecileri küresel anlamda koruyacak önlemlerin alınması için birlikte hareket etmek gerektiğini söyleyen Freeland, Freedom House'un verilerine göre dünya nüfusunun sadece yüzde 13'ünün basının özgür olduğu ülkelerde yaşadığını, bunun da demokrasinin geleceği açısından büyük sorun oluşturduğunu kaydetti.

"Bu çağrımız hükümetlerle sınırlı değil. Sivil toplum ve hükümet dışı organizasyonların da işin içinde olması gerekli diye düşünüyoruz," diye konuşan Freeland, Kanada'nın insan hakları konusunda küresel politikasının değişmediğini, bazen bedel ödemek pahasına yaptırım uyguladıklarını kaydetti. Bakan, "Şu güvenceyi verebilirim. Kanada basın özgürlüğünü savunmaya devam edecek" dedi.

Telif hakkı Getty Images

Clooney: Birlikte çalışmak gerek

İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nın basın özgürlüğü özel temsilcisi Amal Clooney ise basın özgürlüğü konusunda küresel anlamda ciddi bir gerilemenin olduğunu, gazetecilere dönük fiziki saldırıların artış gösterdiğini, ancak hükümetlerin ne bu saldırıları önleme ne de saldıranları soruşturma konusunda adım atabildiklerini vurguladı.

Bu saldırıların sadece demokratik olarak geri ülkelerde değil Avrupa'da da yaşandığını Malta ve Slovakya'da öldürülen gazeteciler örneğiyle gündeme getiren Clooney, "Basın hiçbir yerde güvende değil. ABD'de değil, Avrupa'da da değil. O yüzden bu konferans gibi küresel girişimlere ihtiyaç var. Medya sahipliği konusunda, gazetecilerin oto sansürü konusunda sıkıntılar küresel bir hale geldi. Demokrasi, özgür basın olmadan işleyemez" dedi.

Konferansa dünyanın birçok bölgesinde zorlu koşullarda gazetecilik yapmaya çalışan gazetecilerin yanı sıra akademisyenler ve siyasetçiler de katıldı.

Konferans sonunda bir ortak bildiri yayımlanması öngörülüyor.