Ankara'da üçlü Suriye zirvesi: Erdoğan, Putin ve Ruhani'nin gündemi bir kez daha İdlib

Ruhan, Erdoğan ve Putin Telif hakkı Getty Images

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, bugün Ankara'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la, beşinci Suriye zirvesi için bir araya gelecek. En önemli gündem maddesi, son bir yıldır düzenlenen tüm zirvelerde olduğu gibi, muhaliflerin elinde kalan son şehir olan İdlib.

Üç lider, Suriye konulu beşinci zirve için Ankara'da bir araya geliyor.

Zirvenin ana gündem maddesi; Türkiye destekli muhaliflerin elinde kalan son bölge İdlib.

Suriye ordusu, Türkiye sınırındaki İdlib'de, El Kaide bağlantılı Hayat Tahrir el Şam (HTŞ) örgütü ve onunla bağlantılı gruplarla savaştığını söyleyerek son dönemde saldırılarını artırdı.

İdlib'de yaklaşık 3 milyon kişi yaşıyor. Ankara, halihazırda başlayan göçmen akınını engellemek için hem Rusya'ya operasyonları durdurması yönünde, hem de Avrupa'ya güvenli bölge kurma konusunda destek vermesi yönünde çağrı yapıyor.

Ancak rejimin operasyonları aynı yoğunlukta devam ediyor.

Türkiye ise, çatışmalardan kaçanlar için sınırın diğer tarafında hazırlık yapıyor.

Zirve için Pazar günü Ankara'ya gelen Ruhani, yola çıkmadan önce Tahran Mehrabad Havalimanı'nda düzenlediği basın toplantısında "İdlib bölgesinde hâlâ teröristler var. Onlara karşı savaşın sürdürülmesi gerekiyor" diyerek zirve öncesi Ankara'nın taleplerinin dışında bir mesaj verdi.

Ağustos ayında İdlib'in güneyinde yer alan Han Şeyhun kasabasından Türkiye destekli muhalifler geri çekilince, Türkiye'nin bölgedeki Morek gözlem noktası Suriye ordusu tarafından çevrelenmiş oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27 Ağustos'ta Rusya'ya giderek Putin'le İdlib konusunu görüşmüş ancak bu görüşmeden somut bir sonuç alınamamıştı.

Morek gözlem noktasının kuzeyindeki Türkiye'nin kurduğu diğer üç gözlem noktası da, rejimin son günlerde hava bombardımanını sıklaştırdığı bölgelerin sınırında.

Ankara'dan yapılan açıklamalara göre, operasyonlar ve çatışmalar sürse de Türkiye'nin gözlem noktaları taşınmayacak.

Anayasa Komitesi'nin kurulması için çalışılıyor

BBC Türkçe'ye zirve öncesinde bilgi veren üst düzey bir Türk dışişleri yetkilisi, Anayasa Komitesi oluşturulana kadar İdlib'deki mevcut durumun korunmaya çalıştığını, böylece siyasi çözüm için masaya oturulduğunda muhaliflerin elinin daha güçlü olmasının amaçlandığını söyledi.

Anayasa Komitesi için muhaliferin ve Suriye rejiminin verdiği isimler tüm taraflarca onaylandı.

Bağımsız isimlerden oluşan listedeki üç isimle ilgili anlaşmazlığın çözülmesi için ise, Ankara'da yapılacak zirveye kadar çalışmalar sürdü.

Anayasa Komitesi'nin oluşmasıyla birlikte, Türkiye ve diğer bölge ülkelerindeki Suriyeli sığınmacıların ülkelerine geri dönebilmesi için uygun şartların da oluşturulması hedefleniyor.

Bu şartların başında, genel af çıkarılması geliyor.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamada da "İdlib başta olmak üzere, Suriye'deki gelişmelerin değerlendirilmesi, çatışma ortamının sona erdirilmesi, mültecilerin gönüllü geri dönüşleri için gereken şartların temini ile kalıcı bir siyasi çözümün tesisi amacıyla gelecek dönemde atılacak müşterek adımların istişare edilmesinin amaçlandığı" belirtiliyor.

Güvenli bölge de zirvenin gündeminde

Ankara, Temmuz ayından bu yana ABD'den gelen askeri ve diplomatik yetkililerle, "Fırat'ın doğusu" olarak adlandırılan Suriye'nin kuzeydoğusunda bir güvenli bölge oluşturmak için görüşmeler yapıyor.

Zirve için Pazar günü Ankara'ya gelen Ruhani, "ABD'nin ve diğer güçlerin Fırat'ın doğusundaki yasa dışı varlığının, Suriye'nin bu bölgesinin huzura kavuşmasını engellediğini" söyledi.

ABD'li ve Türk yetkililerin görüşmelerinin sonucunda, 7 Ağustos'ta, Şanlıurfa'da Müşterek Harekât Merkezi oluşturulmasına karar verilmişti. Ardından sınırın Suriye tarafında ortak hava ve kara devriyeleri yapıldı.

Reuters ve AFP, ABD'nin destek verdiği Halk Savunma Birlikleri'nin (YPG) de ortak devriye yapılan sınır bölgelerinden çekildiğini aktardı.

Erdoğan ise, ilk ortak kara devriyesinin yapıldığı gün "Bu iş öyle üç beş helikopter uçuşu ile 5, 10 araç devriyesiyle göstermelik birkaç yüz askerin bölgede bulunması ile olacak iş değildir. Eylül ayı bitmeden Fırat'ın doğusunda kendi askerlerimizle fiilen güvenli bölge oluşumunu başlatmamış olursak artık kendi yolumuza gitmekten başka çaremiz kalmayacaktır." dedi.

Telif hakkı Milli Savunma Bakanligi

Rusya ve İran, ABD'nin bölgede kalıcı olmasına yol açacak herhangi bir anlaşmaya sıcak bakmıyor.

Ankara da, PKK'nın Suriye'deki kolu olduğu gerekçesiyle sınırlarında YPG'nin varlığına karşı çıkıyor.

Zirveden birkaç gün sonra, hafta sonunda Birleşmiş Milletler genel kurul toplantıları için New York'a gidecek olan Erdoğan'ın, burada Trump'la bir kez daha güvenli bölge konusunu görüşmesi planlanıyor.

Erdoğan'ın aynı zamanda Avrupa ülkelerinin liderlerine, İdlib'de operasyonların durdurulması, Suriye'de siyasi çözüm ve sığınmacıların yerleştirilmesi için güvenli bölge konularında destek olmaları için bir kez daha çağrı yapması bekleniyor.

5 Eylül'de güvenli bölgeyle ilgili konuşan Erdoğan, "Oldu, oldu olmadı; biz de kapıları açmak zorunda kalırız. Destek verecekseniz verin. Vermeyecekseniz kusura bakmayın bir yere kadar katlandık, katlanıyoruz. Bu yükü sadece biz mi çekeceğiz? AB ve Batı dünyasından gereken desteği alamadık, almak için de bunu yapmak zorunda kalabiliriz" demişti.

Üçlü zirvelerin öncelikli gündem maddesi son bir yıldır neden İdlib?

Telif hakkı Getty Images

Son olarak 14 Şubat'ta Rusya'nın Soçi şehrinde bir araya gelen üç lider, zirvenin sonunda imzaladıkları ortak bildiride, şu ifadelere yer vermişti:

"İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi'nde Heyet Tahrir Şam'ın bölge üzerindeki kontrolünü artırma girişimlerini reddeden üç lider, Soçi mutabakatı dahil, bölgeye ilişkin anlaşmaların tüm unsurlarıyla hayata geçirilmesiyle bölgedeki ateşkes ihlallerinin azaltılmasını temin etmek için somut adımlar atma konusunda mutabık kaldı."

Ancak bu somut adımlar henüz atılmadı.

Rusya ve İran'ın desteklediği Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, muhaliflerin elinde kalan son bölge olan İdlib'in kontrolünü yeniden ele almaya çalışıyor.

2017'nin Mayıs ayında, ülkedeki iç savaşta taraf olan birçok ülke bir araya gelerek, Suriye'de muhaliflerin kontrol ettiği 4 bölgeyi "çatışmasızlık bölgesi" ilan etmişti. Ancak bunların İdlib dışında kalanlarının tümünde Suriye ordusu bir süre sonra saldırılarını artırarak kontrolü muhaliflerden geri aldı.

Bu bölgelerdeki radikal gruplar da dahil muhaliflerin çoğu, son noktada varılan ateşkes anlaşmaları çerçevesinde İdlib'e göç etti.

Türkiye'nin desteklediği muhaliflerin kontrolünde olan İdlib için ise 2018 Eylül ayında yeni bir uzlaşmaya varıldı. Buna göre rejim ordusu ve muhaliflerin arasında "silahtan arındırılmış bölge" oluşturulmasına karar verildi.

Rusya, İran ve Türkiye, bu bölgede gözlem noktaları kurdu.

HTŞ ise, üç ülke tarafından da "terör örgütü" olarak kabul edildiği için ateşkes şartlarının dışında kaldı.

2019'un başında HTŞ, muhaliflerle girdiği çatışmaların sonucunda İdlib'in büyük bir kısmının kontrolünü ele aldı.

HTŞ'ye karşı savaştığını ilan eden rejim, Rusya'nın havadan ve İran'a bağlı milislerin karadan desteğiyle, son dönemde şehre yönelik saldırılarını artırdı.