Barış Pınarı Harekâtı: Suriye, Türkiye'nin operasyonuna nasıl bakıyor?

Türkiye'nin Suriye'deki harekatından Telif hakkı Getty Images
Image caption Kabalan bu harekatın ikili ilişkilerin normalleştirmesini iyice güçleştirdiğini söylüyor

Suriye'nin, Türkiye ile diplomatik ilişkileri kesilmeden önceki son Ankara büyükelçisi Nidal Kabalan, Barış Pınarı Harekâtı'nın farklı bahanelerle Suriye'nin bir bölümünü işgali hedeflediğini söyleyerek eleştirdi.

Uluslararası toplumu harekâtı kınamaya çağıran Kabalan, şimdi Ankara ile Şam arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin daha da zorlaştığını belirtti.

Eski büyükelçi buna karşılık harekâtla birlikte Suriyeli Kürtler ile Şam arasında yeni bir dönemin açılabileceğini, Suriye yönetiminin Kürt tarafından bağımsız bir Kürdistan dışında gelecek her türlü müzakere talebine açık olduğunu aktardı.

'Türkiye terörist grupları bir araya getirip Suriye Milli Ordusu'nu kurdu'

Beşar Esad yönetimine yakın bir isim olan siyasi analist Kabalan, Şam'dan telefonla BBC Türkçe'nin sorularını yanıtladı.

Kabalan, harekâtı, "Erdoğan hükümeti Suriye'nin kuzeydoğusundaki geniş alanları işgal ve kontrol etmek istiyor. Bu durum, Türkiye'nin Suriye'de yayılmacılık planı olduğunu gösteriyor. Erdoğan'ın ulusal, bölgesel ve uluslararası alanda karşılaştığı sorunlardan bu şekilde uzaklaşmaya çalıştığını düşünüyorum" sözleriyle değerlendirdi.

Ankara, hedefin terörizmden arındırılmış ve mültecilerin gönderilebileceği bir güvenli bölge olduğunu, Suriye'nin toprak bütünlüğünü de çok önemsediklerini söylüyor.

Türkiye'nin bu açıklamalarını hatırlattığımız Kabalan, Türk hükümetinin terörizm söylemiyle işgal için bahane yarattığı görüşünü savundu:

"Türkiye bir şey söylüyor ama sahada başka bir şey yapıyor. Türkiye yıllardır, dünyanın 84 ülkesinden gelen teröristlerin Suriye'ye girişte kullandığı ana geçiş noktasıydı. Bazı terörist gruplara eğitim kampı, lojstik bilgi desteği ve askeri destek sağladı. Ayrıca son dönemde de bu terörist grupları Suriye'deki Kürtlere karşı savaşta kullanmak için Suriye Milli Ordusu adı altında bir araya getirdi.

"Bu, kesinlikle, orta ve uzun vadede bölgedeki istikrar ve güvenlikle ilgili güçlü sonuçları olacak vahim bir gelişmedir. Bu mevcut savaşın şiddeti çevreye yaymasında sorumluluk tamamen Erdoğan'ın olacaktır."

"Eğer terörizmle mücadele ediyorsanız jetleriniz neden Suriye'nin kent ve kasabalarındaki buğday silolarını ve alt yapıyı vuruyor? Haseke'de bu yaşandı."

Image caption Eski büyükelçi Kabalan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'a yakın isimlerden

'Mülteciler konusu bahane'

Kabalan, Türkiye'nin Suriyeli mülteciler gerekçesinin de bir bahane olduğunu düşündüğünü söyledi:

"Eğer Türkiye Suriyeli mülteciler için güvenli bölge kurmaya çok hevesliyse onları yeniden eski yerlerine yerleştiren Suriye yönetimine yardım etmeliydi veya Türkiye sınırları içinde geçici bir güvenli bölge kurmalıydı.

"Birinin topraklarını işgal edip sonra 'Bunu mülteciler için yapıyorum' diyemezsiniz. Suriye yönetimi sözde mültecileri yerlerine yeniden yerleştirmek için elinden geleni yapıyor. Şu ana kadar muhtemelen bir buçuk milyon Suriyeli, özellikle de güneyde olmak üzere birçok farklı yerdeki eski çatışma bölgelerine döndü. Son günlerde ise, Suriye ordusunun son dönemde özgürleştirdiği Hama ve İdlib kırsalına dönüşler oluyor. Dolayısıyla Suriyeli mültecileri koruma bahanesinin tamamen yalan olduğunu düşünüyorum.

"Türkiye kâğıt üstünde Rusya'ya Suriye'nin toprak bütünlüğü koruma sözünü verdi ama tamamen bunun tersini yapıyor ve Suriye'nin ve bütünlüğünün altını oyuyor."

Kabalan, uluslararası toplumun Türkiye'ye karşı harekete geçmesi gerektiği kanısında:

"Uluslararası toplumun, Türkiye'ye karşı sert bir tutum takınması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye şu anda uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletler sözleşmesini ihlal etmektedir."

'Şam Ankara ilişkisi artık daha zor'

Son birkaç yıldır, Türkiye ile Suriye arasında dolaylı görüşmelerin yapıldığı ve bunların doğrudan görüşmelere de evrilebileceği yönündeki haberler artmış durumda.

Barış Pınarı Harekâtı, ülke arasındaki ilişkilerin normalleşme olasılığını nasıl etkiler?

Nidal Kabalan bu olasılığın artık daha da zorlaştığını belirtiyor:

"Nasıl olur da ülkenizi işgal eden bir ülkeyle diplomatik ilişkileri yeniden başlatmayı görüşmeyi müzakere edebilirsiniz? Bu son derece gülünç ve mantıksız. Bugüne kadar bazı güvenlik alanlarında Rusya'nın ara buluculuğunda minimum düzeyde bir koordinasyon vardı. Ancak siyasi ilişkinin hiç gerçekçi olmayacağını düşünüyorum. Bu aşamada bunun gerçekçi olmayan bir beklenti olduğunu düşünüyorum."

Peki bazı uzmanların dikkat çektiği üzere Türk ve Suriye ordularının karşı karşıya gelmesi gibi bir durum ortaya çıkabilir mi?

Kabalan, bunun zor bir ihtimal olduğu görüşünde:

"Bu son derece beklenmeyen bir durum. Daha önce iki ordunun birbirine çok yakınlaştığı durumlar oldu ancak iki taraf da askeri bir çatışmanın içine girmemek için çaba sarf etti. Böyle bir şey zor zira bu; bölgesel, muhtemelen uluslararası bir çatışmaya hatta bir dünya savaşına evrilir ki bunu kimse istemez."

'Şam, Kürtlerle müzakereye hazır'

Peki harekât ardından Şam ile Suriyeli Kürt grupların ilişkisi nereye evrilecek? Kabalan bu bağlamda yeni bir dönemin başlayabileceği görüşünde:

"Kürtler önce Kuzey Irak'ta, şimdi de Suriye'de terk edildiler. Ortadakinin Kürtlerin politikalarını ve kararlarını yeniden gözden geçirmelerini gerektiren bir zaman olduğunu düşünüyorum.

Telif hakkı Reuters
Image caption Kabalan Türkiye'nin harekatının Suriye hükümeti ile Kürtler arasında diyaloğun yolunu açabileceğini düşünüyor

"Son günlerde git gide daha fazla Kürdün Suriye ordusuna, şimdiye kadar Kürt militanların kontrol ettiği alanları kontrol etmesi için çağrı yaptığını fark ettim. Suriye ordusu Kürtleri koruyabilecek ve Amerikalılar tarafından terk edilip şimdi de Türk ordusu tarafından hedef alınan Kürtlerin itibarını muhafaza edebilecek tek güçtür.

"Sadece birkaç gün önce Iraklı Kürt lider Neçirvan Barzani Suriyeli Kürtlere Şam yönetimiyle müzakere çağrısı yaptı. Kürt grupların büyük çoğunluğunun sadece Suriye ordusunun Kürtleri koruyabileceğine ikna olmuş durumda."

Kabalan doğrudan isim vermeden YPG'yi de eleştirdi ancak bağımsız bir Kürdistan dışında her şeyin müzakere edilebileceğini düşündüğünü belirtti:

"İsrail, ABD ve diğer bölgesel üst akıllarla hareket eden birkaç Kürt grubu ise Kürtleri başka bir felakete sürüklüyor. Hepimiz biliyoruz ki Kürt milislerin Türk ordusunu yenme şansı yok. Şimdi samimi bir müzakerenin kaldığı yerden devam etme ihtimali daha yüksek. Daha önceki müzakereler Kürtler nedeniyle değil dış baskılar nedeniyle çökmüştü.

"Şam'ın bu konudaki çizgisi çok net. Şam, bağımsız, ayrılıkçı bir devlete karşı çıkıyor. Ancak öz yönetim, kendi işlerini kendi yönetme, günlük hizmetlerini yürütme, dil ve kültür konusu gibi talepler için Suriye hükümetinin hep tartışmaya açık olduğunu düşünüyorum.

Türkiye, Suriye ve Irak'ın uzlaştığı tek konu: Bağımsız Kürt devleti kurulmaması

"Ancak bununla ayrılıkçı bir yönetim arasında fark var. Bağımsız bir Kürt devletinin kurulmaması muhtemelen Suriye, Türkiye, İran ve Irak'ın üzerinde uzlaştığı tek konudur. Çünkü bu ülkelerin parçalanmasına ve her bir etnik grubun kendine ait bir yönetim kurmaya yeltenmesine neden olur. Kuzey Irak veya Kuzey Suriye'de bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasını destekleyen tek ülke İsrail'dir."

"Şimdi Kürtlerin yeniden düşünmesi, yeniden konum alması ve Şam'la diyaloğunu derhal yeniden başlatması; Suriye ordusuyla da cepheleri birleştirmesi ve kontrolden çıkmadan Türk saldırısını durdurmanın bir yolunu bulması gerekiyor. Şam görüşmeye her zaman hazırdı, şimdi de hazır"

Kabalan ilgili soru üzerine, Suriye hükümetindeki bazı çevrelerde Türkiye'nin harekâtının, ABD'nin bölgedeki etkisine ve YPG'nin ABD ilişkisine zarar vereceği nedeniyle belli fırsatlar da yaratacağı görüşünün var olduğu yönündeki iddiaları ise reddetmedi.