AB: Doğu Akdeniz sondaj çalışmaları nedeniyle Türkiye'ye yaptırımların çerçevesi belirlendi

sondaj gemisi Telif hakkı Getty Images

Avrupa Birliği üyesi ülkelerin dışişleri bakanları, Türkiye'nin Kıbrıs açıklarında doğalgaz arama çalışmaları nedeniyle, seyahat yasağı ve şahısların mal varlıklarının dondurulmasını içeren yaptırımlar için yasal bir çerçeve oluşturulması konusunda anlaşmaya vardı. Yaptırımlara tabi tutulacak isimlerin ise daha sonra açıklanacağı belirtildi.

AB dışişleri bakanları, Pazartesi günü alınan kararın, "Doğu Akdeniz'de hidrokarbon çıkarmak için ruhsatsız arama faaliyetlerinden sorumlu veya bu faaliyetlerde bulunan birey ve kurumlara yaptırım uygulanmasını mümkün kılacağını" söyledi.

Ayrıca AB birey ve kuruluşlarına, yaptırım kapsamına girenlere fon sağlama yasağı getirilecek.

İki AB diplomatı, bu aşamalı yaklaşımın, yaptırımları uygulamaya koymadan önce Türkiye'ye arama çalışmalarına son vermesi için şans tanıdığını ifade etti. AB, Türkiye'nin Akdeniz'de doğalgaz arama çalışmalarını "yasadışı" olarak niteliyor.

Diplomatlar, mal varlığını dondurma ve seyahat yasağını içeren yaptırımların, muhtemelen Türk ordusunu ve arama çalışmalarını yürüten gemilerin kaptanlarını hedefleyeceğini ifade etti.

Dışişleri: Sondaj aynen devam edecek

Dışişleri Bakanlığı ise, Doğu Akdeniz'de yürütülen sondaj faaliyetlerine aynen devam edileceğini belirtti.

Bakanlığın açıklamasında AB'nin 'uluslarası hukuka ve hakkaniyete uygun karar almadığı' ifade edilirken, "Ülkemizin tehditlere boyun eğerek, Doğu Akdeniz'deki haklarından geri adım atmasını ummak beyhude bir beklentidir" denildi.

Doğu Akdeniz'deki doğal gaz yatakları, AB üyesi Kıbrıs ile Türkiye arasında anlaşmazlık konusu.

Türkiye, Fatih ve Yavuz sondaj gemilerini Kıbrıs açıklarına göndererek Kuzey Kıbrıs'ın ruhsat verdiği bölgelerde doğalgaz aramalarına başladı.

Anlaşmazlık nasıl başladı?

AB, Kıbrıs suları olarak ifade edilen bölgede, doğalgaz arama çalışmalarına başladığı için Türkiye'ye uyarılarda bulundu.

Güney Kıbrıs ve Yunanistan, sondaj faaliyetlerinin Kıbrıs'ın münhasır ekonomik bölgesinin ihlâli olduğunu söylüyor.

Avrupa Birliği, Mısır, İsrail ve ABD de Türkiye'nin buradaki faaliyetlerine karşı çıkıyor.

Türkiye ise sondaj çalışmalarının alınan izinler doğrultusunda başladığını söyleyerek, ara verilmeyeceğini açıklamıştı.

AB'nin daha önceki açıklamalarında da Türkiye ile AB arasında yürütülen Kapsamlı Hava Taşımacılık Anlaşması müzakerelerinin durdurulacağı, Türkiye ile üst düzey temasların askıya alınacağı belirtilmişti.

AB Konseyi, birliğin yürütme organı olan Avrupa Komisyonu'ndan, Türkiye'ye aktarılan üyelik öncesi AB fonlarını 2020 yılından itibaren azaltmasını talep etme kararı almıştı.

Türkiye-Kıbrıs arasındaki gerginliğin boyutu, 2010'dan itibaren Doğu Akdeniz'de zengin hidrokarbon yataklarının keşfedilmesi ve uluslararası büyük enerji şirketlerinin bölgeye akın etmesiyle birlikte daha da artmıştı.

ABD'nin Noble ve ExxonMobil şirketlerinin yanı sıra İtalyan ENI ve Fransız Total şirketleri Kıbrıs ile yaptıkları anlaşmalar çerçevesinde bölgede faaliyetlerini devam ettiriyorlar.

'AB'nin bize yönelik attığı adımın faydası olmaz, ters teper'

Türkiye de doğal gaz arama çalışmaları için iki sondaj gemisini Kıbrıs'ın doğusuna gönderdi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki doğal gaz arama çalışmaları konusunda dile getirilen uluslararası tepkileri eleştirerek "Garantör ülkeler dışındaki ülkelerin açıklamalarını tamamen yersiz buluyoruz" demişti.

Bu konuda Avrupa Birliği'nin "Rum yanlısı tutum sergilediğini" belirten Çavuşoğlu, "AB'nin bize yönelik attığı adımın faydası olmaz, ters teper" ifadesini kullanmıştı.

"Kıta sahanlığında ne yapacağına Türkiye karar verir, bu çalışmaları sürdüreceğiz" diyen Çavuşoğlu şunları söylemişti:

"Rum tarafı tek taraflı sismik çalışmalara başlayınca Rum tarafının bu çalışmaları yapmasını doğru bulmadığımızı söyledik. Türk tarafının haklarının garanti altına alınması gerektiğini söyledik. Ortak komisyon kuralım dedik. Biz sondaj çalışmalarına başlayıncaya kadar AB ve BM bu konuda adım atmadı.

Dışişleri Bakanı, "Üçüncü tarafların kendilerini adeta uluslararası mahkeme yerine koyarak deniz sınırlarının nereden geçeceğini tayin etmeye çalışmaları kabul edilemez" diye konuşmuştu.