Düğünlerindeki IŞİD saldırısından sorumlu tutulan Afgan çift: 'Tüm mutluluğumuzu kaybettik'

  • Secunder Kermani
  • BBC News
çift
Fotoğraf altı yazısı,

Mirwais ve Rehana düğünlerindeki patlamadan sorumlu tutulmanın kendilerini yıktığını söylüyor.

Yaşamlarının en mutlu günü olmalıydı. Ancak en kötüsü oldu.

Mirwais ve Rehana'nın geçen yıl Afganistan'ın başkenti Kabil'deki düğünü, bir IŞİD intihar saldırganının hedefi oldu ve 90'dan fazla davetli saldırıda öldü. Çift, yakın aile üyelerini ve dostlarını kaybetti. Saldırı ayrıca ruh sağlıklarına da büyük bir darbe vurdu.

Bugün saldırının yıldönümü. 18 yaşındaki Rehana, o gün yaşadıklarını ilk kez anlatmaya karar verdi.

Rehana "Her gece kabus görüyorum. Ağlıyorum ve uyuyamıyorum" diyor.

Kalabalıklardan korkuyor, araçla seyahat etmekten de.

"Ne zaman silah ya da patlama sesi duysam, o güne geri dönüyorum ve başıma bir şeyler geleceğini düşünüyorum" diyor.

Düğünde hayatını kaybedenlerin yakınlarından bazıları, yıldönümünü anmak ve saldırganların adalet önüne çıkarılması çağrısında bulunmak için, düğün salonunun önünde protesto eylemi yapma fikrini ortaya attı.

Ama Mirwais katılmayacağını söylüyor. Patlamayı aklına getirince bile elleri titriyor.

"Düğünden önce çok mutluyduk. Birden gökyüzünden yere düşmüş gibi olduk. Tüm mutluluğumuzu kaybettik."

Fotoğraf altı yazısı,

Mirwais, bomba patlamadan önce düğününde oynuyordu.

Çiftin düğünü hedef alındı çünkü Rehana ve Mirwais, IŞİD'in "kafir" olarak gördüğü, ülkedeki Şii azınlığa üyeler.

IŞİD militanları, son yıllarda Şiileri hedef alan çok sayıda saldırı düzenledi.

Saldırıdan sorumlu tutanlar oldu

Rehana ve Mirwais'in yaşadığı travma ve çektiği acılar, bazı kişilerin tepkileriyle daha da katlandı. Çünkü bazı akrabaları ve tanıdıkları, katliamdan onları sorumlu tuttu.

Mirwais, "Bir gün alışveriş yapıyordum ve düğünde bir yakınını kaybeden bir kadınla karşılaştım. Bana katil dedi." diyor.

Bazı kayıp ailelerinin, çifti "düşman" olarak gördüklerini anlatıyor. Terzilik yapan Mirwais, bu tür tacizler nedeniyle dükkanını kapatmak zorunda kaldı.

Rehana da hedef alındı. İnsanlar, onlar evlenmeseydi, saldırının hiç yaşanmayacağını söylemeye başladılar.

"Herkes olanlardan beni suçladı. Ben de sadece sustum ve bir şey demedim."

Kaynak, EPA

Fotoğraf altı yazısı,

Kurban yakınları, Kabil'deki hastanenin önünde toplanmıştı.

Saldırının sorumluluğunu üstlenen IŞİD, Afganistan'da Tabilan'a kıyasla çok daha güçsüz. Ancak örgüt, yine de onlarca ölümcül saldırı düzenledi.

Mayıs ayında Kabil'deki doğum kliniğine düzenlenen, 24 kadın, çocuk ve bebeği öldürüldüğü korkunç saldırıdan da IŞİD sorumlu tutuldu.

Geçtiğimiz günlerde de, ülkenin doğusundaki Celalabad kentinde bir hapishaneyi kuşatıp, yüzlerce mahkumu serbest bıraktılar. Örgütün alan kaybetmesi ve çok sayıda üst düzey liderinin gözaltına alınmasına karşın, IŞİD saldırılarını sürdürdü.

Rehana ve Mirwais, süregiden şiddetin kendi travmalarını yeniden yaşamalarına yol açtığını anlatıyor.

Mirwais "Düğünden birkaç hafta sonra, Kabil'in bir başka yerinde patlama oldu ve eşim öyle korktu ki, bayıldı" diyor.

Rehana, Kabil merkezli bir hayır kuruluşu sayesinde, psikolojik destek alıyor.

Terapinin, saldırının neden olduğu kafa karışıklığını, acıyı ve bundan sorumlu tutulmasını sindirmesine yardımcı olduğunu söylüyor; "En azından sorunlarımı paylaşabilmem, benim için iyi oluyor" diyor.

Psikoloğu Lyla Schwartz, çiftin yanı başında BBC'yle konuştu. Rehana'nın temkinli bir ilerleme kaydettiğini söylüyor ancak "sonra bir patlama oluyor ve geriliyor" diyor.

Psikolojik destek yetersiz

Afganistan'da her yıl binlerce kişinin ölmesine ve yaralanmasına karşın, çok az sayıda kişi psikolojik destek alıyor. Temel sağlık hizmetlerine bile erişimin kolay olmadığı ülkede, ruh sağlığı bir öncelik olarak görülmüyor.

Normalde özel tedaviye güçleri yetmeyecek olan Rehana ve Mirwais, bir hayır kuruluşunun çalışmalarından faydalanıyor.

Kaynak, AFP

Fotoğraf altı yazısı,

Saldırıda büyük hasar alan düğün salonu.

Rehana, bir psikologla konuşmanın ve sorunlarını paylaşmanın, kendisine çok yardımcı olduğunu anlatıyor. Mirwais de buna katılıyor; "Afganistan'ın ruh sağlığı üzerine çalışan çok daha fazla sayıda insana ihtiyaç var. Her bir Afgan acı çekti ya da ailesinden birini kaybetti."

Afganistan hükümeti ve Taliban arasındaki barış görüşmelerinin gelecek hafta başlaması bekleniyor. Ancak çatışmalar sürüyor. IŞİD müzakerelere dahil değil.

Rehana ise artık Afganistan'da kendisini güvende hissetmediğini söylüyor.

Schwartz, çiftin ülke dışında, intihar saldırılarından ve düğünlerinde yaşanan trajedi için karşılaştıkları suçlamalardan uzakta vakit geçirebilmeleri için gereken parayı toplamayı umuyor.

Mirwais de yaşadığı travma için psikolojik destek aldı, ancak Rehana gibi barış ihtimaline inanmıyor.

"Düğünümden önce barışın geldiğini söylüyorlardı. Bir yıl oldu, nerede barış?" diye soruyor.

"Size söylüyorum, 10 yıl geçse bile Afganistan barış ve istikrar görmeyecek."