AB, yeni göçmen anlaşması planıyla sığınma başvurularının hızlı sonuçlandırılmasını amaçlıyor

Moria

Avrupa Birliği (AB), mülteci ve göçmen akışına ne şekilde yanıt verileceği konusunda üye ülkeler arasında yıllardır devam eden anlaşmazlık karşısında, AB içinde göç idaresini daha etkin kılacak bir sistem uygulanması çağrısında bulundu.

Almanya'nın desteklediği yeni anlaşma AB üyesi 27 ülkenin katılımını gerektiriyor.

Buna göre üye ülkelerin sığınmacıları kabul etmesi ya da sığınma başvurusu reddedilenlerin geri gönderilmesi konusunda sorumluluk üstlenmesi gerekiyor.

Avrupa Komisyonu'nun koronavirüs salgını nedeniyle gecikmeli olarak gündeme gelen yeni göçmenlik anlaşması teklifi, üye ülkelere zorunlu mülteci kotası uygulanması fikrinden vazgeçiyor. Teklif, üye ülkelerin mültecileri kabul etmelerini veya sığınma başvurusu kabul edilmeyenlerin ülkelerine geri gönderilmesi sorumluluğu verilmesini öngörüyor.

Mültecileri veya Akdeniz'de kurtarılan sığınmacıları kabul etmeleri için üye ülkelere AB bütçesinden kişi başına 10 bin Euro teşvik ödenmesi gündemde. Ancak üyelerin mülteci kabul etme zorunluluğu olmayacak.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, bu teklifi "Avrupa'da yurttaşların güvenini yeniden kazanacak çözüm" olarak değerlendirdi.

Von der Leyen, Yunanistan'da 12 bin 500 göçmen ve mülteciyi barındıran Moria Kampı'ndaki yangının "soruna sürdürülebilir çözümler bulunması gerektiğini" ortaya koyduğunu belirtti.

İtalya ve Yunanistan üzerinden bir milyonu aşkın göçmen ve mültecinin AB'ye ulaştığı 2015'ten bu yana 27 AB üyesi ülke, göçmenler konusuna ne şekilde yanıt verileceğine dair fikir birliğine varamamıştı. Yeni anlaşma ise şimdiden eleştirilerin hedefi oldu.

İtalya ve Yunanistan, daha zengin AB ülkelerini göçmenler konusunda yeterli katkıda bulunmamakla suçluyor.

Avusturya, Polonya ve Macaristan gibi Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri mülteciler konusunda zorunlu kota sistemine sıcak bakmıyor.

Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, sığınma başvurusunda bulunanların AB üyesi ülkeler arasında dağıtılması fikri için "bu şekilde işlemez" dedi.

Anlaşma ne içeriyor?

Almanya Başbakanı Angela Merkel'in desteklediği yeni anlaşma, "üye ülkeler arasında sorumluluğun adil paylaşımı ve dayanışmayı, sığınma başvurusunda bulunan bireyler açısından da belirsizliğin ortadan kaldırılmasını" hedefliyor. Buna göre:

  • Ülkeye giriş öncesinde zorunlu sağlık, kimlik ve güvenlik kontrolleri yapılacak
  • Sığınma başvuruları 12 hafta içinde sonuçlandırılacak ve başvurusu kabul edilmeyenler hızla geri gönderilecek

AB üyesi ülkeler ise anlaşmaya ne şekilde katılacakları konusunda "esnek seçeneklere" sahip olacak. Böylece geçmişte mülteci ve göçmen alımını reddeden Macaristan ve Polonya gibi ülkeler farklı şekilde katkıda bulunacak. "Esnek seçenekler" şöyle:

  • Yeni gelen mülteci ve göçmenleri almak
  • Diğer ülkelerde sığınma başvurusu kabul edilmeyenlerin geri gönderilmesini sağlamak
  • Operasyonel destek sunmak
  • Her üye ülkenin milli geliri ve nüfusuna göre "adil katkıda" bulunması

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen yeni anlaşmanın "üye devletler arasında güveni yeniden inşa edeceğini" ve "dayanışma ve sorumluluk arasında doğru dengeyi kuracağını" söyledi.

Yeni anlaşma ayrıca Dublin kuralı olarak anılan ve sığınma başvurusunun başvuran kişinin ilk ayak bastığı AB ülkesinde değerlendirilmesini öngören kuralın yerini alacak.

Neden şimdi?

Merkel'in desteklediği yeni anlaşma, önceki hafta Yunanistan'ın Midilli adasındaki Moria Kampı'nda çıkan yangının ardından aciliyet kazandı.

2020 yılında Avrupa'ya giriş yapan toplam sığınmacı sayısı 55 bin civarında. Johansson, 2015'te 1,8 milyon düzensiz göçmen girişi olduğunu ve bunların çoğunluğunu mültecilerin oluşturduğunu, bugün ise bu sayının çok daha az ve mültecilerin azınlıkta olduğunu belirtti.

Moria Kampı'nı yerle bir eden yangının ardından, barınma sorunu yaşayan mülteci ve göçmenler konusunda Avrupa ülkelerinin daha fazla sorumluluk alması çağrıları gündeme geldi.

Almanya, kampta yanlarında bir yetişkin bulunmayan 400 çocuğun başta Almanya ve Fransa olmak üzere 10 Avrupa ülkesine gönderilmesi konusunda anlaştıklarını açıklamıştı.

Çocuklara yardım kuruluşu Save the Children ise bu adımları olumlu ancak yetersiz bulduklarını belirterek, AB ülkelerini "geçmişteki hatalarından öğrenmemekle" suçladı.

Analiz: BBC Avrupa Muhabiri Kevin Connolly

Göçmen sorunu AB'nin en kronik ve yıpratıcı sorunu oldu. Bu soruna çözüm arayışı 2015'te AB'ye bir milyon göçmen, mülteci ve sığınmacının varmasından önce başlamıştı.

2016'da Türkiye ile yapılan ve maddi yardım ödenmesi karşılığında Türkiye'nin mülteci akışını durdurmasını öngören anlaşma bugün sıkını işaretleri gösteriyor. Bu yüzden başta Yunanistan ve İtalya olmak üzere göçmenlerin ilk vardıkları AB ülkeleri yükün önemli bir kısmına maruz kalıyor.

Polonya ve Macaristan mültecilerin kotalar halinde paylaşılması planlarına geçmişte direnmişti.

Avrupa Komisyonu'nun iç ilişkilerden sorumlu üyesi Ylva Johansson bu yeni önlemler için "Kimseyi tatmin etmeyecek" derken, insani görevler ve siyasi gerçeklik arasında kurulması gereken dengeye ve uzun süredir devam eden krizi çözmenin zorluklarına dikkat çekiyor.