Koronavirüs: Avrupa'daki salgının merkezinde olan İtalya, virüsü nasıl kontrol altına aldı?

  • Mark Lowen
  • BBC Roma Muhabiri
Çocuk test merkezi
Fotoğraf altı yazısı,

İtalya'da çocuklara yönelik test merkezlerinin yanı sıra havaalanı, istasyon ve okullarda da yaygın ve hızlı test uygulaması var

Öndeki arabanın camından yükselen çocuk ağlaması sesi, uzatılan bir şeker veya renkli resimle dindiriliyor; sürüntü örneği alınırken bu tür yöntemlere başvurmak işe yarıyor. Roma'daki bu "bebekler için araçta test" merkezinde bir sonraki arabaya sıra geliyor.

Burada 0-6 yaş arası çocuklara test yapılıyor. 30 dakika içinde alınan sonuç negatifse çocuklar okula veya kreşe dönebiliyor, sınıflarında pozitif vaka çıkmışsa bile.

Koronavirüs salgınından ilk ve en ağır etkilenen bu Avrupa ülkesinde artık bu inovatif yöntem uygulanıyor. İtalya bugün salgını diğer birçok ülkeden çok daha başarılı yönetiyor.

Salgın neden yükselişte değil?

Son iki haftadır İtalya'da 100 bin kişi başına düşen koronavirüs vaka sayısı 37 ile Avrupa'daki en düşük oranlardan biri. Bu oran İngiltere'de 100'ün, Fransa'da 230'un üzerinde, İspanya'da ise 330 civarında.

Fotoğraf altı yazısı,

Küçük çocuklara yönelik test merkezlerinden biri

Araçta test projesinin kurucularından biri olan çocuk doktoru Elisabetta Cortis, "Şubat ve Mart çok zorluydu. Sonra kısıtlamalar nedeniyle sıkıntı yaşadık, çocuklar pek çok sorunla karşılaştı: Arkadaşsız, okulsuz, sporsuz, hiçbir şeyleri olmadan yalnız kaldılar" diyor.

Diğer Avrupa ülkelerinde vaka sayıları hızla artarken, İtalya'da durumun farklı olmasının neden kaynaklandığını belirlemek kolay değil.

Test sayısı diğer ülkelerdekinden fazla değil; İngiltere'de üç kat fazla test yapılıyor; ancak testler yaygın ve kolayca ulaşılabilir durumda; havaalanları, tren istasyonları ve okullarda hızlı test uygulaması var. Yani İngiltere ve diğer bazı ülkelerde test yaptırma güçlüğü yaşanırken, İtalya'da bu sorunun olmadığı görülüyor.

Vaka sayılarının azlığında birçok faktörün etkisinden söz edilebilir: Etkin bir test ve takip sistemi, daha uzun süren kısıtlamalar (İtalya, ülke çapında kısıtlamalara giden ilk ülke ve en yavaş açılanlardan biri oldu) ve salgının ilk haftalarında endişeli İtalyanların kurallara uyması bunlar arasında sayılabilir.

Fotoğraf altı yazısı,

Restoranlar kalabalık ama sıkı önlemler uygulanıyor

'Kendimi İngiltere'den daha güvende hissediyorum'

Tonarello, Roma'nın Trastevere bölgesinde bir makarna restoranı. Masalar arasında cam perdeler, müşterilerin irtibat bilgilerinin kaydı, tek kullanımlık menü gibi birçok önlem alınmış. Bazı restoran ve kafelerde ise dijital karekod uygulaması ile menüye ulaşılıyor.

Tüm garsonlar maskeli, içerde oturup yemek yenmediği sürece müşterilerin de maske takması gerekiyor. Salgının başından beri maske kullanımı konusunda bu ülke çok titiz davrandı. Kapalı mekanlarda zorunlu maske uygulaması, Roma gibi vaka sayılarında artış görülen bölgelerdeki kalabalık açık alanları da kapsayacak şekilde genişletildi. Kurallara uymayanlara 3000 euro'ya kadar ceza kesilebiliyor.

Kurallara uyulması sayesinde restoranlar açık kalabildi; Avrupa'nın bazı yerlerindeki gibi daha erken kapanmaları da gerekmiyor. Kısıtlamalar nedeniyle birçok işletme maddi kayba uğramıştı, ama makarna restoranı epey kalabalık görünüyor.

Patrizia Corrias iki kızıyla birlikte restoranda yemek yiyor. Kızları üniversite için yakında İngiltere'ye dönecekmiş.

"Burası İngiltere'den daha güvenli. Herkes maske takıyor ve kurallara uyuyor, örneğin sarılmıyorlar" diyor.

Kurallara uymalarıyla tanınan İngilizler ile asi İtalyanların neden yer değiştirdiğini soruyorum.

"Salgını ilk biz yaşadık. Uzun bir karantina süreci oldu ve bunu yakından hissettik. Çok insan öldü. Yalnız başına ölen insanlar herkesi çok etkiledi" diye açıklıyor.

İngiltere'nin 'istisnai' özelliği

Fotoğraf altı yazısı,

Patrizia Corrias, İtalyanların salgından çok etkilendiğini ve kurallara uymanın önemini kavradığını söylüyor.

İngiltere'nin ulusal özelliği olarak bilinen bu özelliği Başbakan Boris Johnson parlamentoda sorulan bir soru üzerine yeniden sergiledi.

İşçi Partili bir milletvekili, "İtalya ve Almanya'nın salgını idare etme konusunda İngiltere'den daha iyi olmasında test ve takip uygulamasında başarılı olmalarının rolü olduğunu düşünüyor musunuz?" sorusunu Johnson "Hayır düşünmüyorum" diye yanıtladı ve "Biz özgürlüğüne düşkün bir ülkeyiz" dedi.

İtalya'nın bağımsızlığı ve Nazi işgaline karşı özgürlük mücadelesine dair hafızasının hala canlı olduğu İtalya'da bu sözler pek de hoş karşılanmadı.

"Boris Johnson'ın sözleri beni biraz güldürür" diye yanıtladı Sağlık Bakanı Yardımcısı Pierpaolo Sileri ve şöyle devam etti:

"Kurallara uyduğunuzda özgürlük vardır. Bugün pek çok şeyi yapmakta serbest isek bu, kurallara kesin bir şekilde uymuş olmamız sayesindedir."

Sileri'nin sözlerindeki uyarı işareti biraz da sıcak yazın ve tatilin ardından gelen soğuk hava ile virüsün bulaşma riskinin artması gerçeğinden kaynaklanıyor.

Salgın ilk ortaya çıktığında Avrupa'da herkesin önünde giden İtalya, bugün komşuları yeni zirvelere ulaşırken salgın eğrisinin gerisinde görünüyor.

Vaka sayıları şimdilik düşük görünüyor. Test ve takip, kurallara uyma gibi basit adımlardan oluşan formül ikinci dalgayı engelleyebilir ve birinci dalgada yaşanan acıları biraz hafifletebilir.