Covid aşısı dağıtımında adaletsizlik: Ekonomik maliyeti ne kadar, en çok hangi sektörler etkilenecek?

  • Prof. Dr. Selva Demiralp
  • Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi
Koronavirüs aşıları

2020 yılının en güzel haberi şüphesiz ki koronavirüse karşı etkili bir aşının bulunması haberiydi. Özlem Türeci ve Uğur Şahin tarafından geliştirilen ilk aşıyla ilgili haberler tüm dünyaya bir umut dalgası olarak yayıldı. Aşı haberleri ile birlikte ekonomilerin hızla toparlanacağı umudu borsalara yansıdı. Ancak bir süre sonra aşı üretim ve dağıtım kapasitesinin dünya nüfusuna yetmekten çok uzak olduğu fark edildi. Zengin ülkelerin kısıtlı aşı arzını büyük ölçüde kendi tekellerine almaları, dünyanın geri kalanında pandeminin uzunca bir süre devam edeceği tehlikesine işaret etti.

Bu noktada Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Avrupa Komisyonu ve Fransa devreye girerek ACT ("Access to COVID-19 Tools") ortaklığını devreye soktular. ACT, devletleri, aşı üreticilerini, bilim insanlarını, özel sektörü ve sivil toplum örgütlerini bir araya getirerek pandeminin en kısa sürede sona ermesi için bir çözüm üretmeyi amaçlıyor. Bu ortaklığın aşı üretimine odaklanan ayağı olan COVAX, 2021 yılında dünya nüfusunun yüzde 20'sinin aşılanması için gerekli aşı üretimi ve dağıtımı için bir seferberlik başlattı. Bu hedefe ulaşılabilmesi için de 38 milyar dolar fon gerektiği söylendi. Ancak, bu zamana kadar sadece 11 milyar dolar toplanırken zengin ülkelerin bu ortaklığa destek vermekte çok da istekli olmadıkları gözlendi.

İşte bu noktada dün WHO tarafından basına tanıtılan çalışmamızın önemi ortaya çıkıyor. Koç Üniversitesi'nden Cem Çakmaklı, Sevcan Yeşiltaş, Muhammed Ali Yıldırım ve Maryland Üniversitesi'nden Şebnem Kalemli-Özcan ile beraber kaleme aldığımız çalışma tam da fonlamanın tıkandığı bu noktada devreye giriyor.

Yapmış olduğumuz çalışma, aşının dünya geneline eşit olarak dağılmaması durumunda, zengin ülkelerin omuzlamak zorunda kalacakları ekonomik maliyeti hesaplıyor. Gelişmiş ülkelerin 2021'in ilk yarısında tamamen aşılanıp gelişmekte olan ülkelerin nüfusunun ise sadece yarısının sene sonuna kadar aşılandığını varsayan bir senaryo düşünelim. Bu senaryo altında global olarak hesapladığımız maliyet yaklaşık 3,8 trilyon dolar. Daha da önemlisi bu maliyetin yaklaşık yüzde 50'si gelişmiş ülkeler tarafından ödeniyor.

Peki nasıl oluyor da zengin ülkeler kendi nüfuslarını aşılayıp salgını kendi sınırları içerisinde sonlandırabilseler de hala bir ekonomik maliyet ödemek zorunda kalıyorlar? Bunun sebebi ülkeler arasındaki ticaret bağları. Diyelim ki Almanya tamamen aşılanmış, Türkiye ise aşılanmamış olsun. Türkiye'de pandeminin devam etmesi Almanya ekonomisini iki kanaldan etkiliyor:

  • Türkiye'de talep zayıfladığı için Almanya'nın Türkiye'ye yaptığı ihracat azalıyor
  • Türkiye'de üretim azaldığı için Almanya'nın Türkiye'den yaptığı ithalat azalıyor. Özellikle de ithal ara malları üretiminin azalması Almanya'nın tedarik zincirinde bir duraksama yarattığından toplam üretim de azalıyor

Bu çerçeve içinde uluslararası girdi-çıktı tablolarını kullanmak suretiyle 65 ülke ve 35 sektör için yapmış olduğumuz çalışma gösteriyor ki, pandemi global olarak hayatımızdan çıkmadığı sürece tam anlamıyla global bir ekonomik toparlanmadan söz edebilmek mümkün değil.

Düşük gelire sahip olan ülkelerin aşılanmaması durumunda zengin ülkelerin ödemesi gereken maliyetin 1,8 trilyon dolar civarında olduğunu düşünürsek, COVAX'a gerekli olan 27 milyar doların ne kadar küçük bir meblağ olduğu ortaya çıkıyor. Dolayısı ile elde ettiğimiz rakamlar zengin ülkelere çok önemli bir mesaj veriyor: Dünya genelinde eşit bir aşılanma yapılabilmesi için gerekli olan harcama, bu yatırımın yapılmaması durumunda ödenecek olan bedelin kat kat altında kalıyor.

Aşının dünya nüfüsüna yetecek miktarda üretim ve dağıtımı için gerekli çalışmaların önceliklendirilmesi herşeyden önce insani bir sorumluluk. Ancak zengin ülkelerin bugüne kadar ellerini taşın altına koymakta çekimser kalmaları belki farklı bir dilden anlatım gerektiriyor. İşte bizim çalışmamız konuya ekonomik maliyetler tarafından yaklaşarak bu tür bir işbirliği sonucunda gelişmiş ülkelerin maddi kazanımlarının da ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Bu şekilde, söz konusu yatırımın bir bağış olmaktan ziyade ciddi bir ekonomik kazanç olduğuna dikkat çekerek gelişmiş ülkelerin seferberliğine ivme vermek istiyor.

Sektörel maliyetler

Çalışmamızda gelişmiş ülkelerin aşılanıp gelişmekte olan ülkelerin aşılanmaması ve kapanma önlemleriyle boğuşması durumunda sektörel maliyetleri gösterdik.

Elde ettiğimiz verilerden şu çıkarımları yapmak mümkün:

  • Aşılanmamış gelişmekte olan ülkeler genelinde ekonomik maliyetler zengin ülkelerden çok daha yüksek.
  • Gelişmekte olan ülkelerde maliyetler pandemiden en çok etkilenen sektörlerde yogunlaşıyor. Bu grupta konaklama ve yemek, sanat ve eğlence, gayrimenkul gibi sektorlerin maliyetlerde başı çektiğini görüyoruz.
  • Gelişmiş olan ülkelerde ise pandemi sona erdiği için farklı bir sektörel dağılım görüyoruz. Bu ülkelerde ise en ağır üretim kaybı yaşayan sektörler aşılanmamış ülkelerle ticaret ilişkilerinin yoğun olduğu sektörler. Burada tarım ve ormancılık, toplam ve perakende imalat, ve ana metaller gibi sektörler en fazla etkilenen sektörler olarak karşımıza çıkıyor.
  • Ticaret bağlarının önemini vurgulamak için gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ülke gruplarında ikişer ülkeyi örnek olarak gösterdik. Gelişmiş ülkelerde ABD görece kapalı, Hollanda ise daha açık bir ekonomi. Gelişmekte olan ülkelerde ise Türkiye ticarete daha açık, Brezilya ise daha kapalı bir ekonomi. Görülen o ki her iki grupta da ticarete daha açık olan ülkelerin sektörleri pandemiden daha fazla etkileniyor.