Başbakan Yardımcısı Bozdağ'dan KHK açıklaması: Düzenleme muğlak değil, yenisine ihtiyaç yok

BOZDAG Telif hakkı Getty Images

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, Cumartesi gecesi yayımlanan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi ve devamında niteliğindeki eylemlerin bastırılmasında görev alan sivillere ceza muafiyeti getiren düzenlemesinin 16 Temmuz'dan sonraki süreyi kapsadığı şeklinde yorum yapanların maddeyi "ya doğru dürüst okumadığını ya da okuduğunu anlamadığını" söyledi.

Bekir Bozdağ konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Kim ki bu düzenlemeyi 15 Temmuz, 16 Temmuz'dan sonraki süreyi de kapsıyor diye yorumluyorsa, çok net söylüyorum, bu maddeleri ya doğru dürüst okumamıştır, 'yok arkadaş ben bu maddeleri okudum hem de dikkatle okudum' diyorsa o zaman okuduğunu anlamıyordur" dedi.

Bozdağ, bunun muğlak bir düzenleme olmadığını, açık ve net olduğunu belirterek, yenisine ihtiyaç bulunmadığını da sözlerine ekledi.

"Ortada bir suç yok, olmayan bir suçun affı da söz konusu değildir." ifadelerini kullanan Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Buna af diyenler, darbenin başarısızlığına üzülenlerdir. Darbe severlerdir bunlar. Darbecileri 'niye başarısız oldun' diye itham edenlerdir."

Adalet Bakanı Gül: Eleştiriler iyi niyetli değil

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül de Cumartesi gecesi yayımlanan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi ve devamında niteliğindeki eylemlerin bastırılmasında görev alan sivillere ceza muafiyeti getiren düzenlemesine yönelik eleştirilerin iyi niyetli olmadığını söyledi.

TRT Haber'de bir programa katılarak soruları yanıtlayan Gül, 27 Temmuz 2016 tarihinde çıkartılan 668 sayılı KHK'da da aynı düzenlemenin bulunduğunu ve bunun Kasım 2016'da Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından onaylandığını belirtti.

Telif hakkı Getty Images

Gül, "Hiçbir şekilde değiştirilmeksizin 27 Temmuz 2016'daki ibarenin aynısı kullanıyor ve bu sefer de bu fiilleri yapan sivillerle ilgili de bir dava açılamayacağına, cezai, idari, mali bir sorumluluk cihetine gidilemeyeceğine dair düzenleme yapılıyor. Burada yeni bir düzenleme söz konusu değil. Buna yönelik eleştirilerin, farklı yerlere çekmenin çok iyi niyetli olmadığını düşünüyorum. Ya iyi niyetli okumamadır ya da metnin hiç okunmadığı anlamına geliyor" dedi.

Gül, bu düzenlemeyle hükümetin sivil milis gücü kurabileceği yönündeki eleştirilere ise bu yorumların hiçbir hukuki dayanağı olmadığını söyleyerek yanıt verdi.

Neden tartışma yarattı?

Bakanlar Kurulu'nun onayladığı ve Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 696 sayılı KHK'nın 121'inci maddesiyle, Gül'ün de bahsettiği 6755 sayılı kanuna bir fıkra eklendi.

Yeni eklenen fıkrada, "Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkında da birinci fıkra hükümleri uygulanır" ifadesi yer alıyor.

KHK'nın 121'inci maddesinde bahsi geçen kanunun 37'inci maddesinin birinci fıkrasında ise resmi görevlilere 15 Temmuz 2016 ve devamında yargı muafiyeti getiriliyor. Bir başka deyişle, KHK ile daha önce resmi görevlilere tanınan yargı muafiyeti sivillere de tanınmış oluyor.

Ancak, düzenlemede net bir tarih olmaması ve "devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması" ifadesi, eleştirilere ve çeşitli kesimlerde kaygıların doğmasına neden oldu. Hükümet ise bu düzenlemenin 15-16 Temmuz 2016 gününde yaşananları kapsadığını söylüyor

Bu maddeye dayanarak bundan sonra çeşitli eylem ya da gösterilerde sivil kişilerin toplanan kişiler müdahale etmesi halinde ceza muafiyetinin olmayacağı ve bunun da işi sokak çatışmalarına kadar götürebileceği endişesi hukukçular ve sivil toplum liderleri tarafından dile getiriliyor.

Muhalefet partileri de bu düzenlemeye sert tepki gösterirken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) de KHK'yı Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) götüreceğini açıklamıştı.