İki yıldır ölüm tehdidi alan Gülay Mübarek: Savcı ‘Sunduğunuz deliller çok fazla’ demişti
Cihazınızda ses/video gösterim programı bulunamadı

İki yıldır ölüm tehdidi alan Gülay Mübarek: Savcı ‘Sunduğunuz deliller çok fazla’ demişti

Haber-video: Efe Öç

Hatay'da yaşayan Gülay Mübarek son iki yılda birçok kez ölümle tehdit edildiği gerekçesiyle emniyet güçlerine başvurdu. Şikayet ettiği Erdoğan Küpeli ise Mübarek'in sosyal medya üzerinden yardım çağrısı yapması sonrası gözaltına alındı.

Hatay emniyetindeki 5 saatlik ifadesi sonrası BBC Türkçe'ye konuşan 29 yaşındaki Mübarek, son 2 yılda, tehditler ve hukuki süreç arasında geçen süreci anlattı.

Gülay Mübarek, önceki başvurularının "delil fazlalığı" nedeniyle askıya alındığını söyledi.

Sizi tehdit eden şahısla ne zaman tanıştınız?

2015 yılında, Eylül - Ekim ayında tanıştım. Facebook'ta ortak arkadaşlarımızın bizi tanıştırması sonucu tanıştım onunla. Daha sonra birbirimizi Facebook üzerinden ekledik. Birkaç haftalık normal arkadaşlık yazışmasından sonra bana açıldı. Tanımak istediğini söyledi. Ben o sıralarda nişanlımdan yeni ayrılmıştım. Yeni bir ilişkiye hazır olmadığımı, zamana ihtiyacım olduğunu söyledim. O da beni bekleyeceğini söyledi. Kararımı açıklamamı bekleyecekti. Aradan birkaç gün geçtikten sonra "Bana artık cevabını söyle, ben seni ömür boyu bekleyemem, yaşım geçiyor." gibi bir tepki ile karşılaştım. O anda tatsız durumlar yaşandı. Ben daha tanışma aşamasında, bu kadar saldırgan ve kaba, ağzı bozuk bir insanla ileriye dönük bir şey yaşamayacağımı anlayınca başlamadan bitirme kararı aldım, sohbeti, iletişimi. İlişki demiyorum çünkü başlamadan biten bir ilişki.

Sonrasında tehditler ne zaman başladı?

Ondan sonra onun beni taciz etmeleri devam etti. Ona düşen çekip gitmesiydi ama yapmadı bunu. Ben onu engellemek zorunda kaldım her yerden. Ben onu engelledikten sonra en başta ablama, daha sonra ağabeyime, kardeşime, aile içindeki kuzenlerime herkese tek tek mesaj atmaya başladı işte, "Gülay'a söyleyin bana ulaşsın. Ulaşmazsa şöyle olur, böyle olur diye tehditlerde bulundu.

İnsanlara mesajları hiç durmadı. Sürekli, özellikle akşamları, gece yarıları, sabaha kadar süren bir insanları rahatsız etme, taciz etme kız erkek demeden herkese mesaj atmaları devam ediyordu. Ben en son engellemeleri kaldırıp, "Sen ne yapıyorsun? Biz başlamadan bittik, neden bunları yapıyorsun?" diye sorduğumda "Senin hayatında başkası var. Sen beni tanımak için hayatıma girdin. Bana bir söz verdin, şu an benden daha iyisini bulduğun için hayatımdan gidiyorsun" Hani onu aldatmışım da o bunu kabullenememiş gibi davranmaya başladı bana.

"Yüz yüze hiç görüşmedik"

Gülay Mübarek, zanlının sevgili oldukları yönündeki iddialarına karşın yalnızca bir kez yüz yüze buluştuklarını da anlatıyor:

"2015'in son aylarıydı, zaten Ekim'di tanıştığımızda. Kasım - Aralık dönemindeydi bu. Yüz yüze hiç görüşmedik. 2017'nin Eylül ayında onun tehdidi üzerine iki saat görüştük. Onun dışında herhangi bir yüz yüze görüşme olmadı. O buluşmaya da KPSS sınavına girmeye hazırlanıyordum o dönemde, o sınava girmemi ne yapıp edip engelleyeceği tehdidini yapmıştı. Buluşmaya bu nedenle gittim. Giderken de kendimden nefret ettim. Yolda giderken bile bunu yapmamam gerektiğini söylüyordum kendime. O buluşma sırasında da sürekli kavga ettik.

"Bu olayda yaşanmış hiçbir şey yok. Gerçek hayatta zaten yok. Sosyal medyada da hiçbir yaşanmışlık olmadı. Aşık olunacak kadar zaman geçirmedik. Birbirimizi o derece tanımadık. Bu kişinin takıntısı neydi? Sadece hırs diye düşünüyorum."

Emniyet ve savcılığa ne zaman başvurdunuz?

Beni sindirdikçe ben artık tepki göstermiyordum. Ne zaman ki benim sindiğimi kendisi farketti, beni tehdit etmek için çocukları kullanmaya başladı. İşte ben o zaman çok korktum. Ve o zaman bir şey yapmam gerektiğini, "bu çocuklara zarar gelmeden bir şey yapmam gerekiyor." dedim kendi kendime. Kendim için yapmadım sindirdim, ama bu çocuklar (yeğenleri) için bunu şansa bırakamazdım. O zaman zaten harekete geçtim. O zaman zaten 2016 Aralık ayında savcılığa gittim, karakola gittim. Beni siber suçlara yönlendirdiler. O zaman elimde ne kadar delil varsa hepsini siber suçlara verdim. O sıralarda ülke gündemi yoğun olduğu için bir savcı değişikliği olduğunu dosyamın, normalinden de daha uzun sürede savcılığa gideceğini, şu anda oranın yoğunluğundan benim biraz daha bekletebilebileceğimi söylediler.

Tabi ben "2-3 ay sürer en fazla" diyordum ama benim şikayetimden 6 ay sonra hatta 6 küsür ay sonra onun ifadesi alındı. Bizi ayırmak isteyen üçüncü kişilerin bunu yaptığını kendisinin hiçbir şekilde bu suçlamaları kabul etmediğini söylemiş. Beni gerçek hayatta hiçbir zaman görmediğini, zaten görmemişti şikayetimi yaptığım zaman.

"Sunduğunuz deliller çok fazla"

Facebook üzerinden küçük bir araştırma yaparak mahalleye kadar her şeyi öğrenmişti. Google üzerindeki bir programla da zaten onun uydu görüntüleri şeklinde bir görüntüsü var. Öyle bir görüntüye ulaşmış. Bizim evin yanında hemen bir mezarlık var. Mezarlığın üzerini çizip oradan ince bir mesaj vermeye çalışmış. "Evim Gülay Mübarek" diye çizmiş üzerini.

Yan tarafta mezarlık var, diğer tarafta da okul var. "Eninde sonunda buraya geleceğim ve olmasını gerekeni yapacağım" şeklinde bir tehdit mesajı var 2016 yılına ait. Ama ben onun delilini bile ancak bugün verebildim savcılığa. 2016 yılı yani bir buçuk yıl geçmiş üzerinden. Ben bu delili bugün verebildim. Bugün aldılar. Verdiklerim arasında o yoktu çünkü o savcılığa ilk defa şikayet etmemden sonra olan bir şey.

Zaten savcılık bana "deliller çok fazla, sadeleştirip gel" dedi. Ben de onun üzerine ek delil vermemiştim. Toplam görüşme süremiz 3-4 dakikaydı. Onda da "Neden iki yıldır herhangi bir işlem olmadı, neden iddianame yok, ben bunun sebebini merak ediyorum?" diye sorduğumda, "Sunduğunuz deliller çok fazla. Buradaki arkadaşlar işin içinden çıkamıyor. Her suç unsurundan bize iki üç tane mesaj getirirseniz bizim işimizi kolaylaştırırsınız. İddianame hemen yazılır" dedi.

Image caption Röportaj sırasında polis Gülay'ı telefonla arayarak dosyasıyla ilgili gelişmeleri aktardı.

Ama savcının benden istediği şey karşı tarafın suçunu hafifletmek olurdu. Burada bir şey alacaksa, üç-beş bir şey alacaksa onu yarı yarıya indirmemdi, benim delilleri sadeleştirmem. Çünkü bana sonra bunları ek delil olarak verebilirsin gibi bir şey söylenmedi. Tamamen dosyadan çıkarmaktı onların bahsettiği şey. Ben bunu yapmadım. Yapmadığım için de cezasını çektim bir anlamda iki yıl bekledim. İki yılıma mal oldu onlar. İki yıl aradan sonra sesimin duyulmadığını gördüm. Ne savcılık tarafından ne de emniyet tarafından haberdar olan hiçbir yetkilinin sesimi duymadığını gördüm. Onun şiddeti artan tacizleri, tehditleri her gün daha da artıyordu.

Twitter'daki #Gülayınsesiolmayageldik kampanyası nasıl başladı?

Bir tıkanma noktası oldu ve ilk önce Melis (Alphan) Hanım'dan yardım istedim. Gazetede yazıyı paylaştı ama bana daha ses getirecek bir şey lazımdı. Ve aklıma Twitter geldi. Sosyal medyadan yardım istedim. İlk önce ben başladım zaten sonra tüm Türkiye destek oldu bana. Birçok destek mesajı aldım, destek yorumu aldım. Akşam 7'de başlayan destek, sabah saat 5 - 6'lara kadar sürdü. Biz nihayet birilerine sesimizi duyurabildik sonunda. Siyasiler, yazarlar, ünlüler birçok kişi paylaştı ve savcılık harekete geçti bugün. Polisler: "Sosyal medyada paylaştığınız iyi oldu daha büyük, daha geniş kitlelere seslendiniz ve hemen savcılık harekete geçti." diye bir, haklı olarak, öyle bir söylemde bulundular.

"Son iki güne kadar yalnızca iki tweet atmıştım"

"Twitter hesabımı bu kafede açtım. Oturmuş bu kafede elma suyu içiyordum. Hesabımın ismi de bu nedenle "pipetli elma suyu". Hangi isimle açarım da o beni bulmaz diye içtiğim şeyin adıyla açtım Twitter hesabımı. O hesabı açarken olayın buralara geleceğini düşünmedim. Aynı Twitter hesabının beni kurtaracağını bilmiyordum. Son iki güne kadar yalnızca iki tweet atmıştım. Helin Palandöken cinayeti ile ilgili bir tweet atmıştım. Bir kadın cinayeti olduğu zaman ister istemez kendimi düşünüyordum."

Sosyal medyada olayın duyulması ve yayılması sonrası neler yaşandı?

Polisler bu sabah benim ikamet adresimin olduğu annemin evine gittiler. Oradan da beni arayarak işyerime geldiler. Yetkilileri harekete geçirmek için sadece bir şikayet yetmiyor. Ya çok ciddi bir olayla sonuçlanacak öyle müdahale edilecek ya da böyle sosyal medyada patlak vermesi gerekiyor. Polisler de "Keşke daha önce yapsaydınız biz bu olaydan haberimiz yoktu, biz de sosyal medyadan öğrendik" dediler. Ben de onlara "İlgilenmediğiniz için haberiniz yoktu" dedim. Sosyal medyada paylaştığınız iyi oldu daha büyük, daha geniş kitlelere seslendiniz ve hemen savcılık harekete geçti." diye bir, haklı olarak, öyle bir söylemde bulundular.

Yaşadığım 2 yılın en zor gecesiydi. Amacım sesimi duyurmaktı. Hiç uyumadım o gece. Sabah olduğunda ise sesimin duyulduğunu gördüm. Sonuca ulaştığı için mutluyum.

İyi sonuç nedir senin için?

Bir yakalama ve tutuklama kararı ve gerçekten 2 yıldır bana, aileme, etrafıma etrafımdaki çocuklara, tanıdığım tanımadığım herkese yaşattığı, yaşatma korkusu verdiği her şeyin cezasını çekmesini istiyorum. Çünkü yaptıklarının her biri ayrı ayrı suç.

Ayrı ayrı ceza gerektirecek şeyler.



Paylaşmak istediğiniz ve yayınlanması gerektiğini düşündüğünüz bir hikâyeniz varsa, siz de BBC Türkçe'nin #SenDeAnlat haber dizisi kapsamında aşağıdaki formu doldurarak bizimle paylaşabilirsiniz.