AKP Genel Başkan Yardımcısı Eker: AK Parti'ye bölgede tahammül edilmiyor
Cihazınızda ses/video gösterim programı bulunamadı

AKP Genel Başkan Yardımcısı Mehdi Eker'den 'Suruç' açıklaması: AK Parti'ye bölgede tahammül edilmiyor

Haber ve video: Hatice Kamer

Diyarbakır'da 218 kişi, AKP'den milletvekili adayı olabilmek için başvuruda bulunmuştu. AK Parti'nin Diyarbakır aday listesinin ilk sırasında Genel Başkan Yardımcısı ve eski Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker yer alıyor.

Listenin devamında hala milletvekili olan Ebubekir Bal, eski milletvekili Oya Eronat, Mehmet Emin Yılmaz, Erdal Atik, Çiğdem Akyıl Akaylar, Remzi Çayır, Fehmi Kardeşoğlu, Muhammed Ahmet Mahsum Melikoğlu, Emre Yazıcıoğlu, Nezihe Kent, Mustafa Güleken gibi isimler yer alıyor.

Diyarbakır'da yapılan aday tanıtım programında kavga çıkmış, bazı haberlerde gerilimin aday listesine karşı gelişen tepkiden kaynaklandığı iddia edilmişti.

Zazalar Platformu da "Farklı kesimlerin beklentilerini karşılamaktan uzak bir liste olmuştur" diyerek listede Zaza adaylara yer verilmediği için tepki göstermişti.

Konu ile ilgili BBC Türkçe'nin sorusunu yanıtlayan Mehdi Eker, aday tanıtım programında çıkan kavganın sebebinin gençlerin attığı sloganlar yüzünden olduğunu söyledi.

Kavganın adaylara karşı gelişen tepkiden olduğu iddialarının "kurgu" ve " spekülatif" olduğunu söyledi.

Eker bu konuyla ilgili şunları söyledi:

"Hiçbir şekilde doğru değil, bu söylentiler tamamen spekülatif, tamamen kurgu. Orada gençlerin sadece birbirleri ile 'sen daha çok slogan attın, ben daha çok slogan attım' dediği için, kendi aralarında slogan yarışından kaynaklı. Yoksa öyle bir şey hiçbir zaman olmadı. Partiye muhalif olanların özel çabası. Yoksa o gün salonda olan herkes biliyor zaten" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Diyarbakır'daki konuşmasında 'Kürtlerin devlete ihtiyacı yok' dedi. Bu açıklamayla ilgili siz ne söylemek istersiniz?

Kürtlerin devleti var. Kürtlerin devleti Türkiye Cumhuriyeti. Türkiye'deki Kürtlerin durumu başka ülkelerdeki diğer Kürtlerin durumuyla aynı değil. Eğer özellikle aynı gösterilmeye çalışılıyorsa bunda ciddi bir yanılgı var. Eğer kasıtlı söylenmiyorsa Irakta'ki Kürtler Zaho'da, Erbil'de, Duhok'da buralarda yaşarlar bu şehirlerde sadece bir bölgede yaşarlar. Başka şehirlerdeki de gidip Bağdat'da başka bir yerde, onların cebinde... Kürtlerin cebinde tapu yoktur. Suriye'de de yoktur ama Türkiye Cumhuriyeti'nde Hakkari, Bingöl, Diyarbakır, Urfa, herkesin cebinde 780 bin kilometre kare alanın tapusu vardır. Bugün Diyarbakır'dan çok fazla sayıda Kürt İstanbul'da yaşıyor. Dünyanın en büyük Kürt şehri İstanbul'dur. Ve onlar rahatlıkla orda mülk ediniyorlar ve orada yaşıyorlar kimse de onlara 'Sen Kürtsün, sen niye burada yaşıyorsun?' demiyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin eşit vatandaşıdırlar. Bu çok önemli bir durum başka ülkelerle olan duruma benzetilmemesi gerekiyor.

İkinci bir husus da 2002 yılına kadar Kürtlerin, Türkiye Cumhuriyeti'ndeki Kürtlerin yönetim sisteminden kaynaklanan sorunları vardır. Türkiye Cumhuriyeti'nin o günkü yönetim sisteminde uygulamalar var. O sistemin mucidi de, o uygulamaların mucidi de Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Yani sistem odur, çünkü onlar yaptılar. Kürtlerin kimliğini reddetmeye kalkıştılar. Kürtleri asimile etmeye çalıştılar. Kürtleri yok etmeye çalıştılar. Biz bunu ortadan kaldırdık. Artık öyle bir sorun yok. Kimliğin en önemli unsuru dildir. Dil bir kavmin dilidir, yani Kürtçe'dir. Kürtçe'nin konuşulmasının önünde, Kürtçe'nin gelişmesinin Kürtçe'nin yayılmasının, yazılmasının, konuşulmasının ifade edilmesinin önünde bütün engeller kaldırıldı. Devlet yaptı bunu, AK Parti hükümeti yaptı, Recep Tayyip Erdoğan yaptı bunu. Kürtler bunu biliyor, bunu bilmek istemeyen CHP ile zihniyet akrabalığı olan HDP dir. İkisinin de arasında zihniyet akrabalığı vardır. İkisi de aslında monolotik bir toplum peşinde.

Bu anlattıklarınızı insanlar nasıl karşılıyor, size nasıl yansıyor?

İnsanlar bize Allah sizden razı olsun diyor. Bir kısmı bize bunu yüksek sesle söyleyemiyor hala PKK'nın teröründen korktuğu için. Yakın tarihe kadar belediyeler PKK'nın uzantısı olduğu için. Yani onların şubesi gibi çalışıyordu. O belediyeler, esnafa, tüccara onlara bir ruhsatı verirken, açılışını verirken bu yetkiyi başka şekillerde kullanıyorlardı. Bu insanlar bundan ürküyordu, korkuyordu. Dolayısıyla sesini çıkaramıyordu. Şu anda da işte bakın, Şanlıurfa'daki olayda bir tahammülsüzlük var. Gidiyoruz işte, ziyaret ediyoruz. Bugüne kadar siz hiçbir AK Partili'nin başka bir partiliye seçim çalışmasına (engeline) hiç tanık oldunuz mu? Öyle birşey yok. Biz hiç yapmadık, kimseye engel olmadık, herkes meşru araçlarla kendini ifade ediyorsa ne söyluyorsa söylesin, buyursun, demokrasi bu. Ama AK Parti'ye bu bölgede tahammüleri yok. Terör bunu istemiyor.

BBC izleyicilerine söylüyorum bunu ne kadar tercüme edeceğinizi bilmiyorum, bunu yayınlayacağınızı da hiç bilmiyorum. Adalet ve Kalkınma Partisi, Türkiye Cumhuriyeti'nde Kürt meselesini barış içerisinde, demoratikleşme ve sivileşme yoluyla yeni sorunlar üretmeden, yeni sorunlara yol açmadan çözmenin peşinde oldu. 15 yıldır bizim yaptığımız budur. Fakat bazılarının bu işine gelmiyor. Yani Türkiye'deki Adalet Kalkınma Partisi'nin Kürt meselesini barış içerisinde demokratikleşme ve sivileşme yoluyla çözülmesini istemiyor çünkü o zaman bir takım planlar bozuluyor.

PKK ile aramızdaki veya PKK'nın türevi olan HDP ile aramızdaki görüş farklılığı bu. PKK nekrofildir, biz biyofiliz. Aramızdaki fark bu . Onlar ölümden, gözyaşından, kandan, bunun üzerinden birşey yapmak istiyorlar. Biz ise hayat üzerinden, yaşam üzerinden. Biz diyoruz ki geçmişte bir sorun vardı, bu sorunu barış içinde çözelim, yeni sorunlar da üretmeyelim, misal yeni bir Türk sorunu da üretmeyelim. Biz diyoruz ki hayır böyle yapmayalım, yanlışı bir daha yaşanmamak üzere ortadan kaldıralım ve burada barış ile yapalım. Onlar da diyorlar ki her evden bir cenaze çıksın, aramızda ki fark bu. Biz ölüm istemiyoruz, onlar ölüm üzerinden bir şey yapmak istiyorlar. Tabi o ölümü kurgularken de ölümü yani terörü sürekli diri tutarak birşey yapıyorlar. Birilerinin hesabına yapıyorlar, taşeronluk yapıyorlar barıştan da, kardeşlikten de yanayız. Onun için Türkiye Cumhuriyetinde Kürtler de var. Eskiden onların kimlikleri rededildi doğru, kimlikleri yok sayıldı, asimile edilmeye çalışıldı doğru. Bunların hiçbirini AK Parti yapmadı. Aksine bunların tamamını, tesirlerini ortadan kaldırmak için çaba içerisinde oldu. Bugün duruma bakıyoruz, bunu yapana kim CHP'nin zihniyeti. CHP'nin geçmiş yöneticileri felsefesi zihniyeti ondan yaptılar. Bugün şimdi HDP ve CHP yöneticilerine bakıyoruz, kol kolalar. Kime karşı AK Parti'ye karşı. Burada bir ironi var.

HDP ve AK Parti bölgede en fazla oy alan iki parti. İki rakip parti misiniz?

Biz aynı alanda, ülkde siyaset yapıyoruz sonuçta her yerde varız. Burada da varız, Trakya'da, Ege'de her yerde varız. Dolayısıyla burada da mesele şu; birilerini kendi ideolojik saplantılarını, kendi ideolojilerini Kürt kimliği ve dili üzerinden hayata geçirmeye çalışıyorlar. PKK bunu yapmaya çalışıyor veya bunun uzantısı olan parti.

HDP'nin, PKK uzantısı olduğunu mu söylüyorsunuz?

Siyasi türevidir.

Buna göre HDP'ye oy veren kesimi de aynı şekilde mi değerlendiriyorsunuz?

Hayır onlar PKK'lı değil. Çünkü sivil kitle öyle değil ki. Ben organizasyondan bahsediyorum. Ben örgütten bahsediyorum. HDP'nin örgütü doğru ama HDP'ye oy veren milyonlarca insan aynı şekilde değerlendirebilir miyiz? Ben asla öyle bir şey değerlendirmiyorum. Biz de onlara hakikatleri anlatmaya çalışıyoruz.

2015'e kadar süreç ile 2015'den sonraki süreç arasında çok ciddi fark var. İnsanlar artık bunu görüyor. Eskiden görünmüyordu bu; çünkü insanlar kandırılıyordu. İnsanlar eskiden zannediyordu ki PKK Kürtlerin demokratik haklarının peşinde. Halbuki hiç öyle değil bunun açığa çıkması için malesef bir dizi peş peşe olayların PKK tarafından yapılması gerekiyordu. Yani eylemleri gerçekleştirince, Diyarbakır şehrini yakıp yıkınca, Kobane olaylarını yapınca, ondan öncesinden sonrasında üç tane aşamayı sabote edince pratikleşme ve çözüm süreciyle ilgili. Ondan sonra insanlar onu anladılar.

Demoratik açılımı biz yaptık mı yaptık, Habur'u kim baltaladı, PKK baltaladı. Bu şekilde HDP'nin içinde yöneticiler içinde bile bile bunu (çözümü) isteyenler vardı . Onların gücü yetmedi, PKK'ya karşı laf söyleyemiyorlar çünkü. Öyle bir iradeleri yok, o yetkileri yok. Oslo süreci vardı, bu süreci de sabote ettiler, sızdırdılar. Üçüncü olarak çözüm süreci başladı, bir yandan biz Diyarbakır'da şimdi çözüm olsun şunu yapalım, bunu yapalım diye uğraşıyoruz, halk memnun. Bu arada bunlar sağda solda mayın döşemeye çalışıyorlar, sözde mahkemeler kuruyorlar, insanlara işkence ediyorlar, dağa adam kaçırıyorlar. Gidiyorlar insanlara "oğlunu ver, oğlun yok kızını ver, kızın yok para ver". En son şehri işgal etmeye kalkıştılar. Tüm bunlar göründü. Kürtler tarafından görünüyor hepsi. Milyonlar başka, İnsanlar ne yapsın, sonuçta devlet geçmişte yanlış uygulamalar yapmış, hatalar yapmış. 12 Eylül zindanlarında insanlara işkence yapılmış, insanlar bunun acılarını yaşamış. Köyler yakılmış. Bunları AK Parti yapmadı aksine, AK Parti onların yaralarını sardı. Halk bizim halkımız, Kimse bizden daha fazla Kürt değil. Ben bir tane Kürdün tırnağının taşa değmesini istemem. Yüreğim sızlar, benim canım yanar.

Biz geçmiş sorunları çözelim diyoruz ama bunu çözerken barış içinde çözelim, demokratikleşme ve sivilleşme reformları yapalım diyoruz, onlar da hayır komplike olsun, kargaşa olsun, çok adam ölsün, çok insan ölsün, felaket olsun, savaş olsun, ortalık kan gölüne dönsün. Söylediğim nekrofil düşünce budur. Bunun üzerinden yapıyorlar, bu PKK'dır. PKK'nın siyasi türevi dediğim parti organizasyonu onların emrinde olduğu için o organizasyon iradesizdir. Halk değil benim kastettiğim. Biz onlara (halka) işin doğru şeyleri anlatıyoruz, onlar da zaten bu şeyleri anlatılar.