2018'de hız kesen Türkiye ekonomisini 2019'da ne bekliyor?

Türkiye Telif hakkı Getty Images

2018 yılında özellikle kur artışlarının yarattığı enflasyon artışı yurt içi talepte ciddi bir gerileme yaratınca başta sanayi kesimi olmak bütün alanlarda üretimde gerilemeler ortaya çıktı.

Sanayi kesimi üretiminde ve imalat sanayii kapasite kullanımındaki gerilemeyi aşağıdaki tablolarda ortaya koyalım.

Sanayi üretimi
Aylar 2017 2018
Ocak 105,5 117,7
Şubat 107,3 117,5
Mart 109,0 117,5
Nisan 111,6 118,5
Mayıs 110,1 116,5
Haziran 110,8 114,0
Temmuz 112,0 118,2
Ağustos 115,1 116,6
Eylül 116,3 113,5
İmalat sanayi kapasite kullanımı
Aylar 2017 2018
Ocak 77,0 78,2
Şubat 76,8 77,8
Mart 76,7 77,8
Nisan 78,4 77,3
Mayıs 78,8 77,9
Haziran 79,0 78,3
Temmuz 78,7 77,1
Ağustos 78,8 77,8
Eylül 79,0 76,2
Ekim 79,7 75,4
Kasım 79,9 74,1

Bu iki tabloyu daha yakından görebilmek için grafiğe dönüştürelim.

2018 yılında sanayi üretimindeki çöküş her iki grafikten de açık biçimde görülebiliyor. Demek ki sanayi kesimi 2018 yılında talepte yaşanan düşüşe paralel olarak kapasite kullanımını düşürmüş, bu da üretimde düşüş olarak karşımıza çıkmış.

GSYH'nin en önemli bileşeni olan sanayi kesimindeki bu düşüş büyümeye de benzer biçimde yansımış görünüyor.

Aşağıdaki tablo 2017 yılının 4 çeyreği ile 2018 yılının il 3 çeyreğinin büyüme oranlarını gösteriyor.

Son iki yılda Türkiye nasıl büyüdü?
Yıl/Çeyrek Büyüme (%)
2017 / 1 5,3
2 5,3
3 11,5
4 7,3
2018 /1 7,2
2 5,3
3 1,6

Bu tabloyu grafiğe dönüştürürsek şöyle bir görünüm çıkıyor karşımıza:

2018 yılının özellikle 3. çeyreğindeki düşüş sanayi üretimi ve kapasite kullanımına paralel bir görünüm sergiliyor.

2018 yılına düşüş eğilimiyle başlayan işsizlik oranı yıl ortasından itibaren yeniden çıkışa geçti.

İşsizliğin 2018'deki seyri
Aylar İşsizlik Oranı (%)
Ocak 10,8
Şubat 10,6
Mart 10,1
Nisan 9,6
Mayıs 9,7
Haziran 10,2
Temmuz 10,8
Ağustos 11,1

Tablo ve grafik işsizlik oranındaki gelişmeyi sergiliyor. Sanayi üretimi ve büyümedeki düşüşe bakınca işsizlik oranındaki artışın sürpriz oluşturmadığı anlaşılabiliyor.

Üretimin ve dolayısıyla büyümenin düştüğü, işsizliğin arttığı bir ortamda normal olarak talebin düşmesi ve dolayısıyla enflasyonun da düşmesi gerekir.

İç talepte ciddi bir düşüş olduğunu KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerin tahsilatının enflasyon oranının çok gerisinde kalmasından anlayabiliyoruz.

Buna karşın enflasyon Kasım ayına kadar yükselmeye devam etti. Aşağıdaki tablo ve grafik bu durumu gösteriyor.

2018'de enflasyonun seyri
Aylar TÜFE
Ocak 10,35
Şubat 10,26
Mart 10,26
Nisan 10,85
Mayıs 12,15
Haziran 15,39
Temmuz 15,85
Ağustos 17,90
Eylül 24,52
Ekim 25,24
Kasım 21,62

Üretimde, büyümede gerileme ve işsizlikte artış olmasına karşın enflasyondaki artış büyük ölçüde kur artışından kaynaklanan bir gelişmeydi.

Kasım ayında kurda düşüş yaşanınca enflasyon da düşüş eğilimine girdi.

Sanayi üretimi ve dolayısıyla büyümede yaşanan gerileme ithal girdilerin (hammadde, ara malı ve sermaye malı) kullanımını düşürüp buna pahalılaştığı için tüketim malları ithalatı düşüşü de eklenince ithalatın genel olarak düşmesi gerçeği ortaya çıktı.

Kurdaki artış ihracatı artırdığı için artan ihracat ve düşen ithalat etkisiyle cari açık düşmeye başladı. Bu durumu aşağıdaki tablo ve grafikten izlemek mümkün.

Cari Açık (Milyar Dolar)
Ocak 51.7
Şubat 53.7
Mart 55.4
Nisan 57.3
Mayıs 58.2
Haziran 57.4
Temmuz 55
Ağustos 52.3
Eylül 46
Ekim 39.4

Türkiye, 2018 yılının sonlarına bu görünümle giriyor. Yılın son çeyreği için yüzde 2 dolayında bir eksi büyüme bekleniyor.

2019 yılında düşen büyüme hızının yaratacağı ivme kaybıyla bir miktar gerileme olması beklense bile enflasyonun yüksek düzeyde kalacağı, işsizliğin, düşen büyümenin etkisiyle artışa devam edeceği tahmin ediliyor.

Buna karşılık düşen büyüme hızı, cari açığın daha da düşmesine yol açacak.

Avrupa Merkez Bankası'nın parasal genişlemeyi sonlandırdığı ve 2019 yılında Amerikan Merkez Bankası (Fed) gibi parasal sıkılaştırmaya başlayacağı dikkate alınırsa bizim gibi dış finansman ihtiyacı içindeki ekonomilerin kaynak maliyetinin ciddi biçimde artacağını tahmin etmek zor olmasa gerek.

Böyle bir gelişme zaten düşmekte olan büyümeyi daha da olumsuz etkileyebilir.

Bu gelişmeler ışığında büyümenin 2019 yılının ilk 2 çeyreğinde eksi çıkması oldukça yüksek bir olasılık olarak karşımızda duruyor.