Ankara'da 5 Afgan işçinin yanarak öldüğü binada, 'içerideki insanlar geç fark edildi'

yanan bina

Ankara'da 5 Afgan işçinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan yangının ardından görgü tanıkları BBC Türkçe'ye konuştu. Yangına tanık olanlar yaralılara geç müdahale edildiğini çünkü itfaiyenin, kendi imkanlarıyla çıkan ilk yaralıya kadar binada kalanlar olduğunun farkında olmadığını iddia ediyor.

Ankara'nın Altındağ ilçesindeki İskitler Ata Sanayi bölgesinde Afgan göçmenlerin kaldığı metruk binada dün sabah saatlerinde yangın çıktı.

Sokaklarda kâğıt, plastik toplayıcılığı yapan 5 Afgan geri dönüşüm işçisi yangın sonucu hayatını kaybetti, 11'i yaralandı.

Yangının gerçekleştiği İskitler bölgesi, Afgan ve Iraklı geri dönüşüm işçilerinin yoğunlukta olduğu bir bölge olarak biliniyor.

Göçmenler bu bölgedeki metruk binaları hem topladıkları atıkları depolamak hem de konaklamak için kullanıyor.

Görgü tanıkları, binadaki yaralılara geç müdahale edildiğini çünkü ilk yaralı kendi imkanlarıyla binadan çıkana dek itfaiye dahil, kimsenin yanan binada insan olduğundan haberi olmadığını söylüyor.

Haberde soy isminin yer almasını istemeyen kağıt toplayıcısı Mehmet ve Hasan, yangının söndürülmesine ve içerideki yaralılara yardım edilmesine yardım edenler arasında olduklarını anlatıyor.

Hasan, sabah saat 09:30'da yangını fark edip ambulansı arayan ilk kişi. Sonrasında ise bölgeye gelen ambulansların binaya yönlendirilmesinde görev almış.

İskitler bölgesinde 10 senedir kâğıt toplayıcılığı yapan Mehmet ise yaralıların hastaneye kaldırılmasının ardından kimlik tespitlerinin yapılması için bölgede araştırma yaptığını belirtiyor.

Mehmet, yangın sırasında içeride kalan kişi olup olmadığının bilinmediği için yaralılara geç müdahale edildiğine şahit olduğunu söylüyor:

"Başta kimse yanan binada insanların olduğunun farkında değildi. Çünkü bağırma, yardım çığlığı yoktu, galiba dumandan bayılmışlar. İtfaiye geldikten neredeyse 10 dakika sonra, içeriden ilk yaralının çıkmasıyla fark edildi."

"O yaralıyla konuştum, 'Biz 9-10 kişiydik ama gece birkaç kişi daha geldi. İçerde tam olarak kaç kişi var bilmiyorum' dedi. İçeride insan olduğunu böyle öğrendik."

"İçeriden çıkanı tutmaya çalışıyordum, elleyemiyordum. Vücutları soyuluyordu, derileri elimde kalıyordu. Tamamı içeriden yanık olarak, simsiyah çıkıyordu. Kemikleri görünecek kadar yananlar vardı, ağır yaralanmışlardı."

'Binada kalan kişiler sürekli değişiyordu'

Konuştuğumuz kağıt toplayıcılarına göre Afganlar çok mecbur kalmadıkça bu işi yapmıyor, daha çok mevsimlik tarım işçiliğini tercih ediyor.

Mehmet, binada zaman zaman göçmen işçilerin kaldığını, ancak kim olduklarını bilmediklerini çünkü konaklayan kişilerin sürekli değiştiğini ifade ediyor.

Bu nedenle yaralılar kurtarıldıktan sonra esas sorunun, kimliklerin tespit edilip ailelerine haber verilmesi noktasında yaşandığını söylüyor:

"Afganlar bu sektörde son 4 senedir artmaya başladı. Çok mecbur kaldıkları zaman gelirler, iş bulduklarında tarla işlerine giderler. Düzenli olarak burada kalıp çalışan olmadığı için biz de gelen gidenle tanışamıyoruz."

"Yaralıların kim olduğunu öğrenip yakınlarına ulaşmak için saatlerce uğraştım. İlk önce o binaya Dışkapı'dan ekmek getiren biri vardı, gittim onu buldum. Binadakileri tanıyıp tanımadığını sordum. İçlerinden sadece birini tanıyordu, yaralının abisine öyle ulaştık."

"Birde Afganlar burada kazandıkları parayı Ulus'ta banka gibi bir yerden memleketlerine gönderiyor. Oraya gittim, aynı şekilde oraya da sordum ama kimseyi tanıyan çıkmadı."

Sayıları giderek artan Afgan göçmenler ile Türk kağıt toplayıcıları arasında gerilim olup olmadığını soruyorum.

Mehmet ise, "Burada bu işi yapanların hepsi garibandır, ırkı mezhebi fark etmez. Sabahtan beri yemek yiyemiyorum, hatırladıkça kahroluyorum" diyor.

Peki bu bölgede neden fazla sayıda metruk bina var?

İskitler Büyük Sanayi olarak adlandırılan bu bölge aslında temelleri 2002 yılına dayanan bir kentsel dönüşüm alanı.

2003 yılına kadar sanayi bölgesi olma özelliğini korurken, 2003'te İvedik Organize Sanayi Bölgesi'nin açılması pek çok dükkân taşındı ve bu bölgede kentsel dönüşüm başladı.

Ancak aradan geçen 17 yıla rağmen İskitler'de kentsel dönüşüm tamamlanamadı.

Yangının gerçekleştiği binanın da yer aldığı 3. Etap bölgesinde henüz kentsel dönüşüm faaliyeti başlamadı.

Yangının başka bir şahidi ve haberde isminin yer almasını istemeyen bir mülk sahibi şöyle söylüyor:

"O dönemde birçok kişi çok cüzi bir fiyata tapusunu satmak zorunda kaldı. Halbuki burayı boşalttıktan birkaç sene sonra proje tamamlansaydı bu sıkıntılar yaşanmaz, burası da böyle metruk kalmazdı" diyor.

Sokaktan toplanan atıkların elle ayrıştırılarak geri dönüşüme hazır halde paketlenmesi işini yapan mülk sahibi, sokak toplayıcıları ve geri dönüşüm merkezlerinin kendilerine özel bir sanayi bölgesi olmasını istiyor:

"Atık toplayıcıların da bir sanayi bölgesi olsa; yeri, statüsü ve düzeni olsa tüm bunlar ortadan kalkar. Hem 'sıfır atık' hedefinden bahsediyorlar, hem de 'atık ayrıştırma ve depolamanı nerede yaparsan yap' diyorlar."

'Bu sektörde göçmenler ve Türkler arasında düşmanlık yok'

Atık Toplayıcıları Derneği Başkanı Recep Karaman, Ankara'da yaklaşık 7 bin atık toplayıcısı olduğunu ve bunların yaklaşık bin kişisini Afgan göçmenlerin oluşturduğunu söylüyor.

Image caption Recep Karaman metruk binalara sığınanların neredeyse tamamını Afganların oluşturduğunu belirtiyor:

Türk atık toplayıcılarının aksine Afganların dönem dönem bu işi yaptıklarını söyleyen Karaman, metruk binalara sığınanların neredeyse tamamını Afganların oluşturduğunu belirtiyor:

"Ankara'da atık toplayıcılarının yüzde 80-90'ı evlerinde ikamet eder. Metruk binalara sığınan geri kalanlar da genelde Afganlardır. Yangının gerçekleştiği binada da olduğu gibi bu metruk binalar hem atık depolama hem de konaklama için kullanılır."

"Topladıklarını bu binalarda biriktirir, satacak malzemeleri çoğaldıkça arabalarına doldurup götürürler. Örneğin yangının gerçekleştiği binanın alt katı depolama alanıydı, işçiler üst katta kalıyordu."

"Aslında çoğu zaman sokak toplayıcısı arkadaşlarımıza akşamları araba çarpar, çeşitli hastalıklarla karşı karşıya gelirler, çöplerdeki kesici maddelerden yaralananlar olur. Bu olay sokaklarda yaşadığımız sıkıntıların başka bir neticesi."

Karaman da tıpkı Mehmet ve Hasan gibi, 'Bu sektörde göçmenler ve Türkiyeliler arasında düşmanlık yok' diyor ve göçmen işçilerin şartlarının daha da ağır olduğunu belirtiyor.

'Göçmenler en güvencesiz işleri yapmak zorunda kalıyor'

Ankara İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nden (İSİG) Pınar Abdal da göçmen işçilerin en güvencesiz ve 'kimsenin yapmak istemediği' işleri yapmak zorunda kaldığını, bu nedenle emeklerinin ve ölümlerinin daha görünmez olduğunu belirtiyor.

Abdal, ölümün göz göre geldiğini söylüyor:

"16-17 saat sokaklarda çalışarak ayda 1000-1500 kazanana bir işçi sağlıklı bir barınma konutu elde edemez ya da sağlıklı bir şekilde beslenemez. Bu, onların yaptıkları işten kaynaklı yaşamak zorunda kaldıkları bir barınma biçimi aslında."

"Ayrıca yangının gerçekleştiği bölge, yaklaşık 15 yıldır kendi haline bırakılmış bir kentsel dönüşüm alanı. Yetkililer tarafından kendi kaderine terk edilmiş bir yer."

"Mülteci emeği, patronlar tarafından kesinlikle ekonomik kriz döneminde Türkiyeli işçilere koz olarak kullanılan bir emek. Özellikle kriz dönemlerinde, 'Dışarıda sizin yerinize çalışacak çok fazla dışarıda mülteci var' dediği bir emek."

1 Ocak günü Ankara'nın Siteler semtinde çıkan bir yangında 5 Suriyeli işçi hayatını kaybetmişti.

Öte yandan İSİG daha birkaç gün önce Ankara'da göçmen işçilerin emeğini ve barınma koşullarını inceleyen bir rapor hazırlamıştı.

Abdal raporun hemen akabinde gerçekleşen yangın için, "Haklı olmanın acı olduğu bir yer burası. Bu emek rejiminde, bu politikalarla, bu iş cinayetlerinin yaşanmaması sürpriz olurdu" diyor.

İlgili Konular