Gezi Davasının ilk duruşmasında tutuklu sanıklar Kavala ve Aksakoğlu neler söyledi?

Osman Kavala Telif hakkı MURAT VAROL / TWITTER @gezisavunmasi
Image caption Osman Kavala savunma yapıyor.

Gezi Parkı davasının ilk duruşması, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki binada görüldü.

20 aydır tutuklu olan iş insanı Osman Kavala ve 7 ay 20 gündür tutuklu sivil toplum çalışanı Yiğit Aksakoğlu ile tutuksuz sanıklar Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater ve Hakan Altınay, ilk duruşmada savunmalarını tamamladılar.

Birçok gözlemciye göre, Silivri yerleşkesinde 'şimdiye kadar görülmüş en kalabalık duruşmaya' sahne olan davaya, sanık yakınları, milletvekilleri, siyasi parti üyeleri, yabancı konsolosluk temsilcileri, yerli ve yabancı basın mensupları yoğun ilgi gösterdi.

Kavala ve Aksakoğlu, jandarma eşliğinde salona girer ve çıkarken ayakta alkışlandı.

İki isim de salondaki tanıdıklarıyla el sallayarak selamlaştılar.

'Fantastik bir kurgu'

602 gündür tutuklu olan Kavala, savunmasında, Açık Toplum Vakfı'nın Türkiye temsilcisi olarak, "Gezi'nin finansörü" suçlamasına uğramasının "fantastik bir kurgu" olduğunu söyledi.

Kavala, iddianamenin, Ergenekon davasına benzer öğeler taşıdığını da savundu. Bu görüşüne kanıt olarak ise "savcının FETÖ/PDY örgütünden aranan biri olmasını" gösterdi.

İddianemede, o dönem yeni bir medya organı kurulması ve bir belgesel çekiminin hazırlıklarının kanıt olarak gösterilmesi ile ilgili de Osman Kavala savunma yaptı.

Kavala, bu konuda çalıştıklarını kabul etti, fakat projelerin maddi kaynak bulunamadığı için gerçekleşmediğini ve bu nedenle kanıt olamayacaklarını belirtti.

62 yaşındaki Kavala, iddianamenin "bazı gazetelerde" yazılmış taraflı haberleri baz aldığını fakat hiçbir akademik, bilimsel makaleyi referans almadığını savundu.

Kavala, örnek gösterdiği 35 adet bilimsel makaledeki ortak söylemin Gezi olaylarının "plansız, beklenmedik" ve "yatay, merkeze bağlı olmayan ve lidersiz" olduğunu vurguladığının altını çizdi.

Osman Kavala, Gezi olaylarının finansörü olduğu iddia edilen George Soros'un şüpheliler arasında yer almaması ve ifadesinin alınmamasının iddianamenin "suçu ve suçluyu bulmaya değil, uzun tutukluluğuna gerekçe bulmaya ve Gezi olaylarına katılmış vatandaşları itibarsızlaştırmaya yönelik olduğunu" gösterdiğini söyledi.

"Gezi olaylarına katılmış 100 binlerce kişiden bir farkı olmadığı için" tahliyesini talep etti.

'Beni hukuksuzca dinleyenler firari veya bu cezaevinde'

Davanın tutuklu diğer sanığı Yiğit Aksakoğlu, savunması boyunca sivil toplumun ne olduğunu açıklamaya çalışacağını söyledi.

Sivil toplumun amacının, "hükümeti değil, sivil topluma olan ihtiyacı ortadan kaldırmak" olduğunu anlattı.

Aksakoğlu, iddianamede mağdur olarak ismi yer alan bazı AKP yetkilileri ile yaptığı geçmiş projeleri de örnek gösterdi.

AKP'li Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin ve eski Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın bu isimler arasında olduğunu ifade etti.

Aksakoğlu, hakkında "hukuksuz olarak dinleme kararı verenlerin", firari veya kendisiyle aynı cezaevinde olduklarını öğrendiğini söyleyince salonda gülüşmeler oldu.

Telif hakkı Getty Images
Image caption Arşiv

'İddianame kızımın oyunu gibi hayal ürünü'

Özellikle 0-3 yaş çocuklara dair projelerde çalıştığını söyleyen Aksakoğlu, iddianemenin, kızının oynadığı tarzda hayal ürünü bir oyun gibi olduğunu savundu.

Tutuklu olarak yargılanan Aksakoğlu, iddianamede, çelişki olduğunu vurguladığı bazı noktalara da dikkat çekmeye çalıştı.

İddianameye giren ilk telefon tapesinin tarihi 30 Haziran 2013'te yani park boşaltıldıktan sonra olduğu için bunun Gezi olaylarını düzenlediğine dair nasıl bir delil oluşturduğunu anlayamadığını söyledi.

Osman Kavala'yı tanımanın "elbette suç olmadığını" fakat onu tanımadığını söyledi ve ekledi: "Keşke tanısaydım çünkü bağırarak hal hatır sorduğumuz cezaevi koridorunda başka bir şeyler konuşabilirdik en azından."

'220 gün cezaevinde yatacağımı bilseydim bir gece Gezi'de kalırdım'

Yiğit Aksakoğlu, iddianamede kendisinin Gezi Parkı'nda bulunduğuna dair hiçbir delil olmadığını da söyledi.

"Tabii ki Gezi'ye gittim geldim ama gece kalmadım" dedikten sonra söyledikleri salonda gülüşmelere yol açtı: "220 gün boyunca cezaevinde yatacağımı bilseydim bir gece Gezi'de yatardım."

"Bu iddianamenin hukuksuz tutuklamaların meşrulaştırılması ve sivil toplumu krimalinize etme çabası" olduğunu savunarak "delil karartmak için değil kalan son 3 günde çocuklarını okullarına bırakabilmek için" tahliye ve beraatini istedi.

İkinci defa aynı suçlama

Tutuksuz yargılanan isimleren Mücella Yapıcı, 2015 yılında beraat etmesine rağmen aynı suçlamayla ikinci defa yargılandığı için yeni iddianameyi kabul etmeyerek bir önceki savunmasıyla aynı savunmayı yaptı.

Yapıcı, Taksim'in hukuksuz şekilde yayalaştırılmasına mesleği ve rolü gereği hukuk çerçevesinde karşı çıktığını ve yaptığı tüm faaliyetlerin "hak ve sorumluluk dahilinde" olduğunu vurguladı.

Gözaltına alındığında çıplak arandığını, ilaçlarının verilmediği, kamera bulunan bir erkekler tuvaleti kullandırıldığını söyledi.

Yapıcı, "Türkiye'nin en onurlu direnişi" olarak tanımladığı Gezi olaylarının tarihçesine de kısaca değindi ve esas mağdurların görevlerini yapmaya çalışırken polis tarafından engellenen meslek odaları üyeleri, vatandaşlar ve Taksim Dayanışması olduğunu söyledi.

Sinemacı Çiğdem Mater ve Anadolu Kültür A.Ş Yönetim Kurulu Üyesi Ali Hakan Altınay da ilk gün ifade verdi.

Davacı listesinde 773 kişi yer alıyor

Salı günü saat 10:00'da başlayacak ikinci duruşmada, İnanç Ekmekçi, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi'nin savunma yapması bekleniyor.

16 sanık arasında yer alan Can Dündar, Mehmet Ali Alabora, Pınar Öğün Alabora, Gökçe Yılmaz, Meltem Arıkan ve Hanzade Germiyanoğlu hakkında ise yakalanma kararı bulunuyor.

Davacı listesinde, dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve 61. Hükümetin 26 bakanının yanı sıra 746'sı müşteki olmak üzere 773 kişinin ismi yer alıyor.

Sanıklar, başta "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme" suçu karşılığında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılanıyor.