S-400 teslimatında 3. gün: Yedinci uçak da indi

Milli Savunma Bakanlığı, Rus yapımı S-400 hava savunma sisteminin teslimatına devam edildiğini, sistemin bazı parçalarını taşıyan 7. uçağın da Ankara yakınlarında yer alan Mürted Hava Meydanı'na indiği açıklandı.

Sevkiyat Cuma günü başlamıştı.

Teslimat, Türkiye-ABD ilişkilerinin yeni bir sürece girdiğine işaret ediyor. Washington'ın nasıl bir yaptırım paketini devreye sokacağı merak ediliyor.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, ABD Savunma Bakan Vekili Mark Esper ile Cuma akşamı konuyla ilgili bir telefonda görüşmesi gerçekleştirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Türkiye'nin ciddi bir hava ve füze tehdidi altında bulunduğunu, bu çerçevede S-400 savunma sistemi alımının tercih değil bir zorunluluk olduğunu, Patriot teklifi konusundaki değerlendirmelerinin de devam ettiğini ilettiği" belirtildi.

Açıklamada, Bakan Akar'ın, Türkiye'nin F-35 ve S-400 sistemlerinin olası etkileşimi konusunda NATO'nun da dahil olabileceği çalışma grubu önerisini yinlediği de kaydedildi.

'Stratejik duruşumuzda değişiklik yok'

Görüşmeye ilişkin açıklama şöyle devam etti:

"Bu konuda Türkiye'nin duruşunun değişmediğini, F-35 konusundaki bütün yükümlülüklerin yerine getirildiğini ifade eden Bakan Akar, S-400 alımı ile stratejik duruşumuzda değişiklik olmadığını, iki ülke arasındaki ilişkilerin zarar görmesinin ne Türkiye'nin ne ABD'nin ne de NATO'nun çıkarlarına hizmet edeceğini vurguladı."

Açıklamada, Suriye'de güvenli bölge oluşturulması konusunda gelecek hafta bir ABD heyetinin acilen Ankara'ya gönderilmesi konusunda mutabakata varıldığı da belirtildi.

Telif hakkı Getty Images

Kongre üyelerinden tepki: Erdoğan yanlış seçim yaptı

Beyaz Saray Yönetimi'nden konuyla ilgili bir açıklama gelmezken, bazı Kongre üyleri Washington'a Türkiye'ye F-35 satışının sonlandırılması ve Rusya ile yapılan anlaşmada rol oynayan kişilere yaptırım uygulanması çağrısını yineledi.

ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi en üst düzey Demokrat ve Cumhuriyetçi üyeleri Eliot Engel ve Michael McFaul, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan çok açık bir tercih istendi. Maalesef, yanlış şeyi seçti" açıklamasında bulundular.

Yaptıkları ortak açıklamada, "Bir NATO müttefikinin, ittifak ve ABD ile yakın işbirliği yerine Rusya ve Vladimir Putin'in yanında durmayı seçmesini anlamak güç" ifadeleri yer aldı.

Telif hakkı Getty Images/T.C. Savunma Bakanlığı

Washington, Türkiye'ye 31 Temmuz'a kadar S-400 alımından vazgeçmemesi halinde, Türkiye'nin F-35 projesinden dışlanacağı uyarısında bulunmuştu.

ABD Kongresi, alımın gerçekleşmesi halinde, CAATSA olarak bilinen ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası kapsamında Türkiye'ye yaptırım uygulayacağı uyarısını da yapmıştı.

Yumuşak mı yoksa sert bir yaptırım paketi mi?

Türkiye'nin S-400 teslimatı konusundaki bu resmi açıklamasının ardından gözler, ABD'nin uzun bir süredir dile getirdiği yaptırımları nasıl ve hangi süreçte uygulayacağına çevrildi.

ABD Kongresi, 2017 Ağustos ayında çıkardığı bir yasayla Rusya ile savunma sanayi alanında işbirliği yapan kişi ve kuruluşlara yaptırım uygulanması kararı almıştı. Türkiye'nin Rusya'dan S-400 satın almasının, ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) olarak bilinen yasa kapsamına girdiği biliniyor.

Yasa, ABD yönetimine yasa kapsamında sıralanan 12 yaptırım kaleminden en az 5 tanesini uygulanması gerektiğini kaydediyor. Ancak aynı yasa, ulusal güvenlik gereksinimleri doğrultusunda ABD Başkanı'na yaptırımları 180 günlük bir süre için erteleme ya da tamamen muafiyet uygulama yetkisi de veriyor.

Türkiye'nin umudu, G-20 Zirvesi sırasına yaptığı açıklamalarla S-400 krizinden Obama yönetimini sorumlu tutan ABD Başkanı Donald Trump'ın Ankara'ya muafiyet uygulaması.

ABD'nin bundan sonraki süreçte yaptırımların boyutu, şiddeti ve zamanlamasını belirlerken alacağı kararların Ankara-Washington ilişkilerinin geleceğini çok derinden etkileyebileceği öngörülüyor.

Diplomatik çevrelerde yapılan değerlendirmelerde, ABD'nin yumuşak bir yaptırım paketi mi yoksa Türk ekonomisini ve savunma sanayi kapasitesini olumsuz etkileyecek sert bir paket mi seçeceğinin, bundan sonraki sürecin de belirleyicisi olacağı yorumu yapılıyor.