Soma'dan Ankara'ya madenci yürüyüşü: İşçiler neden 5 yıldır tazminatlarını alamıyor?

Madenci yürüyüşü Telif hakkı Bağımsız Madenci İşçileri Sendikası

Soma'da 301 işçinin hayatını kaybettiği maden ocağında çalışan ve faciadan sonra gerekçe sunulmadan işten çıkarılan işçiler 5 yıldır kıdem tazminatlarını almayı bekliyor. Bağımsız Maden İşçileri Sendikası, Soma'da Uyar Madencilik ve Soma Maden İşletmeleri AŞ tarafından tazminatsız ve gerekçesiz bir şekilde işten çıkarılan yaklaşık 3 bin 500 madencinin tazminat hakkı için Ankara'ya yürüme kararı aldı. Peki işçiler neden yıllardır tazminatlarını alamıyor?

2014 yılında 301 maden işçinin ölümüyle sonuçlanan faciadan birkaç ay sonra, aynı maden ocağında çalışan 2 bin 831 işçi gerekçesiz bir şekilde ve tazminatları ödenmeden Soma Holding tarafından işten çıkarıldı.

Soma'daki Uyar Madencilik tarafından işletilen bir maden ocağından da yaklaşık bin 200 işçinin aynı şekilde iş akdi feshedildi.

Bağımsız Maden İşçileri Sendikası, tazminatsız işten çıkarılan ve beş yıldır tazminatlarını alamayan bu maden işçileri için 5 Ekim'de Soma'dan yola çıkıp Ankara'ya yürüyeceklerini duyurdu.

60 maden işçisinin katıldığı yürüyüşün 10 gün sürmesi ve Ankara'da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde son bulması planlanıyordu ancak yürüyüş ilk önce Soma Kaymakamlığı tarafından yasaklandı.

Manisa 1. İdare Mahkemesi'nin kaymakamlığın yasağıyla ilgili yürütmeyi durdurma kararı vermesine rağmen yürüyüş bu kez de Manisa Valisi Ahmet Deniz'in talimatıyla Jandarma tarafından engellendi.

İşçilerin Anayasa'da güvence altına alınmış yürüyüş hakkını engellemekle eleştirilen Vali Ahmet Deniz, BBC Türkçe'nin röportaj talebine yanıt vermedi.

BBC Türkçe'ye konuşan Bağımsız Maden İşçileri Sendikası Başkanı Tahir Çetin ise hak gaspına uğrayan maden işçilerinin tazminatları ödenmediği sürece Ankara'ya yürüme kararından vazgeçmeyeceklerini söylüyor.

Sendikanın örgütlenme uzmanlarından Başaran Aksu, tazminatını alamayan Somalı işçilerin maddi manevi pek çok zorlukla başa çıkmak zorunda kaldıklarını ifade ediyor:

"Yürüyüşe katılan iki işçi ekonomik sorunlar nedeniyle eşlerinden boşandı. Para kazanmak için bilmedikleri iş kollarında çalışıp iş kazası geçiren arkadaşlarımız var. Bir arkadaşımız bu şekilde ayağını kaybetti. Tarlaya gidiyorlar para kazanabilmek için. Bankalara haciz borcu olan çok sayıda arkadaşımız var.

"Bu arkadaşlarımızın çoğu milliyetçi-muhafazakâr yapıyla yoğurulmuş. Hak talebi için eylemde bulunmak, polisle jandarmayla karşı karşıya gelmek gibi deneyimleri yok, neyin içinde bulunduklarını anlamlandıramıyorlar. Bir toplantı sırasında arkadaşımız, 'en son çocukken 23 Nisan'da kürsüye çıkmıştım' diyerek konuşmasına başladı."

Yürüyüş hangi gerekçeyle yasaklandı?

Telif hakkı Bağımsız Madenci İşçileri Sendikası

Bağımsız Maden İşçileri Sendikası, Ankara yürüyüşü öncesinde Soma Kaymakamlığı'na, Emniyet Genel Müdürlüğü'ne ve İçişleri Bakanlığı'na dilekçe yazarak kurumları yürüyüş hakkında bilgilendirdi.

Soma Kaymakamlığı ise sendikanın dilekçesine verdiği yanıtta, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 22. Maddesi'nde yer alan 'şehirlerarası karayollarında gösteri yürüyüşleri düzenlenemez' ifadesini gerekçe göstererek yürüyüşün yasaya aykırı olduğunu söyledi.

Fakat Manisa 1. İdare Mahkemesi kaymakamlığın bu kararının 'açıkça hukuka aykırı olduğunu' belirterek yürütmeyi durdurma kararı verdi ve Anayasal bir hak olan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına vurgu yaptı:

"… Somut olayda gündelik yaşamı etkileme boyutu, bunun her iki tarafın da hakları korunmak suretiyle gerekli önlemler alınarak toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanılmasına imkân tanınması gerekirken, bu hususlar yönünden bir değerlendirme yapılmaksızın, doğrudan 2911 sayılı Kanun hükmüne atıf yapılmak suretiyle tesis edilen dava konusu işlemin toplantı sonrası gösteri yürüyüşüne izin verilmemesine ilişkin kısmında hukuka uygunluk görülmemiştir."

"Kaldı ki davacı sendikanın başvurusunda yürüyüş güzergâhının karayolu olmadığı, yapılacak yürüyüşün şehirlerarası karayolunun kapatılması veya şehirlerarası yolda yürümek suretiyle yapılmayacağı da belirtilmiş ve bu husus hakkında da bir işlem tahsis edilmemiştir."

'Yürüyüş mahkeme kararına rağmen engelleniyor'

İşçiler mahkeme kararının ardından yürüyüşe başladı ancak Soma'nın Kırkağaç ilçesine geldiklerinde Jandarma tarafından durduruldu.

Sendikanın avukatı Mürsel Ünder, yürüyüşü durduran kolluk güçlerinin 'Valilik talimatını' gerekçe gösterdiklerini söylüyor:

"İşçiler 4 gündür keyfî bir şekilde bekletiliyorlar. Yürüyüşe engel olan emniyet ve Jandarma görevlileri, 'Soma Kaymakamlığı'na yaptığınız gibi her ilçeye başvuru yapacaksınız ve olumlu yanıt alacaksınız' diyor.

"Fakat mahkeme bu riski görmüş olacak ki yürüyüşün sonraki akıbeti konusunda da değerlendirme yaparak, Ankara'ya yürüyüşte herhangi bir kısıtlama kararı verilmemesi gerektiğine dair görüş belirtmiş."

Telif hakkı Bağımsız Madenci İşçileri Sendikası

CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel ise Vali Ahmet Deniz ile yaptığı görüşmeyi şöyle aktarıyor:

"Mahkemenin Anayasal hak vurgusuna rağmen Vali ısrarla o kararın Soma sınırlarını kapsadığını savunuyor. Telefonda kendisiyle yaptığım görüşmede, 'şehirlerarası yollarda yürüyüşe izin verilemeyeceğini ve bunun kendi yetkisinde olmadığını' söyledi.

"Şu an hakkını aramaya çalışan bu işçiler; 301 arkadaşı yanarken bir sonraki vardiya için o cehenneme girmek üzere yolda olan, bir önceki vardiyadan evine dönmüş ya da o cehennemden, patlamadan, yaralı ya da yaralanmadan canını kurtaran işçilerdir."

İşçilerin tazminatını hangi kurum ödeyecek?

Tazminatlarını almayı bekleyen işçiler, yıllardır bu sorunun cevabını arıyor.

Soma Holding'e bağlı Soma Kömür İşletmeleri tarafından tazminatı ödenmeyen işçilerin çoğu, Türkiye Kömür İşletmeleri'ne (TKİ) de dava açtı ve üst iş veren olarak TKİ'nin tazminat ödemelerinden sorumlu olduğunu savundu.

TKİ tarafından farklı ocaklarda çalışan işçilere farklı sözleşmeler yapıldığı için, bu davaların bir kısmı kazanılsa ve TKİ tazminat ödemekte sorumlu bulunsa da davaların çoğunda tazminatlardan sorumlu tutulmadı.

Avukat Ünver bu durumu, "Mahkemeler büyük ölçüde, TKİ'nin üst iş veren olarak tazminatlardan sorumlu olmadığına hükmetti. Bu nedenle işçiler tazminatlarını TKİ üzerinden alamadılar" diye açıklıyor.

Telif hakkı Bağımsız Madenci İşçileri Sendikası

Başaran Aksu ise TKİ'ye açılan davalar kazanıldığında bile işçilerin paralarını alamadığını söylüyor:

"3 bin 500 işçinin nereden baksan bin 700'ü Soma'daki maden ocaklarında çalışmaya devam ediyor. Başka alternatifleri yok. Bu kişiler için TKİ'ye dava açmak çok korkutucu bir şey çünkü mevcut işlerinden olmak istemiyorlar. Kaldı ki TKİ'nin sorumlu bulunduğu davalardan sonra bile hiçbir işçi parasını alamadı."

Bu çıkmazın ardından 2015 yılında Meclis'teki dört partinin uzlaşısı ile 6645 sayılı torba yasaya Soma'da tazminatlarını alamayan işçileri de kapsayacak bir şekilde, tazminatların ödenmesiyle ilgili TMSF'nin yükümlülüğünü belirleyen bir madde eklendi.

Maden işletmeciliği yapan şirketlerin TMSF tarafından el koyma ve takip yoluyla satışından elde edilen gelirlerin öncelikle işçilerin kıdem tazminatlarının ödenmesinde kullanılacağı belirlendi ve ödemelerin bizzat TMSF tarafından işçilerin hesaplarına yatırılacağı yasalaştı.

Bunun üzerine Türkiye Maden İşçileri Sendikası ve TMSF arasında gerçekleşen bir protokolle, Soma'da işçilere ödenmesi gereken paranın 24 ay taksitle ödeneceği karara bağlandı.

Ancak ödemeler yine gerçekleşmedi ve işçiler şimdiye dek bu ödemelerin sadece üç taksitini alabildi.

Bağımsız Maden İşçileri Sendikası Başkanı Çetin, bu ödemelerin de seçimlerden hemen önce göz boyamak için yapıldığını söylüyor:

"Taksitlerin ilki referandumdan önce ödendi. Diğeri 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce. Yani Cumhurbaşkanı miting için Manisa'ya geldikçe bizim tazminatlarımız ödendi. Biz de bu tazminatlarımızın tamamını almak için Cumhurbaşkanı'nın Manisa'ya gelmesini beklemiyoruz, Ankara'ya yürüyoruz."

TMSF ile yapılan protokole rağmen paralar ödenmedi

Telif hakkı Bağımsız Madenci İşçileri Sendikası

Öte yandan TMSF ve sendika arasında imzalanan ve taksitlerin ödenmemesiyle sonuçlanan protokol, işçilerin tazminatlarını almasını daha da geciktirdiği yorumlarına neden oldu.

Türkiye Maden İşçileri Sendikası hâlâ, iş veren ve TMSF ile bir olup tazminat bekleyen işçileri oyalamak için bu protokolü hazırlamakla suçlanıyor.

Avukat Ünver, Türkiye Maden İşçileri Sendikası'nın TMSF ile Somalı madenciler adına protokol imzalama yetkisinin olmadığını ifade ediyor:

"İşçiler, işten atıldıkları anda sendikaya üyelik vasıflarını kaybetmişti. Bir sözleşme yapılacaksa, TMSF'nin bireysel olarak işçilerle yapması gerekiyordu. Protokolün, TMSF eliyle işçilerin mağduriyetini artıran bir yönü vardı."

Türkiye Maden İşçileri Sendikası ise geçmişte bu eleştirilerle ilgili, "Sendika olarak bir anlaşma yaptık çünkü girişimlerimiz sonucu TMSF'nin de TKİ'nin de kıdem tazminatlarıyla ilgili yakın zamanda hiçbir şekilde olumlu adım atamayacağını gördük. Bu protokol taksitlerin bir an evvel başlatılmasına yönelik olarak somut bir adım atılması için yapılmıştır" açıklamasında bulunmuştu.

BBC Türkçe'ye konuşan Türkiye Maden İşçileri Sendikası Başkanı Nurettin Akçul, bu protokolün bir başka amacı daha olduğunu söylüyor:

"TKİ ile iş veren arasında üç ocakta da farklı sözleşmeler yapılmış olmasından ötürü bu protokolü hazırlamak zorunda kaldık. Sadece Eynez'deki maden ocağından çıkarılan işçilerin kıdem tazminatının ödenmesi yeterli değildi. Işıklar ve Atabacası'nda mağdur olan işçiler de vardı. O yüzden biz bir torba yaptık ve Soma Kömür İşletmeleri tarafından işten çıkarılan tüm işçileri kapsayan ortak bir protokol hazırladık."

Akçul ayrıca, "Tazminat ödemeleri TKİ'nin inisiyatif almasıyla çözülebilir" diyor.

CHP'li Özgür Özel ise "Soma Holding'in İstanbul'da hâlâ devasa bir gökdeleni var. TMSF eliyle onun bir katı bile satılmış olsaydı bu işçilerin parası çıkıyordu" görüşünü savunuyor.

Bundan sonra ne olacak?

Bugün işçiler arasından seçilen beş temsilci, AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Bekir Gezer ile sorunun çözümü hakkında görüşecek.

Öte yandan işçilerin alamadıkları tazminatlarla ilgili dava açma süresi Kasım ayında doluyor.

Avukat Ünder, "Artık işçiler için çok daha yakıcı bir sorun haline geldi. Bunca yıl tazminatların verileceği söylenerek bekletilen işçiler de son noktaya geldi ve bir ay daha beklerlerse dava açma şansları kalmayacak" diyor.

Sendikanın verdiği bilgiye göre işçilerin tazminat alacakları 50 bin TL ile 80 bin TL arasında değişiyor.

Soma'dan sonra Türkiye'de ne değişti?

İlgili Konular