HDP, 'Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü' ile ne hedefliyor?

  • Ayşe Sayın
  • BBC Türkçe, Ankara
HDP yürüyüşü

Kaynak, AFP

Halkların Demokratik Partisi (HDP), salgın döneminde partiye dönük baskı politikalarının sürdürüldüğü gerekçesiyle aldığı bir dizi eylem kararının ilk ayağını "Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü" adı altında, Ankara'da sona erecek yürüyüşle başlattı. Yürüyüşün başlatıldığı kentler ise Türkiye'nin iki ucu Hakkari ve Edirne.

HDP'lilerin koronavirüs salgını nedeniyle az sayıdaki temsilci düzeyindeki katılımlarla gerçekleşen protesto yürüyüşü nedeniyle geniş güvenlik önlemleri alınırken, bazı noktalarda arbede ve gözaltılar yaşandığı bildirildi.

Yürüyüş güzergahındaki birçok il valisi, kentlere giriş ve çıkışlara kısıtlama kararı alırken, İstanbul Valiliği ise ek olarak 15 günlük eylem yasağı getirdi.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik de bugün yürüyüşü ile ilgili açıklamasında, "Barış, demokrasinin bu kadar istismar edildiği başka bir siyasi mekanizma görülmemiştir. Türkiye bu konudaki yasakları kaldırırken dil, kimlikle ilgili Kürt meselesiyle ilgili yasaklar kaldırılıp mesafeler aşılırken bunlar kenardan seyrediyorlardı. Burada büyük bir manipülasyon söz konusudur" dedi.

Çelik, "PKK içinde Kürt gençlerini lejyoner yapmak isteyenler barış ve demokrasi kelimesini istismar ediyorlar. Bizi tehdit eden kim varsa HDP onlarla işbirliği yapıyor. Askeri ve yargı vesayetini kışkırtanlar kimse onlarla işbirliği yapıyorlar. Yapılan şey gerçekten demokrasiye katkı sunmak olsaydı ne o gün ne de bugün yaptıklarını yaparlardı" diye konuştu.

Yürüyüş kararı nasıl alındı?

HDP'nin, Hakkari ve Edirne'den Ankara'ya yürüyüş kararı, parti eş başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar'ın 1 Haziran'da "Hep Birlikte Demokratik Bir Geleceğe" başlığıyla hazırlanan yeni dönem siyaset tutum belgesine dayanıyor.

Pandemi yasaklarının esnetilmesine paralel olarak, sokağa inme kararı alan HDP yönetimi, 4 Haziran'da CHP'li Enis Berberoğlu'nun yanı sıra HDP'li Leyla Güven ve Musa Farisoğulları'nın milletvekilliğinin düşürülmesinin ardından, "Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü" kararı aldı. Ancak Türkiye'nin bir ucundan bir ucuna fiilen yürüyüş, çok uzun süreceği ve engellemeler de olacağı dikkate alınarak, yürüyüş güzergahındaki illerde eşbaşkanların açıklama yapıp, araçlarla geçişlerin sağlanması planlandı.

Yürüyüşün ilk gününde neler yaşandı?

HDP'nin Hakkari ve Edirne'den başlatmayı planladığı protesto yürüyüşü için Edirne'de, gidiş yollarında ve Hakkari'de, başta HDP il örgütleri olmak üzere il genelinde geniş güvenlik önlemleri alındı.

HDP kaynaklarının verdiği bilgiye göre Hakkari'de yürüyüş öncesinde güvenlik güçleri ile yürütülen uzun müzakereler sonunda HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, il örgütü binasından partililere seslendi.

Sancar'ın açıklama yapacağı il binasının bulunduğu sokağın girişleri polis tarafından tutuldu. Güvenlik gerekçesiyle, fiilen şehir içinde yürüyüş yapılmadı.

Kaynak, AFP

Sancar: Adalet için yürüyoruz

HDP Hakkari İl Başkanlığı'nda partililere seslenen Mithat Sancar, iktidarın milletvekilliklerini düşürerek ve belediyelere kayyum atayarak, hukuk tanımazlığını ortaya koyduğunu söyledi. İktidarın yargıyı, muhalefeti tasfiye etmek için kullandığını savunan Sancar, bu durumun adaleti yok ettiğini ifade etti:

"Bu yürüyüşümüz adalet içindir. Yargıyı muhalefeti tasfiye etmek için kullanan iktidar, adalete yelteniyor. Bir toplumu çürütebilecek, siyaseten, ahlaken çürütebilecek en önemli şey adaleti yok etmektir. Biz adalet için buradayız. Biz adalet için yürüyoruz. Biz haksız yere hukuksuzca milletvekillikleri düşürülen Leyla Güven, Musa Farisoğulları, Enis Berberoğlu için yürüyoruz. Hapiste tutulan bütün gazeteciler ve aydınlar için yürüyoruz. (...)Kürt sorunu bombalarla, tankla, şiddetle çözülmez. Hapisle çözülmez. Bunu deneyen bütün iktidarlar tarihin çöplüğündedir. Atılan her bomba, sıkılan her mermi, bu ülkede yaraları derinleştirir, barışı uzaklaştırır, halkın ekmeğini küçültür, işini elinden alır."

Sancar'ın ve beraberindekilerin, konuşmanın ardından, yürüyüş güzergahındaki illerden Van'a hareket ettiği bildirildi.

Silivri'de gözaltı

Pervin Buldan ve beraberindeki milletvekilleri ile bazı partililer de İstanbul'dan Edirne'ye geçerken, polisle partililer arasında Silivri çıkışında arbede ve gözaltılar yaşandığı bildirildi. HDP Genel Merkezi'nden yapılan açıklamaya göre en az bazıları parti il ve ilçe örgütlerinden en az 10 kişi gözaltına alındı.

HDP Eş Başkanı Pervin Buldan, burada yaptığı açıklamada, müdahalelere karşın, yürüyüş kararından geri adım atmayacaklarını söyledi. Birçok kentte, giriş ve çıkışların yasaklandığını belirten Buldan şu görüşleri dile getirdi:

"Edirne'de milyonların temsilcisi var. Edirne başta olmak üzere, birçok cezaevinde milyonların temsil ettikleri milletvekili ve belediye eşbaşkanları var. İşte bu gün bu darbeye karşı demokratik yürüyüş, başta Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere cezaevlerinde olan tüm arkadaşlarımıza yönelik demokratik yürüyüştür. Haksız bir şekilde tutuklananlara ilişkindir. "Barıştan, demokrasiden, Demirtaş'tan, Yüksekdağ'dan bu kadar korkulmaz. Onlar milyonların iradesidir. Bu yürüyüş aynı zamanda Osman Kavala içindir. Bu ülkeye barış, özgürlükler, demokrasi gelene kadar bu yürüyüş devam edecektir.

Pervin Buldan, yaptığı bu açıklamanın ardından beraberindeki heyetle birlikte Edirne Cezaevi'ne hareket etti.

Yürüyüş ne zaman sona erecek?

HDP yönetiminin, "Edirne'de darbeye, Hakkari'de çözüme işaret edeceğiz" söylemiyle bugün başlattığı yürüyüşün, 20 Haziran'da Ankara'da tamamlanması planlandı. Buna göre Hakkari'den yürüyüşü başlatan Sancar başkanlığındaki heyet bir engelleme olmazsa, Van, Diyarbakır, Adana güzergahından geçerek, 19 Haziran'da Ankara'da olacak.

Pervin Buldan başkanlığında Edirne'den yürüyüşü başlatan heyet ise ilk olarak İstanbul'a geçerek, 16-19 Haziran tarihleri arasında İstanbul'da sivil toplum örgütleri ve halkla buluşmalar gerçekleştirdikten sonra, 20 Haziran'da Ankara'da Hakkari ekibi ile buluşulacak. Buldan ve Sancar'ın, yürüyüşe katılanlarla birlikte aynı gün kamuoyuna açıklama yapması planlanıyor.

HDP Grup Başkanvekili Oluç: Yürüyüş faaliyetlerin ilk etabı

HDP 20 Haziran'da yürüyüş eylemini sonlandıracak olsa da yaz ayları boyunca, yeni eylemleri de devreye sokmayı planlanıyor.

Yürüyüşün Edirne ayağına katılan HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, yaz ayları boyunca uygulamak üzere 3 aşamalı faaliyet planladıklarını belirterek, yürüyüşün tamamlanmasının ardından diğer aşamaların devreye sokulacağını bildirdi. 3 ismin milletvekilliklerinin düşürülmesi nedeniyle yürüyüşü öne çektiklerini belirten Oluç, eylemlerin amacını şöyle anlattı:

"Ama esas meselemiz şudur; Türkiye'de hukuk, adalet, demokrasi özgürlükler açısından çok sıkıntılı bir dönem yaşıyor. Anayasa'nın işlemediğini, milletvekilliklerinin düşürülmesinde de gördük, kayyım atamalarında da bunu görüyoruz. Seçme-seçilme hakkının ciddi şekilde kısıtlanmaya ve yok edilmeye çalışıldığı bir dönem yaşıyoruz. Biz o nedenle bunun karşısında toplumsal ve siyasal muhalefetin , bütün Türkiye için demokrasi özgürlükler hukukun üstünlüğü adalet konularında bir tutum alması gerektiğini düşünüyoruz. Biz ilk adımı attık bu yürüyüşle. Ayın başında 9 maddelik bir deklarasyon açıklamıştık. Toplumsal ve siyasal muhalefetin asgari demokrasi talepleri zemininde buluşması için çalışmaları sürdüreceğiz, aslında bir demokrasi ittifakını hedefliyoruz."

'Salgın önlemlerini uyguluyoruz'

Saruhan Oluç, pandemi koşullarını da dikkate alarak yürüyüşe diğer siyasi partiler ya da sivil toplum kuruluşlarını davet etmediklerini belirterek, "Pandemi koşullarında bu çok da uygun değildi. Biz mümkün olduğunca maskeler takarak, mesafeyi koruyarak temsili heyetlerle bu yürüyüşü yapıyoruz. Sağlık açısından tehlike yaratacak bir ortam yaratmak istemiyoruz. Onun için de kitlesel etkinlikler yerine daha çok parti yöneticileri düzeyinde bir katılımı daha doğru bulduk" diye konuştu.

İstanbul ve Ankara Valiliklerinden eylem yasağı

HDP'nin yürüyüş kararı almasının ardından yürüyüş güzergahındaki Bursa, Adana, Bitlis, Hakkari, Kırklareli, Edirne, Kocaeli, Sakarya, Van ve Tekirdağ illerinde şehir giriş çıkışları kısıtlanmıştı. HDP'nin yarından (salı günü) itibaren 3 gün boyunca, sivil toplum örgütleri ve halkla buluşma etkinlikleri yapacağını duyurduğu İstanbul'da da İl Valiliği, il Hıfzısıhha Meclisi kararı doğrultusunda, Haziran ayı sonuna kadar 15 gün boyunca kentte eylem yapılmasını ve başka şehirlerden eylem yapmak için gelenlerin giriş çıkışını yasakladı.

Karara gerekçe olarak sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler ve sendikalara yapılması olası ziyaretlerde sosyal mesafe kuralına uygun olarak hareket edilmesinin sağlanması gösterilirken, siyasi partilerin yalnızca parti binaları içinde veya önünde 50 kişiyi geçmeyecek katılımcı ile ve sosyal mesafe kurallarına uygun olarak açıklama yapabileceği vurgulandı. Valilik kararında, "olası provokatif eylemlerin ve salgın hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla" kente giriş çıkışların kısıtlandığı, başka illerden eylem için gelenlere izin verilmeyeceği vurgulandı.

Bahçeli'den tepki: Dayatma ve provokasyon

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise HDP'nin başlattığı yürüyüşe tepki gösterdi. Milletvekilliği düşürülen isimleri "militan" olarak nitelendiren Bahçeli, HDP'yi başlattığı protesto yürüyüşü ile "dayatma ve provokasyon iklimi yaratmakla" suçladı. Bahçeli şu görüşleri dile getirdi:

"Bugün itibariyle ülkemizin farklı noktalarından protesto yürüyüşü başlatan HDP'lilerin ve lekeli destekçilerinin ateşle oynadıkları, yangına körükle gittikleri çok açıktır. Bu terörist komplosunu 'Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü' adıyla maskeleme çabası ise boşuna bir gayret, bir başka ifadeyle hukuk ve ahlak dışı bir tezgâhtır. Yeni bir 6-7 Ekim hıyanetinin düşünü kuranlar, sokakların izbeliklerinden yeni bir Gezi karanlığı çıkarmayı düşünenler bilsinler ki acıklı durumlara düşeceklerdir. İç barış ve huzur ortamımızı sabote etmeye, milletimizin birlik ve dirliğini sarsıp sakatlamaya kalkışanlar layık oldukları muamelelere misliyle katlanmak durumunda kalacaklardır.

(...)Bizim merakımız, milletvekilliği düşen HDP'lilere haksızlık ve hukuksuzluk yapıldığını iddia eden CHP Genel Başkanı'nın da bulduğu ilk fırsatta terör yürüyüşüne katılıp katılmayacağı meselesidir."