Aramızda Kalmasın: "Sen istiyorsun diye çocuğumu öldürmek durumunda değilim"

  • Ece Göksedef
  • BBC Türkçe

Katre Kocabaş, yaklaşık 5 yıl önce hamile olduğunu öğrendi. Ancak erkek arkadaşı bebeği istemedi. Katre ise hem sağlık sorunlarına, hem maddi sıkıntılara hem de ailesinin kendisini yalnız bırakmasına rağmen "Sen istiyorsun diye çocuğumu öldürmek durumunda değilim" diyerek bebeği doğurmaya karar verdi. Kocabaş'la Türkiye'de bekar anne olmanın zorluklarını, dava sürecini konuştuk.

Haberin çekimleri için şubat ayında Katre Kocabaş'ın evine gittiğimde, kapıda 3,5 yaşındaki kızıyla birlikte beni karşıladı. Halenas, heyecanla kamerayı, ses kayıt cihazını incelerken bir yandan da annesinin ilaç saatini hatırlatıyordu.

Halenas daha birkaç aylıkken annesi kemoterapi görmeye başladı. 3,5 yaşına geldiğinde birkaç kez ameliyat olmuştu. Bu sebeple annesinin yorgun gözükmesine, sürekli ilaç almasına alışkındı.

Tüm bunlar olurken tam 25 bakıcı değiştirmişti. Çünkü annesi hastanedeyken kendisine bakacak bir akrabası ya da babası yoktu. Bakıcılar da, Katre'nin anlattığına göre, zor durumdaki anneden faydalanmak için ya çok büyük zamlar istedi, ya da evin eşyalarını alıp kaçtı.

Şu an sevdiği ve güvendikleri bir bakıcısı var. Ben çekime geçerken Halenas da o bakıcısıyla birlikte dışarı, oyuncak almaya çıkıyor. Çünkü Katre, kızının ileride haberi izleyebileceğini söylüyor ancak anlatılanlarını şu an duymasını istemiyor. Haberde görünmesini de...

Hamile olduğunu ameliyat sonrası öğrendi

Koronavirüs salgını sebebiyle yayımlanmasını bugüne kadar ertelediğimiz haberi çekerken Halenas 3,5 yaşındaydı.

Katre'nin babası o çok küçükken hayatını kaybetmişti. Annesi Hale de, Halenas doğmadan birkaç yıl önce, çalışırken kalp krizi geçirip hayatını kaybetmişti. Katre kızının adını, Nas suresini de sonuna ekleyerek Halenas koyduğunu anlattı.

16 yaşından bu yana defalarca kemoterapi gören, geçirdiği bazı ameliyatlar sonrası rahminin bir kısmı alınan ve tüpleri bağlanan Katre'ye doktorları, doğal yollardan hiçbir zaman çocuğu olamayacağını söylemişti. Tüp bebek yöntemiyle anne olmak istese de bebeğin rahimde muhtemelen tutunamayacağını anlatmışlardı. Katre, henüz çok genç yaşındayken hayatta kalabilmek için anne olma olasılığını bir kenara bırakıp ameliyatların yapılmasını istedi.

Müzik eğitimi alan, konserlere çıkan, hem okullarda hem özel olarak piyano dersleri veren Katre, 30'lu yaşlarının sonunda bir polisle tanıştı. İlişkileri 2 yıl boyunca devam etti.

Bu süreçte yeniden bir tümör çıktı ve 18. kez ameliyat olmak zorunda kaldı. Ameliyatta erkek arkadaşı da, ailesi de yanındaydı.

Ancak ameliyat sonrası "evde takla atacak" kadar iyiydi. Hiçbir ameliyat sonrası kendisini bu kadar iyi hissetmediği için bir gariplik olduğunu düşünüp, doktoruna gitti.

Doktorları önce mutlu olması gereken bu duruma neden endişelendiğini anlamadıklarını söyledi. Ancak yine de Katre'yi dinleyerek ultrasonografiye gönderdiler ve Katre'nin tüm bu şartlara rağmen hamile olduğunu gördüler.

Hem Katre'nin sağlığı için hem de zaten tutunamayacağına inandıkları için bebeğin hemen alınması gerektiğini söylediler.

Ancak Katre, doktorlarıyla uzun 'pazarlıklar' sonucunda, aylarca hastanede yatarak bebeğini kucağına aldı. Üstelik Halenas, erken doğum olsa çok kısa sürede toparlandı ve şu an hiçbir sağlık problemi yok.

Hamilelik sürecinde bebekte ya da kendisinde ciddi bir sorun olması halinde bebeğin alınması konusunu doktorlarla önceden konuşmuştu. Hamilelik sürecinde düzenli olarak çok ciddi testler yaptılar. Katre'den kan örnekleri alınıp ABD'ye gönderildi, bebekte hiçbir anomali olmadığı görüldü. Perinatoloji uzmanları da düzenli olarak hem bebeği hem anneyi takip edip sorun olmadığını gördü.

Katre doğum yaptıkta kısa bir süre sonra kemoterapi almaya başladı. Şu an tedavisi devam ediyor.

"Onun baba olmama hakkı var ama doğurma hakkı bende"

Katre, hamile olduğunu erkek arkadaşına söylediğinde "hiç de hoş olmayan bir tepki aldığını" söylüyor.

Hem erkek arkadaşı hem de erkek arkadaşının ailesi, Katre'yi önce sağlıklı olmadığı konusunda uyardı, ardından birçok başka konuda suçlayarak bebeği kabul etmek istemedi.

"Bu dünyada maalesef erkekler ne isterse o oluyor. Sen istiyorsun diye çocuğumu öldürmek durumunda değilim" diyen Katre, mücadeleden vazgeçti ve bebeğini tek başına doğurmaya karar verdi:

"Evet baba olmama hakkı var, o bunu tercih etti. Sen yüzde 50 istemedin, ben yüzde 50 istedim. Ama benim vücudumda olduğu için doğurma hakkı bendeyse eğer o zaman ben karar verme hakkına sahibim."

Hamileliği boyunca tek düşündüğü şey sağlıkla bebeğini doğurabilmekti. Ancak yine de doğumda gözleri hastane odasındaki kapıdaydı. "Gelmesini, aramasını, belki bir oyuncak göndermesini" bekledi. Beklentileri boşa çıktığında da hiçbir şey yapmamayı tercih etti.

Ama kızını sağlıkla kucağına aldıktan yaklaşık 2 ay sonra yeniden kemoterapi görmesi gerekti.

O zaman, "Bana bir şey olursa, kızım hayatta yalnız kalmasın" diyerek Halenas'ın babasını aradı.

Bir yandan da kızına ücretsiz sağlık sigortası yapması gerekiyodu. Ancak resmi olarak babası gözükmediği için bu da mümkün olmadı.

"Ailem de yanımda olmamayı tercih etti"

Eski erkek arkadaşı Katre'nin çağrılarını yanıtsız bırakınca, babalık davası açtı.

Dava çok zorlu geçti. "Hakkımda öyle iftiralar attılar ki, nihayetinde bu çocuğu alın devlet bakımına verin, diyecek noktaya geldiler." diye anlatıyor Katre o günleri.

Nihayet tanıklar dinlendikten sonra mahkeme, DNA testi istedi ve babalık davası sonuçlandı. Katre'nin tek isteği hem sağlık sigortası hem de kendisine bir şey olursa kızının bir 'babası' olması için nüfus cüzdanında isminin yazmasıydı. Ancak mahkeme, bir miktar nafaka ödenmesine de karar verdi. Ancak Katre, bu nafakayı şimdiye kadar hiç kullanmadı:

"Ben öleceğimden o kadar korktum ki, annesi öldü, babası da yok, bunu yaşatmak istemedim kızıma. Bu yüzden çok mücadele ettim.

"Aç kaldığım günler oldu, yine de onun parasına dokunmadım. O para bankada birikiyor. İleride kızım onunla ne yapmak isterse, onun için birikiyor."

Vaktinin çoğu hastanede geçen, hatta hastaneye "ikinci evim" diyen Katre'yi o dönem akrabaları da yalnız bıraktı. Sağlık durumu sebebiyle okullarda iş bulamadı, özel derse devam eden öğrencilerinin velileri de dava sürecinde kendisine yönelik iddiaları duyarak çocuklarını göndermeyi bıraktı.

Katre maddi olarak büyük zorluk çektiği gibi, yakın arkadaşları dışında çevresi tarafından da yalnız bırakıldı.

Birkaç yıl sonra Halenas'ın babası, çok nadir de olsa kızını görmeye başladı. Hatta Katre'ye, "Sen babalık davası açmasaydın ben açardım" dedi. Baba-kızın arasında arasında sağlam bir bağ oluşmadığını söyleyen ve eski erkek arkadaşının babalık niyetinin samimiyetinden şüphe eden Katre, yine de bu duruma seviniyor:

"Davayı açmasaydım aradan yıllar geçtikten sonra 'ben baba olmak istiyorum çok pişmanım' dediğinde, babalık hakkını da elinden almış olurdum."

Katre bu sırada sağlığına kavuşmuştu ve arkadaşlarının da yardımıyla yeni öğrenciler bularak ders vermeye başladı.

Eski erkek arkadaşıyla dava süreci bittikten bir süre sonra, akrabaları da kendisiyle yeniden iletişime geçti. Ancak Katre, en fazla ihtiyacı olan zamanda kendisini yalnız bırakanlara hâlâ kırgın:

"Yanlış bir şey yaptım mı? Hayır. Bir adamı sevmek suç mu? Hayır. Hamile kalmayı planladım mı? Hayır."

Video: Ece Göksedef

BBC Türkçe'nin 'Aramızda Kalmasın' serisi, kadınların cinsel sağlığı ve tercihleri ile ilgili konuları ele alıyor. Toplumsal baskılar ve aile yapıları nedeniyle "açıkça konuşulmayan" ve BBC Türkçe'de yer alan konular arasında "kızlık zarı dikimi" (himenoplasti), vajinismus, kürtaj, lohusalık, erken menopoz, regl, yumurta dondurma, bekar anne olmayı tercih etme de var. Seriyi BBC Türkçe'nin internet sitesi, sosyal medya hesapları ve YouTube kanalından takip edebilirsiniz.