Suna Kıraç: Vehbi Koç’un eğitim ve kültür-sanata gönül vermiş ‘sağ kolu’

Suna Kıraç
Fotoğraf altı yazısı,

Suna Kıraç

Koç Holding Yönetim Kurulu'nun eski başkan vekili Suna Kıraç, yıllardır süren hastalığı sonrası bu sabah hayatını kaybetti. "Vehbi Koç'un sağ kolu" olarak anılan Suna Kıraç, eğitim ve kültür-sanata yaptığı katkılarla tanınıyordu.

1996'da yaşamını yitiren iş insanı Vehbi Koç'un kızı Suna Kıraç, 2000 yılından beri ALS (amyotrofik lateral skleroz) hastalığıyla mücadele ediyordu.

Koç Holding'den yapılan açıklamada, "Cumhuriyetimizin değerleriyle yetişmiş, gerek iş gerekse toplumsal hayatta başardıklarıyla ülkemizin sanayi, eğitim, kültür ve sanat alanlarında gelişmesine önemli katkılar sunan, topluluğumuzun kuruluş yıllarından 2010'a kadar çeşitli liderlik görevleri üstlenen, Koç Üniversitesi, Koç Okulu ve Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı'nın kuruluşuna öncülük eden Sayın Suna Kıraç'ı kaybetmenin büyük üzüntüsü içindeyiz. Sayın Suna Kıraç'ı emanet ettiği değerlere bağlı kalarak, ilham veren, vizyoner ve öncü kişiliği ile her zaman hatırlayacağız ve unutmayacağız. Acımız çok derin. Başımız sağ olsun" ifadeleri kullanıldı.

Suna Kıraç, Türkiye'nin ilk iş kadınlarından biri olarak kadınların çalışma hayatına katılmalarının öncülerinden biri oldu.

2006'da yayımlanan "Ömrümden Uzun İdeallerim Var!" isimli otobiyografi kitabında Kıraç, "Çalışmaya başladığım ilk günden itibaren, bu topluluğun profesyonelleşmesi için büyük çaba sarf ettim. Sağlığım müsaade ettiği ölçüde de bunu yapmaya devam edeceğim. Bugüne kadar birlikte çalıştığım her kademedeki arkadaşımdan sevgi, saygı ve ciddiyet gördüm. Bunun için mutluyum. Zaman zaman çalıştığıma pişman olduğum anlar oldu, ama geriye dönüp baktığımda dolu dolu bir hayat ve hatıratımı yazacak kadar güzel ve heyecanlı anılar var" demişti.

Şair, yazar, diplomat ve akademisyen Talat Halman'a göre Kıraç; "bir yandan iktisadı, maliyeyi, ticaret âlemini çok iyi izler ve bilirdi; diğer yandansa sanata ve kültüre, özellikle de tiyatroya çok meraklıydı".

Suna Kıraç, bu ilgisinden kaynaklanıyor olsa gerek özellikle kültür-sanat ve eğitim alanlarında sivil topluma büyük katkılarda bulundu.

Kıraç kitabında eğitimle ilgili ideallerini şu sözlerle anlatıyordu:

"Eğitim ufuk demek, görüş demek, kendine güven, verimlilik ve kalite demektir. Dolayısıyla çağa ayak uydurmak, çağı yakalamak ancak iyi eğitilmiş berrak kafalarla olur. Tarifleri çok iyi yapılmış, önlemleri çok iyi alınmış, çağdaş bir milli eğitim politikası gerekir. Ancak bu şekilde Türkiye'nin genç kuşakları iyi yetiştirilebilir. Atatürk ilke ve inkılaplarına sahip çıkar."

'Vehbi Koç'un sağ kolu'

Vehbi Koç'un dördüncü çocuğu olan Suna Kıraç, 3 Haziran 1941 tarihinde ailenin Ankara Keçiören'deki bağ evinde dünyaya geldi.

Fotoğraf altı yazısı,

Suna Kıraç

Kıraç, Arnavutköy Amerikan Kız Koleji'nin ardından ABD'deki Pennsylvania Üniversitesi'nde finans okumak istedi.

Vehbi Koç Vakfı Ansiklopedisi'ne göre babası Vehbi Koç'un, "Benim tezgâhım en iyi üniversitedir. Seni ben yetiştireceğim" demesi üzerine İstanbul'da kaldı ve Boğaziçi Üniversitesi Bankacılık ve Finansman Bölümü'nü bitirdi.

Kıraç, 1960'ta Koç Ticaret AŞ'nin Beyoğlu Merkez Han'daki İstanbul şubesinde babası Vehbi Koç'un yanında çalışmaya başladı.

İlk görevi, gelen ve giden evraka bakmaktı. Babasıyla birlikte Koç şirketlerinin idari toplantılarına katılarak, farklı bölümlerde stajlar yaparak, topluluğu ve Vehbi Koç'un çalışma tarzını yakından tanıdı.

Suna Kıraç, babasının "sağ kolu" olup, Koç Holding'de 2010'a kadar çeşitli liderlik görevleri üstlendi. Yıllarca Koç Topluluğu'nun geleneksel aile şirketi yapısından çıkıp kurumsallaşması için çabaladı.

1963'te Koç Holding'in kurulmasının ardından, holdingin ilk Yönetim Kurulu'nun beş üyesinden biri oldu.

1970 yılında, İsak de Eskinazis, Bernar Nahum ve Ziya Bengü'yle birlikte Rahmi Koç'un başkanlığında oluşturulan Koç Holding İcra Komitesi'ne girdi. 

Kıraç 1980 yılında ise Koç Holding Yönetim Kurulu başkan vekilliği görevine getirildi.

Can Kıraç, "Anılarımla Patronum Vehbi Koç" isimli kitabında Vehbi Koç ve Suna Kıraç'ın benzer ve ortak taraflarının bulunduğunu ve çalışma stillerinin birbirine çok uygun olduğunu anlatıyor.

Fotoğraf altı yazısı,

Vehbi Koç

Kıraç, bu ilişki konusunda "Vehbi Koç'un hem çocuğu hem de iş arkadaşı olmak, bir insanın, hayatta karşılaşacağı nadir fırsatlardan biridir. Aynı zamanda hayatın 'zor' tarafında yaşamak gibi bir şeydir!.." diyor ve bunun nedenlerini şöyle açıklıyor:

"Fırsattır, çünkü bugün Türkiye'de Vehbi Koç ekolünden, onun deneyimine sahip gerçek 'baba'ların mevcudiyeti hemen hemen kalmamıştır. Hayatın zor tarafında yaşamaktır, çünkü Vehbi Bey var oldukça çocuklarının hayatlarını özgürce yaşamaları ve kendi kişiliklerini olduğu gibi ortaya koymaları mümkün değildir... Bu durum, tıpkı şampiyon sporcunun formunu muhafaza edebilmek için, devamlı olarak bir antrenörün kontrolü altında bulunmasına benzemektedir..."

Eğitim ve kültür-sanata destek

Suna Kıraç, Türkiye'nin sayılı zenginlerinden biriydi. Vergi Dairesi Başkanlığı'nın hazırladığı Türkiye'nin 2018 yılı vergi rekortmenleri listesinde Kıraç 6'ıncı sırada yer almıştı. Kıraç bu imkanlarını Türkiye'de eğitim ve kültür-sanatın gelişmesi için kullandı.

Kıraç, 1988 yılında Koç Özel Lisesi (Koç Okulu), 1999 yılında Koç Üniversitesi'nin kuruluşuna öncülük etti. Vehbi Koç Vakfı Ansiklopedisi'ne göre Kıraç, her iki eğitim kurumunun vizyonunun saptanmasında ve şekillenmesinde belirleyici rol oynadı.

Suna Kıraç, eğitimi, ülkenin en büyük yapısal sorunu olarak görüyordu. Bu nedenle 1995 yılında Türkiye Eğitim Vakfı'nın (TEGV) temellerini attı ve vakfın gelişmesine maddi ve manevi büyük katkılarda bulundu. 

Kıraç, kültür-sanat alanında da pek çok projeyi hayata geçirdi. Bunlardan öne çıkanlar, 2005 yılında İstanbul Tepebaşı'nda açılan Pera Müzesi ve 2007 yılında kurulan İstanbul Araştırmaları Enstitüsü'ydü.

Suna Kıraç, yazlarını geçirdiği Antalya'da da Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Merkezi'nin (AKMED) ve Kaleiçi Müzesi'nin kuruluşuna öncülük etti.

İstanbul Tepebaşı'ndaki TRT binasını da kapsayan alanda dünyaca ünlü mimar Frank Gehry'nin imzasını taşıyan 'Suna Kıraç Kültür Merkezi'nin yapılaması 10 yıl süren çabanın ardından arazinin devrinin gerçekleşmemesi nedeniyle rafa kalktı.

Suna Kıraç topluma yaptığı katkılardan ötürü 23 Ekim 1997 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla Devlet Üstün Hizmet Madalyası'yla ödüllendirildi. 

Kıraç bunun dışında da eğitime yaptığı katkılardan ötürü pek çok üniversite tarafından ödüle layık bulundu.

1995 yılında Galatasaray Üniversitesi Suna Kıraç Kütüphanesi'ne katkılarından dolayı Galatasaray Eğitim Vakfı Onur Madalyası'nın sahibi oldu.

1999 yılında Koç Holding'e, iş dünyasına ve Türk çocuklarının eğitimine katkıları nedeniyle London Business School tarafından onur üyeliğine kabul edildi. 

Kıraç'a 2008 yılında Boğaziçi Üniversitesi Senatosu tarafından fahri doktor unvanı verildi.

Özel hayatı

Suna Kıraç, 1967 yılında Koç Holding şirketlerinden Otoyol'un genel müdürü İnan Kıraç'la evlendi. Çift, hayırseverlikleriyle anıldı.

Eşi ve kızı ile birlikte 2003'te, kendi tanımlarına göre Türk toplumuna yararlı vatandaşlar yetiştirilmesi amacıyla kişi ve kurumlara maddi ve manevi imkanlar sağlamak için Suna ve İnan Kıraç Vakfı'nı kurdu.

Fotoğraf altı yazısı,

Suna ve İnan Kıraç

Kıraç, Rıdvan Akar'ın editörlüğünde anılarını anlattığı 'Ömrümden Uzun İdeallerim Var' adlı otobiyografisini, "Beni yaşatan İpek'e" atfıyla evlat edindiği kızı İpek Kıraç'a adadı.

T24 kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Doğan Akın'a göre; Suna Kıraç hastalığı nedeniyle konuşma, beslenme, yürüme gibi yetilerini zaman içerisinde kaybeder.

14 Şubat 2000'de hastaneye kaldırılan Suna Kıraç makineye bağlanır. Eşinden makineye bağlanmasına izin vermemesi için söz almıştır. Hiç kimse Suna Kıraç'ı kararından döndüremez.

O zaman 13 yaşındaki İpek Kıraç, yoğun bakım ünitesine alınır ve "Beni evlat olarak aldığında anne olmaya karar verdin. Kararının arkasında dur. Beni yalnız bırakma. Anneme çok ihtiyacım var. Lütfen, bunu benim için yapacak mısın?" der.

Suna Kıraç'tan tek bir kelime duyulur:

"Tamam…"