İnşaat işçisi Halit Balicak’ın ölümüyle ilgili davada sanıklara 21 bin TL para cezası verildi: 'Bir can bu kadar ucuz mu?'

  • Özge Özdemir
  • BBC Türkçe
İnşaatta düşerek hayatını kaybeden işçi Balicak'ın kızı: "Keşke biz açlıktan ölseydik de babamı kaybetmeseydik"

Kaynak, Canan Balicak

Fotoğraf altı yazısı,

Halit Balicak

"Benim babam 2 bin TL'ye çalışıyordu. Keşke biz açlıktan ölseydik de babam orada ölmeseydi… Zaten sürünüyordu, en son da canından oldu. Kim ister ki babasının otopsisine gitsin, sonra da otopsiden saçma sapan bir rapor gelsin?"

Bu sözler, babası 27 Kasım 2017'de bir inşaatta çalışırken düşerek ölen 23 yaşındaki Canan Balicak'a ait.

Halit Balicak, Ümraniye'de bir sosyal tesis inşaatında işçi olarak çalışırken düştü.

Bu olaydan beş gün sonra kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

Otopsi raporuna göre hayatını kaybetmesinin nedeni genel beden travmasına bağlı kafatası kırığı, beyin kanaması ve beyin hasarı.

Balicak şantiyede düştüğü sırada kimse olay yerinde olmadığı için iş kazasının nasıl gerçekleştiği bilinmiyor.

Canan Balicak ve ailesi, babasının çalıştığı şantiyede gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığı, babasına iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmediği gerekçesiyle mahkeme gitti.

10 Aralık'ta sonuçlanan mahkeme sonucuna göre işverenler Sırrı Çurgotay ve Nurettin Uğur Avcı ile şantiye şefine taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan 3 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

Bu üç sanığın da hapis cezası 21 bin 200 TL para cezasına çevrildi.

Mahkeme, işverenlerin inşaatta düşme riski olan yerlerde yeterli denetim ve gözetim yaptırmayı ihmal ettiklerine ve gerekli tedbirleri almadıklarına hükmetti.

Şantiye şefinin ise inşaatta düşme riski olan yerlerde yeterli denetim ve gözetim yapmadığı, çalışanların ya da malzemelerin düşmesini engelleyecek tedbirler almadığı gerekçesiyle asli kusurlu olduğunu belirtti.

Canan Balicak, mahkeme kararıyla ilgili, "21 bin TL babamın canına fiyat biçildi, bizi ailecek en çok bu zor duruma soktu. Aile olarak bir can bu kadar ucuz mu dedik" diyor.

İşçiler en çok yüksekten düşme sonucu ölüyor

Canan Balicak ve ailesi, yakınını bir inşaatta çalışırken kaybeden tek aile değil.

İSİG (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği) Meclisi verilerine göre 2020 yılında 2 bin 427 işçi hayatını kaybetti. Bu işçilerin yüzde 15'i inşaat ve yol sektöründe çalışıyordu.

Son 5 yılda çalışırken hayatını kaybeden işçi sayısı en az 11 bin 387, bu işçilerden en az 2 bin 399'u inşaat sektöründe çalışıyordu.

İSİG Meclisi üyesi, işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı Gökhan Turan, "Bu sayının insan olduğunu unutmadan değerlendirmek lazım. Öldürülen işçilerin çocuklarının, eşlerinin, anne ve babalarının olduğu düşünülmeli" diyor.

Turan iş cinayetlerinin nedenleriyle ilgili olarak, "İş cinayetinde hayatını kaybeden işçilerimizin ölmesine neden olan ihmaller incelenince yüksekten düşme sonucu ölümlerin oranı yüzde 42,87; sonraki sırada ise elektrik çarpması geliyor, burada ölüm oranı yüzde 12,2. Ölümlere neden olan kaza nedenleri sıralamasında malzeme düşmesi sonucu ölüm ise yüzde 10,47" açıklamasını yapıyor.

Denetimlerin eksikliği, yaptırımların uygulanmaması

Uzmanlara göre iş cinayetlerinin en büyük nedeni yasa ve yönetmeliklerin yetersizliği değil, denetimin olmaması ve yaptırımların uygulanmaması yüzünden iş kazaları ve cinayetleri gerçekleşiyor.

Turan, "Zorlanmayan denetim koşulları ve yaptırımların uygulanmaması, iş cinayetlerinin azalmasının önünde en büyük engellerden" açıklamasında bulunuyor.

Dev Yapı İş Genel Başkanı Özgür Karabulut, "Patronlar en küçük bir önlemi bile bir maliyet unsuru olarak gördükleri için gerekli tedbir ve önlemleri almıyor" ifadesini kullanıyor.

Karabulut'a göre iş kazalarına karşı caydırıcı cezai yaptırım uygulanmıyor ve işçiler ölümle burun buruna çalışmaya zorlanıyor:

"Bugün yeni bir önlemi bırakalım, işyerlerinde mevcut kanun ve yönetmelikler eksiksiz uygulansa ve uygulatılsa, devletin ilgili kurumları tarafından gerekli denetimler sıkı bir şekilde yapılsa, birçok iş kolunda yaşanan iş kazası ve iş cinayetleri yaşanmazdı."

'Etkin bir soruşturma yürütülmedi'

Ümraniye'deki şantiyede düşerek hayatını kaybeden Halit Balicak'ın kızı Canan Balicak, mahkeme sürecinin uzun sürmesini de eleştiriyor.

"Mahkemenin gün vermesi bile 9 ay sürdü" diyen Canan Balicak'ın beklentisi ise diğer iş kazalarına emsal teşkil etmesi için sanıklara hapis cezası verilmesiydi.

Balicak ailesinin avukatı Abdulkadir Argıllı, mahkeme kararına itiraz ederek üst mahkemeye gittiklerini belirtti.

Argıllı, "bir ölüm olayının etkin bir şekilde soruşturulmaması, sanıkların etkin şekilde cezalandırılmaması, devletin yaşam hakkını korumak konusunda üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmemesi" gerekçeleriyle Anayasa Mahkemesi'ne, sonra da gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmaya hazır olduklarını söyledi.

Avukat Argıllı, hakimin cezayı en üst sınırda verme iradesi göstermemesini de eleştirdi:

"Uzun süren bir hukuk mücadelemiz oldu. Her ne kadar verilen ceza istediğimiz gibi olmasa da bilirkişi raporlarını işverenin ve yöneticilerin suçlu olduğuna dair tescil ettirmiş olduk. Çünkü dava süresince birbiriyle çelişen birkaç rapor geldi.

"Başta savcılığın yürüttüğü soruşturma çok yetersizdi. Dava çok uzun sürdü. Halit Bey'in önlemler alınmadığı için düşerek vefat etmesiyle ilişkili bir dava üç yıl sürdü, daha üst mahkemeleri var bunun. Neredeyse 5-6 yılda neticeye bağlanabilecek. Makul sürede yargılama hakkı diyebileceğimiz anlamda bir problem var."

Kaynak, Canan Balicak

Fotoğraf altı yazısı,

Canan Balicak

İş güvenliği uzmanı soruşturulmadı

Avukat Argıllı, işverenlerin yönetmeliğe uygun bir şekilde yüksekten çalışma için gereken güvenlik önlemlerini almadığını ve Halit Balicak'a gerekli iş güvenliği eğitiminin verilmediğini öne sürüyor.

Şantiye şefi olan sanık L.Ö.'nün avukatı Tansu Öztok ise gerekli önlemlerin alındığı ve eğitimin verildiğini söyleyerek bu iddialara karşı çıkıyor.

Öztok, savcılığın iş güvenliği uzmanına takipsizlik kararı vermesine de itiraz ediyor:

"İş güvenliği uzmanı en kilit kişidir. Fakat enteresan bir şekilde iş güvenliği uzmanı hakkında takipsizlik kararı veriliyor savcılık aşamasında, ancak asıl sorumluluk ona ait. Kendisine takipsizlik verilince tüm sorumluluk benim müvekkilime kalıyor."

Sanık işverenlerin avukatı Tahir Kemal Bozkır da asıl sorumluluğun iş güvenliği uzmanında olduğunu iddia ederek mahkeme sürecinin sağlıklı ilerlemediğini aktarıyor:

"İş güvenliği uzmanının bulundurulma sebebi işverenin göremeyeceği önlemler içindir, iş güvenliği uzmanı tanık olarak dinlendi, sanık olarak dinlenmedi. Hangi güvenlik önlemi uygulanmadığı için suç istinat edildiği belli değil. Müvekkilim ne yapsaydı bu olmayacaktı sorusunun cevabı yok."

Bozkır, işverenlerin gerekli bütün önlemleri aldığını, Halit Balicak'a gerekli iş malzemeleri, iş kıyafeti ve baretin de verildiğini öne sürüyor.

Korkuluklar ve güvenlik ağları kurulmalı

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 2013 yılında yayımladığı Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği'ne göre seviye farkı bulunan ve düşme sonucu yaralanma ihtimalinin oluşabileceği her türlü alanda güvenlik önlemi alınmalı.

Yönetmeliğe göre bu çalışma yerlerinde güvenli korkuluklar, düşmeyi önleyici platformlar, bariyerler, kapaklar, çalışma iskeleleri, güvenlik ağları veya hava yastıkları gibi toplu koruma tedbirlerinin bulunması gerekiyor.

İşçi Halit Balicak'ın kızı Canan Balicak, "Babama baret verilmediği gibi ayağında ayakkabı bile yoktu. İş kıyafetini bile biz alıp veriyorduk babama. Olaydan sonra inşaata gittiğimde bana bile baret veremediler" iddiasını dile getiriyor.

Balicak ailesinin avukatı Abdulkadir Argıllı, "sanıkların bütün önlemleri aldıkları yönünde gerçek dışı savunmalarla cezadan kurtulmaya çalıştıklarını" öne sürüyor:

"Ceza hukuku sisteminde verilen cezaların caydırıcı ve mağdurlar yönünden tatmin edici olması gerekir, bir daha gerçekleşmesin ve bireylerde öç duygusu oluşmasın. 'Yargıya güveniyorum' diyebilsinler. Şu anki yasal düzenlemeyle mağdurların bunu diyebildiğini düşünmüyorum."

Dev Yapı İş Genel Başkanı Özgür Karabulut ise genel olarak iş cinayetlerine ilişkin davalarla ilgili olarak, "Hukuki süreçler ne kadar ağır aksak sürse, uzun yargılama süreçleri yaşansa da iş cinayetlerinde toplumsal bir sahiplenme olduğunda geç de olsa sorumlular cezalandırılabiliyor" diyor.